Cumali Önal'ın haberi;
Tunus, Mısır, Libya ve Yemen, geçiş sürecini tamamlayarak istikrara kavuşmayı bekliyor. Diktatötünü deviren beşinci ülke olmak isteyen Suriye’de de kanlı rejimin 2014’ü göremeyebileceği kaydediliyor.
2011 yılını devrimler, 2012’yi kaos ve belirsizliklerle geçiren Arap dünyasında 2013’ün toparlanma yılı olması bekleniyor. Mısır’da siyasî istikrarsızlık büyük ölçüde aşılırken, kabileler arası çatışma beklenen Libya istikrara kavuşma yönünde güçlü işaretler ortaya koyuyor. Tunus ve Yemen’de merkezî hükümetler hızla toparlanma sinyalleri veriyor. 40 binden fazla sivilin katledildiği Suriye’de ise muhaliflerin Beşşar Esed’e karşı güçlerini dengelemesi, kanlı rejimin bu yılın sonunu göremeyebileceğine dair umutları artırıyor. Geçtiğimiz yıl olduğu gibi 2013’te de Mısır’ın demokrasiye geçiş sürecinde atacağı adımlar çok yakından takip edilecek. Parlamento ve cumhurbaşkanlığı seçimlerinin yanı sıra tarihinin ilk demokratik anayasasını da sonuçlandıran Mısır, önümüzdeki süreçte daha çok ekonomik reformlara ağırlık verecek.
Arap Baharı ile birlikte daha önce de bozuk olan ekonomisi tamamen dibe vuran Mısır yapacağı reformlarla ilk etapta yabancı yatırımcıyı çekmeye çalışacak. Konumu, potansiyeli, çevresindeki ve bölgesindeki ülkelerle ticarî anlaşmalarının yanı sıra Arap dünyasının lideri olması Mısır’a muazzam bir üstünlük sağlıyor. İki ay içinde yapılması planlanan Halk Meclisi seçimleri ile ülkenin demokrasiye geçiş süreci tamamlanmış olacak.
Arap Baharı’nın doğduğu ülke olmakla övünen Tunus’un geçtiğimiz yılın son çeyreğinde tamamlamış olması gereken anayasa sürecini büyük ölçüde bu yıl bitirerek referanduma götürmesi bekleniyor. Ülkede zaman zaman tansiyonun yükselmesine sebep olan sürecin sona ermesi ile halk yeniden sandık başına giderek yeni parlamentoyu seçecek. Ekonomik olarak ise ülke özellikle komşu ülkeler Cezayir ve Libya ile yaptığı anlaşmalarla dikkat çekiyor. Zengin komşularının sahip olduğu yer altı kaynaklarından elde ettiği servetin bir kısmını çekmek için çabalayan Tunus, aynı şekilde Türkiye ve diğer Avrupa ülkeleri ile de yakınlaşma stratejileri izliyor.
Zaman zaman bölünme endişeleri ile gündeme gelen Libya da yeni anayasaya kavuşmak için büyük bir gayret gösteriyor. Ancak Tunus ve Mısır’dan farklı olarak devleti sil baştan inşa eden ülkede hâlâ silahlı gruplar ve halkın elindeki toplanamayan silahlar en büyük endişeyi oluşturuyor. Fakat istikrarı sağlamak için elindeki muazzam kaynakları kullanmaktan çekinmeyen Libya’nın gittikçe düşen tansiyonu büyük ölçüde bitirmesi ve Kuzey Afrika’nın Dubai’si olmak için pek çok mega projeyi bir anda yürürlüğe koyabileceği belirtiliyor.
Arap Baharı’nın en zayıf halkası olarak adlandırılan Yemen de geçtiğimiz ay attığı sürpriz bir adımla eski lider Ali Abdullah Salih’in oğlu ve yeğeni de dahil ordu içinde gerginliklere sebebiyet veren pek çok tartışmalı ismi görevinden aldı. El Kaide’ye karşı yürütülen mücadelenin asli unsuru ve Kuzey-Güney bölünmesini engelleyecek panzehir olarak gösterilen ordudaki reform sürecinin tamamlanmasıyla yönetimin ekonomik ve mezhepsel sorunlara daha fazla odaklanması bekleniyor. Katliamlarını ağırlıklı olarak hava gücüyle sürdüren Esed rejiminin ise sayılı günleri daha da azaldı. Hem muhalefetin güçlenmesi ve birlikte hareket etmesi hem de uluslararası kamuoyunun baskısı karşısında Esed rejiminin bu yılı da çıkarmasının çok zor olduğu ifade ediliyor.
Ancak bölgede diktatörünü uzaklaştıran ilk ülke olarak bilinen Irak’ta ise Nuri el-Maliki yönetiminin izlediği postmodern diktatöryal politikaların ülkeyi parçalanmanın eşiğine getirmesinden endişe ediliyor.
Zaman