Avrupa Birliği (AB) hukuku uzmanı Prof. Dr. Piet Jan Slot, Avrupa Birliği Adalet Divanının vize konusunda tavrının net olduğunu belirterek, ''Her zaman için hukuk kitaplarında değil, uygulamadaki duruma bakılmasını tavsiye eder. Referans noktası olarak da somut uygulamaları temel alır. Böylece Türk vatandaşları için vize yükümlülüğünün olmadığını ortaya koyabiliyoruz'' dedi.
İktisadi Kalkınma Vakfı (İKV) tarafından Levent'deki TOBB binasında düzenlenen ve AB üyesi devletler tarafından Türk vatandaşlarına uygulanan vize konusun AB hukuk kuralları kapsamında ele alındığı toplantıda konuşan Slot, 28 Ocak 2010'da, Hollanda Göç ve Sığınma Bakanlığından parlamentoya yazılan mektubun vize konusunda çok yeni bir karar özelliği taşıdığını dile getirerek, Hollanda'nın mektupta ''Soysal'' davasından etkilenen AB üye ülkeleri arasında yer almadığını belirtiğini söyledi.
''Bu nedenle de Hollanda'nın vize politikasının, Türk hizmet sağlayıcılarını etkileyecek şekilde değişmediği söyleniyor. Kararda her ne kadar 'Soysal' davasından etkilenilmediğinin altı çizilse de bir yandan da nihai karar yargıçlara bırakılıyor'' diyen Slot, ''Soysal'' davasına konu olan Türk vatandaşına, uygun vizesi olmadığı gerekçesiyle Hollanda'ya giriş izni verilmediğini ifade etti.
Prof. Dr. Slot, ''Soysal'' davasının aslında temel argümanının, Katma Protokolü'nün ''Standstill'' hükmü olduğunu vurgulayarak, ''Bu hüküm gereğince üye ülkeler ülkeye giriş koşullarını daha da geriye götüremezler'' dedi.
Katma Protokolü'nün yürürlüğe giriş tarihinin 1 Ocak 1973 olduğunu dile getiren Slot, ''Her bir üye ülkenin, o tarihte vize uygulayıp uygulamadığına bakması gerekiyordu'' dedi.
Hollanda'nın 1973 tarihinde Türk vatandaşları açısında vize alma yükümlülüğü olmadığına ve Hollanda hükümetinin o tarihlerde Türk vatandaşlarına yönelik vize alma yükümlülüğü olup olmadığını hala araştırdığına işaret eden Slot, şöyle devam etti:
''Oysa mahkeme kararında, 'Madem hükümet 2 senedir o dönemde vize alma zorunluluğunun olup olmadığını araştırıyor ve somut bir cevap ortaya koyamıyor, o zaman vize alma zorunluğu yoktur' sonucuna varıyor. Sonuç olarak bakanlık kararı reddedildi ve hükümet şu anda yeni bir karar almak zorunda. Hükümet tarafından parlamentoya yazılan mektupta hukuki açıdan garip bir argümantasyon görüyoruz. Aslında diyorlar ki 'Uygulamaya baktığımızda vize zorunluluğu yoktu. Ancak resmi açıdan böyle bir yükümlülüğü biz uygulamaya koyabilirdik. Bu sebeple vize gereklidir' gibi hukuki açıdan takip edilemeyen bir gerekçeyle karşımıza çıkıyorlar. Adalet Divanının ise bu konuda tavrı nettir. Her zaman için hukuk kitaplarına değil, uygulamadaki duruma bakılmasını tavsiye eder ve referans noktası olarak da somut uygulamaları temel alır. Böylece Türk vatandaşları için vize yükümlülüğünün olmadığını ortaya koyabiliyoruz. Böylesine hassas bir siyasi konuda ise topluluk hukukunun ne öngördüğü oldukça sağlam bir yasal temele oturtulmuştur.''
-''AYNI DURUM ALMANYA İÇİNDE GEÇERLİ''-
Kuralların izin vermesi halinde bile mevcut durumun geriletilemeyeceğini belirten Slot, bunun aksinin hukuk dışı bir durum ortaya çıkaracağını söyledi.
Prof. Dr. Slot, aynı durumun Almanya için de geçerli olduğunu belirterek, ''Şunu görüyoruz temel olarak, aslında hukuki durum, çerçeve son derece net. Mahkeme kararları da bunu doğrular nitelikte. Ancak hükümetlerin direnç göstermesi ve bir anlamda ayak diremesi söz konusu. Aslında hükümetler tarafından bazı yöntemlerle yasal kararların çevresinden dolanma durumu var'' dedi.
Ancak üye ülkelerin hükümetleri nezdinde son derece bir isteksizlik söz konusu olduğunu ifade eden Slot, şunları kaydetti:
''Özellikle içtihadı uygulama konusunda son derece isteksiz ve çekimser bu durumdalar. Bu sebeple somut adımlar atılabilmesi için daha çok yasal kararlara ihtiyaç var. Şu anda mevcut duruma baktığımızda çok iyimser olamıyorum. Bütünüyle karamsarlığı da kapılmamak gerekiyor. Ne yazık ki Avrupa Komisyonu, üye ülkelerin AB hukukunu yorumlamasında aktif bir rol oynayamadı. Bu konudaki baskılar hukuki ve siyasi alanda sürdürülmeli. Mevcut mahkeme kararlarına rağmen, konunun nihai çözümü hükümetlerde bitiyor. Sınır polisine net bir şekilde 'Ülkeye girişte Türk vatandaşlarından vize istenmeyecektir' talimatı vermesi gerekiyor.''
-MAL DOLAŞIMI-
İKV Başkanı Prof. Dr. Haluk Kabaalioğlu da yaptığı açılış konuşmasında, 1980'li yıllardan bugüne pek çok AB ülkesinin Türkiye'ye uyguladığı vizenin standstill ilkesiyle çeliştiği fikrini savunduklarını, bu fikrin doğruluğunun ancak ''2009 Soysal kararı'' ile anlaşılabildiğini söyledi.
Özellikle 1995 yılında Türkiye ile AB arasında bir gümrük birliği tesis edilmesinin ardından malların serbest dolaşımının sağlandığını anlatan Rrof. Dr. Kabaalioğlu, ancak vize uygulaması sebebiyle o malları satacak olan kişilerin söz konusu malları teşhir edecekleri fuarlara gidememeleri, ihale için öngörülen tarihleri kaçırmaları gibi sorunların ortaya çıktığını ifade etti.
Haber 7