ABD Dışişleri Bakanlığı'nın hazırladığı insan hakları raporunda, ifade özgürlüğüne yönelik kısıtlamaların internete de ulaştığı, mahkemelerin yaklaşık 1475 ayrı meselede internet sitelerine ulaşımı bloke ettiği belirtildi.
ERGENEKON DAVASI ve DİNİ ÖZGÜRLÜKLER
Temmuz ayında savcıların İstanbul'da, önde gelen asker, işadamı ve basın mensuplarından oluşan 90 kişiyi, seçilmiş hükümeti devirmeye çalışma suçuyla yargıladığı Ergenekon Terör Örgütü davası da raporda yer aldı.
Müslüman olmayan dini grupların, dinlerinin gereğini açık ve özgür bir şekilde yaşama, mal sahibi olma ve dini liderlerini yetiştirme konusunda kısıtlamalarla yüz yüze kalmayı sürdürdüğü belirtildi.
Üniversitelerde başörtüsü yasağının devam ettiği ancak bazı üniversite mensuplarının, sınıflarda öğrencilerin başını örtmesine izin verdiği, bazı kadınların türban yerine peruk taktığı belirtildi.
İFADE ÖZGÜRLÜĞÜ
Nisan ayında hükümetin, Türk Ceza Kanunu'nun 301'inci maddesini yeniden düzenleyerek ifade özgürlüğüne yönelik kısıtlamaları azalttığı da raporda yer aldı. Temmuz ayında yine hükümetin, Türkçe olmayan dillerde devlet televizyonunda yayın yapma konusunda kısıtlamaları kanunla azalttığı da ifade edildi. Hükümetin, Aralık ayında, 24 saat Kürtçe yayın yapılmasının önünü açtığı, Alevi nüfusunun sorunlarını tanıma ve giderme yönünde adımlar attığı vurgulandı.
Raporda, insan hakları ve hükümet politikaları konusunda yoğun tartışmaların devam ettiği, bunlar arasında, ''AB üyelik süreci, ordunun rolü, İslam, siyasi İslam, Kürt kökenli Türkler, diğer etnik ve dini kökenli azınlıklar, Osmanlı İmparatorluğu'nun son döneminde Türk-Ermeni çatışmasının tarihine ilişkin tartışmaların bulunduğu'' belirtildi.
İnternete ulaşımla ilgili kısıtlamalara da değinildi ve ''YouTube'' internet sitesinin, Atatürk ile ilgili bir karikatür videosundan sonra bloke edildiği anlatıldı.
Gazi Üniversitesi profesörlerinden Atilla Yayla'nın, Kemalizm ile ilgili sözleri yüzünden 1 buçuk yıl hapis cezasına mahkum edildiği ancak mahkemenin daha sonra, aynı suçu iki yıl içinde yeniden işlemezse cezayı iptal etmeyi önerdiği de raporda yer aldı.
Raporda, Türk kanunlarının tek bir milli kimliği kabul ettiği ve diğer milli veya etnik azınlıkları kabul etmediği belirtildi. Buna karşın bir çok vatandaşın kendisini ''Kürt kökenli'' olarak tanımladığı ve Kürtçe konuştuğu, bunun da taciz, sansür ve yargılamalara yol açtığı savunuldu.
Haber7