Adaylar ve aday tesbit noktasında bulunanlar

Vehbi KARAKAŞ

Cumhuriyet dönemi öncesinde belediyenin adı "şehremaneti", belediye başkanınki de "şehremini"ydi.

Şehremaneti, şehirin güvenilir kurumu, şehremini de, şehirin güvenilir insanı demektir. Şehrin yönetiminde söz sahibi olan her yetkili de bu kategoridedir.

-Neden acaba bu makamlara ve mekânlara isim verilirken “emin, emanet” kelimeleri kullanılmıştır?

-Çünkü makamlar ve yönetimler Allah’ın kullara verdiği birer emanettir. Allah, bu emaneti insanlara, Allah hesabına çalıştırsınlar diye vermiştir. Çünkü insan yeryüzünde Allah’ın halifesidir. Dolayısıyla yeryüzünü, Allah ahlakıyla bezenmiş biri olarak yönetmeye talip olacaktır. İnsan konumunun farkında olmasa da bu böyledir. Ahirette buna göre hesaba çekilecektir. Makamı büyük olanın sorumluluğu ve sorgulanması da büyük ve çetin olacaktır.

Aile reisliğinden, muhtarlıktan cumhur reisliğine kadar bütün makamlar ve yönetimler emanettir. Bu emanetlere layık görülenler emin ve güvenilir olmalıdır. Güvenilir olmayanlar bu makamlara ve mekânlara oturmamalı, oturtulmamalıdır. Güvenilir ve ehil olmayanların bu makamlarda oturması, hem oturana, hem de millete zulümdür.

Emanet ve emin kelimelerinde bir telkin, bir öğüt, bir nasihat var. Bu kelimeler, şehrin yönetimine getirilenlere demektedir ki:

-Şehrin sorumluluğunu üzerine aldın. Allah’ın Peygamberi ve onun halifelerinin makamına getirildin. Öyleyse:

1-Halkı, Peygamber ve halifelerinin ahlakıyla yöneteceğinden emin misin?

2-Yarın mahşer gününde bu ahalinin hesabı benden sorulacak. Öyleyse vazifemi hakça ve adaletle yapmalıyım, diye bir endişe var mı içinde?

3-Bu makamın, vebalinden kurtulmak, ahirette rezil rüsvay olmamak için, İmam-ı Azam’ın, kendisine teklif edilen “Kadı’l-Kudat=Hakimler hakimi” makamını reddettiğini, bunu kabul etmektense hapse atılmayı ve işkence görmeyi tercih ettiğini biliyor musun?

4-Yöneticilerde bulunması gereken:

a-Akl-ı selim sahibi olmak

b-Kabiliyet ve maharet (beceri)

c-İlim, bilgi ve birikim

d-Adalet

e-Cesaret

f-Basiret-Feraset (sorunları önceden görmek)

g-Dürüstlük

ğ-Sabır-Sebat

h-Affetmek

i-İstişare ve

ı-Kolay ulaşılabilir olmak

j-Hoş görülü olmak

k-Şikayetleri dikkate almak

l-Dağılmamak için dağıtmak (Yetki devri)

m-Yapıcı otorite sahibi olmak

n-Ödüllendirmeyi bilmek

o-Olumlu ve meşru değişime açık olmak ve

ı-Güzel ahlak… gibi meziyet, fazilet ve özellikler sen de var mı?

5-"Hırsızlık yapmış biri olarak huzuruma getirilen, kızım Fatıma dahi olsa idi, onun da elini keserdim."[1] diyebilecek dürüstlüğün ve adaletin var mı?

ADAY TESBİTİ NOKTASINDA SÖZ SAHİBİ OLANLAR

Belediye başkanlığı gibi makamlara ve sair yönetimlere aday tesbit ve tayin noktasında bulunanlara da “emin ve emanet” kelimeleri diyor ki:

-Seçtiğin ve seçeceğin insanları meziyetlerinden, faziletlerinden, adil ve güvenilir insanlar oluşundan dolayı seç ve getir; “Kötü de olsa benim adamımdır. Ne desem onu yaptırırım.” düşüncesinden uzak dur. Kendi menfaatini düşünüp de halkı zarara sokacak, halka sıkıntı ve eziyet verecek birini seçer ve getirirsen mahşer gününde bunun hesabını veremezsin, bütün ahalinin eli senin yakanda olur, rezil rüsvay olursun.

Sahabenin büyüklerinden Ebuzer Peygamberimizden bir vilayetin valiliğini yani şehreminliğini istemiş. Hz. Peygamber, elini Ebuzer’in omuzuna koymuş ve şöyle buyurmuştur:

“Ey Ebu Zer, görüyorum ki sen zayıfsın. İstediğin ( o yöneticilik görevi ise, bir emanettir. Onu hakkıyla alan ve görevini hakkıyla yapanlar hariç, Kıyamet Gününde bir utanç vesilesi ve pişmanlıktır.”[2]

Bir başka rivayette de Peygamberimiz Ebu Zer’i şöyle uyarmıştır:

يَا أَبَا ذَرٍّ إِنِّي أَرَاكَ ضَعِيفًا وَإِنِّي أُحِبُّ لَكَ مَا أُحِبُّ لِنَفْسِي لا تَأَمَّرَنَّ عَلَى اثْنَيْنِ وَلا تَوَلَّيَنَّ مَالَ يَتِيمٍ

“Ey Ebu Zer, görüyorum ki sen zayıfsın. Ben sana, nefsime önerdiğimi öneriyorum: İki kişi üzerine yönetici olma, yetim malını üstlenme.”[3]

Sevgili Peygamberimizin, halkı rahat ettiren yöneticilere duası, halkı sıkıntıya sokan yönetecilere de bedduası vardır. Şöyle niyazda bulunmuştur:

للَّهُمَّ مَنْ وَلِيَ مِنْ أَمْرِ أُمَّتِي شَيْئًا فَشَقَّ عَلَيْهِمْ فَاشْقُقْ عَلَيْهِ وَمَنْ وَلِيَ مِنْ أَمْرِ أُمَّتِي شَيْئًا فَرَفَقَ بِهِمْ فَارْفُقْ بِهِ

“Allah’ım, kim ümmetimin işini, yönetimini üstlenir, sonra da onlara sıkıntı verirse, sen de ona sıkıntı ver. Kim de ümmetimin işini ve yönetimini üstlenir, sonra da onlara iyi davranır ve onları rahata kavuşturursa, sen de ona iyi davran, onu huzura kavuştur.”[4]

Ey akıl sahipleri ibret alın!



[1] Buharî, Hudüd 12; Müslim, Hudüd 8, 9

[2] Müslim, K. İmârat, 3405

[3] Müslim, K. İmârat, 3404

[4] Müslim, K. İmârat, 3407

 

Yorum Yap
YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.
Yorumlar (2)
Yükleniyor ...
Yükleme hatalı.