Sultan III. Ahmed’in kızı ve Sadrazam Nevşehirli Damad İbrâhim Paşa’nın hanımı Fatma Sultan, kocası Cağaloğlu’na bir saray yaptırırken yanında harap hâlde bir mescit olduğunu görünce kalbi burkuldu. Hayırsever Hanım Sultan, cebinden para harcayarak Nedim’in mısralarıyla anlattığı üzere 1728’de “O sâat emr edip bu ma‘bed-i zîbâyı yaptırdı”. Patrona Halil ayaklanması ile babası tahttan indirilip kocası öldürülen Fatma Sultan, üç sene sonra 29 yaşında hayata gözlerini kapadı. İnşa ettirdiği mabedin hikâyesi de kendisininki gibi oldu.
SULTAN ABDÜLHAMİD SOHBETE KATILIYORDU
Babıali’deki Cami, 1755’te bir gece çıkan Hocapaşa yangınında zarar gördü, yirmi sene sonra yıldırımla tahrip oldu. Defalarca tamir edilen cami, 1826’da tekrar yanınca Sultan II. Mahmud tarafından ihya edildi.
Mabet 1863’ten sonra ise Ahmed Ziyâeddin Gümüşhânevi Efendi’nin kurduğu tekkenin merkezi oldu. Camiye ilave edilen binalarla tasavvufun İstanbul’daki kalbi hâline geldi. Gümüşhanevi Tekkesi, Osmanlı elitlerinin devam ettiği bir irfan merkezi oldu. Sultan Abdülhamid de buradaki sohbetlere iştirak etti. Ancak Cumhuriyet’in ilanından sonra 1925’te tekke kapatıldı, cami ise “kadro harici” ilan edilerek ibadete izin verilmedi...
CAMİ VE TEKKENİN BİR KISMI ASKERÎ ELBİSE DEPOSU YAPILDI
Derken cami ve tekkenin bir kısmı askerî elbise deposu yapıldı. Harem ve selâmlık kısımları ise yatakhane oldu. Nihayetinde harabeye döndü. Cami, yol için yapılan yıkımlarda 1956’da tamamen ortadan kaldırıldı.
Şimdi ise İstanbul Valiliği ile Mahmud Es’ad Coşan Vakfı’nın yürüttüğü çalışmalar sonucunda rekonstrüksiyon yönetimiyle küllerinden doğdu. Tarihî yapı, arşiv fotoğrafları ve vesikaları ışığında aslına uygun şekilde günümüze taşındı. Toplam 1.101 metrekarelik yapı alanında cami, idari bina, kütüphane ve sergi salonu yer aldı.
Türkiye