Acılara tebessüm

Hakan YALMAN

Son zamanlarda ruhumun derinden etkilendiği iki olay yaşadım. Biri, iki hafta önce beynindeki tümörü tesbit etmiş genç bir radyolog arkadaşımın şifa dileği için arayan arkadaşı ile telefon görüşmesi kendi beynindeki tümörü muhteşem bir tevekkül hali ve sükûnet içinde anlatmasıydı. Bu tablo içinde bile yüzünde Âlemlerin Rabbi’ne dayanmış olmaktan kaynaklanan huzur yüzüne tebessüm şeklinde yansıyordu.

Diğeri ise, beraber çalıştığımız Filistin’li doktor kardeşimin bir kaç gün önce Gazze’de büyüdüğü evin bombalanması haberini kalbindeki huzur halinin yüzüne yansıdığı tebessümlü bir çehre ile vermesiydi. Geçtiğimiz Pazar sabahı Filistin için duâlarla sonlandırdığımız ve birlikte olduğumuz sabah namazının ardından bu kardeşimiz evi yıkılan abisi ile ilgili şunları nakletti: Büyük ağabeyim ile telefon görüşmesinde bana evi yıkılan ortanca ağabeyimin kendisinin imanını tazelemesine vesile olduğunu söyledi. Çünkü evinin yıkılmasından beş dakika sonra hiçbir şey olmamış gibi tevekkül içinde, okunan ikindi ezanının çağrısına uymuş ve huzur içinde namazını kılmış. Rabbi’ne tevekkül ve şükretmiş. Bunu anlatırken de doktor kardeşimin yüzünde huzur dolu bir tebessüm vardı. Bu tebessüm halleri gerçekten derinden etkilere ve izlere sahipti. Çünkü hayatın en ağır algılanan tablolarında bile Rabbi ile birliktelik algısından çehrelere yansıyor ve uhrevî âlemlerden izler taşıyordu. Sonsuz cemal ve kemal idrak edicilerin ve şuur sahiplerinin yokluğunda gizlenmişken varlığı kuşatma istidadındaki sınırsız muhabbetin içinde yer aldığı ilk atom tohumu büyük bir patlama ile çatladı ve o muhabbet bin bir yapraklı bir gül goncası gibi asırlara yayılan serüven içinde açmaya başladı. Âlemleri kuşatan rahmet bir gülün güzelliğinde, bir böceğin süslerle bezenmiş elbisesinde, varlık âleminde güzellik ve estetik anlamında ne varsa hepsinde ve en önemlisi gül-ü Muhammedi’de (a.s.m.) tecessüm etti. Âlemdeki bütün güzellikler estetik kavramının oluşmasına hizmet eden her türlü incelikler aynı Şems-i Ezeli’nin rahmet tarzında yansımasından eşya gerisinde gizli bin bir isimden rahmet ve cemale ayineliğinden kaynaklandı.

İlk patlama belki de en önemli boyutu ile kabına sığmayan önündeki yokluk setlerini yıkarak taşan ve maddî âlem içinde çağlayan sonsuz bir rahmetin açığa çıkışının ta o zamanlardan günümüze kadar yankılanan sesiydi. O patlama içinde milyarlarca yıl sonrasının kafa taslarını saran lâtif örtülerde binlerce kasla buluşup yüzlerde rahmetin yansımasına asırlarca öncesinden varlığın en ulvî gayesi olan rahmete ve sevgiye ayinelik için kasılacak ve gevşeyecek olan kaslarla buluşacak mineraller kalsiyumlar, sodyumlar ve potasyumlar gizliydi. Uzayın sonsuz gibi gözüken boşluğunda savrulup uçuşarak o ana, kasların kafa taslarının, ve onları şekillendirecek merkezî mekanizma olan beyinlerin buluşmak için sabırsızlıkla beklediği niyet ile buluşmak üzere milyarlarca yıl öncesinden ve kâinatın çok uzak mesafelerinden koşarak geldiler. Bütün bu işleyişlerin niyet ile buluşmasının ardından yüzlere yansıyan muhteşem bir manzara varlığı kuşatan sonsuz rahmetin çehrelerde tebessüm gülleri şeklinde açması ve maddî âlemi kuşatan sevginin cesedin işleyişi ile buluşması anlamında muhteşem bir manzara ortaya çıkacaktır. O manzara hem yansıdığı cesede hem de sonsuz rahmeti yansıttığı şuurlara tarif edilmez bir huzur kaynağı ve kâinatı kuşatan sevgi ile bütünleşmekten ve varlığın ahengi ile uyum içinde olmaktan dolayı ruhlarda büyük bir sükûn sebebi olacaktır.

Dünyamızı şenlendirmek ve sosyal ahenk ve refah için satın alabileceğimiz en ucuz şeylerden biri yüzlerimizde sonsuz rahmetin tebessüm şeklinde yansıması olmalıdır. Hem tebessüm edenin hem de o tebessüme gözleri ile şahit olanın ruhlarına ılık bir meltem serinliği, ruhlarda lezzeti tarif edilmez bir huzur ve varlığın genel ritmini yakalamış olmanın verdiği bir dinginlik ortaya çıkacaktır. Bu, ilk patlamanın en önemli sebeplerinden olması muhtemel mukaddes bir sevgiden güneşe, güllere ve âlemin en güzide gülü Hazret-i Muhammed’in (a.s.m.) yüzüne ve ruhuna yansıyan bir güzellik ve sevgi seliyle bütünleşmek anlamına gelecek ve karşı çehreleri de aynı bütünlüğe dâvet edecek tahrik edici bir dâvet olacaktır.

Yaşadığımız âlemi daha mutlu hale getirmenin en etkili yollarından biri ve belki de en önemlisi varlığın genel ritmine uyum sağlamak ve olabildiğince mümkün olan her fırsatta tebessüm etmektir. Yüz kaslarının çoğunun tebessüm için kullanılmak üzere verildiğine dair fizyolojik veri de fıtratın bu tezimizi doğrulaması şeklinde algılanabilir. Yine her tebessümde mutluluğun bedendeki maddî boyutunu ifade eden seretoninde artışa yol açması aynı teze fıtratın vurduğu başka bir damga olarak kabul edilebilir. Asık suratlar, somurtganlıklar abus çehreler fıtratın aleyhine işleyen âlemin genel ritmi içindeki çatlak sesler, rahmetin Şems-i Ezeli’den bütün varlıklara ve cesetlere yansımasının önündeki engellerdir. Bu anlamda insanlığın refahında topyekûn dünya mutluluğunda sonsuz rahmetin sosyal hayata yansıması anlamına gelecek olan tebessümün yaygınlaşması çok önemli olmalıdır. Bu önem belki ekonomik kalkınmanın ve maddî refahın da önündedir.

Sosyal hayatta mutluluğun kaynağı sevgi lisanının hakim olmasıdır. Bu lisanın en kolay ve etkili dile getiriliş şekli de tebessüm olsa gerektir. İş yerlerimizde, evlerimizde, sokak ve caddelerde, toplu ulaşım vasıtalarında özel ve resmî iş kurumlarında hep mütebessim olduğumuz, herkesin yüzünde sonsuz rahmetin yansıdığı bir sosyal hayatta depresyonlar, stresler, anksiyeteler ne derece yer bulabilir? Başta kendimizden ve sonra çevremizden ve dostlarımızdan bu güzellikleri esirgemeyelim. Yüz kaslarımızı fıtri halleri olan tebessüm şeklinde tutmaya çalışalım. Bir müddet sonra artık bu çehremizin vazgeçilmez hali olacaktır. Bu hal ise çevremize, diğer insanlara verebileceğimiz en güzel hediye ve en değerli sadaka olacaktır. En başta kendi mutluluğumuz ve sonra dünya mutluluğu için ilk adım selâmın ve tebessümün yaygınlaştırılması olmalıdır. Hele de hayatın en zor anlarında bile ruh ve kalpten yüze yansıyan tebessümler şu âlemin en güzel tabloları olsa gerektir. Bu tebessümlerin tesirleri o derece derindir ve etkilidir ki şu âlemin karmakarışık ve dehşet verici tabloları içinde sonsuz rahmetin hissedilmesine ve devamına en büyük vesilelerdir denebilir.

Yeni Asya

İlk yorum yazan siz olun
YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.