Risale-i Nur Tarihinde Sarıklı Gençler-3

Abdulkadir ÇELEBİOĞLU

Cümleyi tekrar ele alalım;

"Sarıklı küçük genç bir zât ise; Hulusî'ye omuz omuza verecek belki geçecek birisi, nâşirler ve talebeler içine girmeye namzeddir. Bazılarını zannederim, fakat kat'î hükmedemem. O genç, kuvve-i velayetle meydana atılacak bir zâttır. Sâir noktaları sen benim bedelime tabir et." (Mektubat, s. 350)

Bir önceki yazıda "Hem zaman tabir etti ve ediyor..." (Mektubat, s. 349) cümlesinde geçen "ediyor" ifadesi, rüyanın istikbâle de bakan işaretlerinin de var olduğunu göstermektedir.

"...sonra çıkacak." (Mektubat, s. 350) ifadesinden de anlaşılıyor ki; saff-ı evvelin devamı mânâsında olan mu’temed tâife zamanında teknik cihazlar gelişecek, i̇nternet, sosyal medya ile Kur'ân - îmân hizmeti inkișaf edecek ve o teknik gelişmeler vesilesiyle hakaik-ı Kur’âniye olan Risale-i Nur derslerinin bütün dünyaya tebliği devam ettirilecek.

"Sarıklı küçük genç bir zât ise; Hulusî'ye omuz omuza verecek belki geçecek birisi, nâşirler ve talebeler içine girmeye namzeddir." ifadelerinde geçen "Sarıklı" olması ile alâkalı çeşitli yorumlardan istifade ederek anlamaya çalışabiliriz.

Şöyle ki;

«İslâm cemiyetinde sarık en yaygın ve en üstün dinî bir kisvedir.

Evet, en mühim ve en zâhir şeâirden olan sarık (imame) hakkında gelen ehadîste, şeâir ciheti daha çok nazara verilmiştir. Bir hadîs mealinde: “Camilere sarıklı olarak gitmek, müslümanların simasından (alâmetinden)dir” buyurulur. (Ramuzu'l-Ehadîs, s. 5)

“Yine İncil’de "Sahibü't-Tâc"dır. Evet "Sahibü't-Tâc" unvanı, Resûl-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm’a mahsustur. Tâc, ımame yani sarık demektir.” (Mektubat, s. 170)

Yani İncil, Peygamberimizi (asm) şerefli sarık alâmeti ile nazara veriyor.

Sarığın muhafazası uğrunda ve sarığa karşı çıkarılan şapkaya muhalefetle idamı göze alan Bediüzzaman Hazretleri'nin bir hadisesi şöyle nakledilir:

“İslâmî kıyafeti kat’iyyen ve aslâ tebeddül etmeyen ve kıyafetine ilişmek isteyen ve sonra kendi kendini öldürmekle tokadını yiyen Nevzad isminde Ankara valisine: 'Bu sarık bu başla beraber çıkar' tarzında konuşarak boynunu göstermesi…” (Emirdağ Lâhikası - 2, s. 19) sarık uğrunda gösterilen şehamet-i imaniyenin ibretlik bir hadisesidir.» (Bkz. https://risaleinur.online/dersler/S/sarikli-genc/sarikli-genc.php)

«...sarıklı genç tabirinin bir işarî mânâsı olarak, bid’alara karşı ve şeâiri korumada hassas ve gayretli Nurun keyfiyetli şahs-ı manevîlerine işaret ettiği düşünülebilir. Nurculuk hareketinin bu tarz muhafızlarının muhalifleri olduğu gibi müdafileri de olur. Kadın-erkek bütün müdafiler, bu şahs-ı manevîde manen ortak oldukları gibi böyle şahs-ı manevîyi de onlar teşkil ederler.» (Bkz. https://risaleinur.online/dersler/S/sarikli-genc/sarikli-genc.php)

Daha önce de ifade ettiğimiz üzere şahs-ı manevî şahıslardan oluşur. Üstâd Bediüzzaman'ın ifadesinde geçen "sarıklı genç" ifadesine bu nazarla bakmak yerindedir. Sarık, "bid’alara karşı ve şeâiri korumada hassas ve gayretli" olmaya işaret ediyor denilebilir.

Cümlede “…nâşirler ve talebeler içine girmeye namzeddir” ifadesiyle bildirilen: Nurun derslerini neşretme, şahsa bağlılık yerine kitaba bağlı kalma, yani talebelik sıfatına tam sahip olmak şarttır ve bu hükümler külliyattan alınan sarîh hükümlerdir.» (Bkz. https://risaleinur.online/dersler/S/sarikli-genc/sarikli-genc.php) denilmiştir. Burada daha geniş mânâda ele alınarak tüm sâdık Nur Talebeleri için bir model olması fikrine de, müteaddid kişiler olması görüşüne de yol vermektedir. Buna ek olarak şahıs olarak düşününce ki "şahs-ı manevînin oluşturduğu şahıslar zaten 'nâşirler ve talebeler' içindedir, neden 'girmeye namzed' olsun?" sualini akla getirir. Şahıs olarak düşününce, yeni bir yol ihdas eden değil, Risale-i Nurlar'ın esasatına tam muvafık hareket edenlerin bu mânâya denk düştüğü söylenebilir.

"Bazılarını zannederim, fakat kat'î hükmedemem." cümlesi ile Nurculuk hareketinin zaman zaman zaafa düştüğü ve asliyetini muhafaza etmek ihtiyacının doğduğu devrelerde, muhafızlık hareketine, yani şahs-ı manevînin teşekkülüne vesile olan bazı hamiyetkâr şahıslara da müşevvikane işaret olabilir. Yani Üstâd Bediüzzaman Hazretleri, böyle muhafız bir şahs-ı manevîyi umûm zaman ve mekânlara teşmil ve teşvik için muayyenlik vermiyor diye anlaşılabilir. Bu cümleler de şahıs olduğu mânâsına ağırlık verir ki, Üstâd Bediüzzaman "Bazılarını zannederim, fakat kat'î hükmedemem." demiştir zaten.

Paragrafın sonunda Üstâd Bediüzzaman, Hulusî Bey'e şöyle diyor; "Sâir noktaları sen benim bedelime tabir et." Bu cümleden hareketle Hulusî Bey'e "sarıklı genç" hususunda sorulan sorulara verdiği cevaplar mühimdir. Onları derleyip bir araya getirir isek mevzû hakkında daha şümûllü düşünmemize vesile olabilir;

«Hulusî Bey, bu mes’elede bazı zatların sun’î şekilde kendilerini o sarıklı genç tasavvur etmelerine üzülüyordu. Ve “Halbuki o mes’ele sun’îlikten uzak olması lâzımdır. Hem de herkesin o olabilme ihtimali vardır. Onu inhisar altına almamak lâzımdır. Edenler ne oldu sanki!.. Evet, herkes evvela gençtir. Ve her bir genç Nur Talebesi de o olabilme imkânı vardır. Bu açık kapılı ihtimal içindir ki, her zaman da öylesi ferdlerin çıkması mümkündür.” demiştir. (Bkz. https://risaleinur.online/dersler/S/sarikli-genc/sarikli-genc.php) Buradaki "herkesin o olabilme ihtimali vardır" cümlesi şahıs olduğuna, "her bir genç Nur Talebesi de o olabilme imkânı vardır" ifadesi de model olma görüşüne bakmakla beraber "her zaman da öylesi ferdlerin çıkması mümkündür" denilerek de birden çok şahıs olabileceğine işaret etmektedir.

Bir başka ifadesinde ise Hulusî Bey şöyle demiştir; "Sarıklı genç zât; bana âlem-i mânâda görünen meczub Şeyh Mustafa’dır. O da vefat etmiştir. Üstâd'ın tabirinde bahsettiği gençler, o tarihten sonra Risale-i Nur dairesine giren genç ve meşhur hidematta bulunan mübarek kardeşlerimizdir. Bir kişi demek değildir. Kanaatim böyledir." (https://www.hulusiyahyagil.com/126-sarikli-genc-kimdir/) Üstâd Hazretleri'nin "Sâir noktaları sen benim bedelime tabir et" dediği Hulusî Bey bu şekilde "tabir et"miș ve "Üstâd'ın tabirinde bahsettiği gençler, o tarihten sonra Risale-i Nur dairesine giren genç ve meşhur hidematta bulunan mübarek kardeşlerimizdir. Bir kişi demek değildir." diyerek kanaatini ifade etmiştir. Bir başka mektubunda da "Mektubat’taki rüyada bahsi geçen genç sarıklı, birkaç sene evvel vefat etmiştir. Allah rahmet eylesin. Âmin.» (https://www.hulusiyahyagil.com/28-sarikli-genc/?hilite=%27Sar%C4%B1kl%C4%B1%27%2C%27gen%C3%A7%27) demektedir. Yine bu hususta sorulan suâle verdiği başka bir cevabı da şu şekildedir; "28. Mektub’ta bahsi geçen sarıklı zât Eğirdirli Merhum Hacı Aziz'in Hâfız Mustafa idi. Onun bazı taşkınlıkları genç bir çocuk vaziyetinde âlem-i mânâda bize görünmüştü. Risale-i Nur’u gayet perişan bir yazı içerisinde ilk defa bu merhum zâtta görmüştüm ve onun tavsiyesiyle Üstâd’la muhabereye ve görüşmeye muvaffak olmuştum. Fakat Üstâd'ın tabiri zaman göstermiştir ki; Nur’lara çok genç ve faal simalar sahip çıkmışlar bu kudsî hizmeti benimsemişlerdir. Kimdir? Sualine arzu ettiğiniz katiyette cevab vermeye mesleğimizin esası olan ihlas manidir." (https://www.hulusiyahyagil.com/149-bu-bab-da-bir-sura-da-dusunulemez/?hilite=%27Sar%C4%B1kl%C4%B1%27%2C%27gen%C3%A7%27) İlk başta aslında o zâtın "âlem-i mânâda gör"düğü "meczub Şeyh Mustafa" yani "Eğirdirli Merhum Hacı Aziz'in Hâfız Mustafa" olduğunu söylüyor. Tabiri olarak ise devamında Hulusî Bey, "Üstâd'ın tabiri zaman göstermiştir ki; Nur’lara çok genç ve faal simalar sahip çıkmışlar bu kudsî hizmeti benimsemişlerdir." diyerek bizlere mûtedil bir bakış açısı summaktadır. Burada da "müteaddid şahıslar" mânâsına kuvvet veren ifadeler olduğunu görmekteyiz.

Hulusî Bey aynı zamanda bu rüyanın tabiri cihetinde Üstâd Bediüzzaman'ın ifadelerinin "birçok gençleri ümide ve gayrete getirdi"ğinden (Bkz. https://www.hulusiyahyagil.com/29-sarikli-genc-ve-ustadin-vazifesini-devralmak-hakkinda/) bahsetmektedir. Çok da yerinde bir ifadedir ve bu ifadelerin de "Nur Talebelerini șevke getirip hizmete teşvik" mânâsına baktığı söylenebilir.

Buraya kadar alâkalı paragrafı cümle cümle ele almış olduk.

(Devam Edecek)

Yorum Yap
YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.
Yorumlar (10)
Yükleniyor ...
Yükleme hatalı.