Hak-İş Başkanı Mahmut Arslan, İşçi Bayramı'nın uzun yıllar kavga ve gerilim sebebi olduğunu belirterek, "1 Mayıs'ın tatil edilmesi büyük bir adımdı. Bu adım gerginliği ciddi şekilde düşürdü." dedi.
Hak-İş'te 16 yılın ardından yönetim değişti. Salim Uslu'nun milletvekili adaylığı için istifa etmesinin ardından Hak-İş başkanlığına Mahmut Arslan seçildi. Hizmet-İş'in de başkanı olan Arslan, 1 Mayıs, sendikacılığın geleceği, sendikaların ölü ve emeklileri üye göstermesi gibi temel sorunları Zaman'a değerlendirdi. 1 Mayıs'ın uzun yıllar kavga ve gerilim sebebi olduğunu belirten Arslan, Taksim'in kutlamalara açılmasıyla birlikte geçen yıldan itibaren tansiyonun düştüğünü anlatıyor. Bu yıl 5'i konfederasyon olmak üzere 8 sivil toplum kuruluşu olarak ortak bildiri hazırladıklarını dile getiren Hak-İş Başkanı, "1 Mayıs'ın tatil edilmesi büyük bir adımdı. Bu adım gerginliği ciddi şekilde düşürdü." diyor. Bu sene 1 Mayıs'ın pazar gününe denk gelmesi nedeniyle de trafik sorunu yaşanmayacağını, bayram havasında geçeceğini söylüyor.
Hak-İş Başkanı, Türkiye'de artık sadece kamuda örgütlenerek sendikacılık yapılamayacağını düşünüyor. Arslan, yeni dönemde Hak-İş olarak özel sektörde örgütlenmeye büyük önem vereceklerini dile getirdi. Türkiye'de çalışan sayısının sürekli artmasına karşılık sendikalı işçi sayısının sürekli azaldığına dikkat çeken Arslan, "SGK kayıtlarına göre sigortalı çalışan işçi sayısı 9,5 milyon civarında. Buna karşılık sendikalı işçi sayısı 800 bin civarında. Yani toplam çalışanın yaklaşık yüzde 8'lik bir bölümü sendikalı." diyor. Geçmiş yıllarda bu oranın çok daha yüksek olduğunu kaydeden Arslan, kan kaybının sürdüğünü belirtiyor.
Türk sendikacılığının kurtuluşunun kamu sendikacılığı anlayışını terk edip özel sektörde örgütlenmesinden geçtiğini dile getiren Hak-İş Başkanı, "Geleceğimizi özel sektör sendikacılığında görüyorum. Çağdaş ülkelerde sendikacılık böyle yapılıyor. Bizdeki gibi kamu merkezli sendikacılık yok. Bu nedenle Hak-İş olarak özel sektöre büyük önem veriyoruz. Sendikacılığın lokomotifi özel sektör olmalı." ifadelerini kullanıyor.
1980'den beri ölenler üye olarak gözüküyor
Arslan, yıllardır tartışılmasına rağmen sendikalarla ilgili yasal değişikliklerin yapılamaması nedeniyle 12 Eylül 1980 darbesi ile gelen statükonun sürdüğünü söylüyor. Halen sendikaların 3,5 milyona yakın üyesinin gözüktüğünü, ancak gerçek üyenin 800 bin civarında olduğunu aktarıyor. Sendikaların ölü, emekli ve istifa eden bütün herkesi üye göstermeye devam ettiğini dile getiriyor. Sendikalı işçi sayısının SGK kayıtlarına göre tespit edilmesi için yasal değişikliğin 2009'da yapıldığını, fakat yasanın yürürlüğe girmesinin sürekli ertelendiğini hatırlatıyor. Bu ertelemenin sendikaların yetkisini kaybedeceği gerekçesine dayandırıldığını söyleyen Arslan, "Çözüm, sendika yasasının bir an önce çıkarılarak yetki kaybına neden olan yüzde 10 barajının kaldırılmasından geçiyor. Ancak Çalışma Bakanlığı yasayı değiştirmek için illa da uzlaşma arıyor. Fakat böyle bir uzlaşmanın sağlanması mümkün değil. Bu yasanın bir an önce çıkarılıp ardından da sendikalı işçi sayılarının SGK kayıtlarına göre açıklanması gerekiyor. Böylece gerçek rakamlar ortaya çıkmış olacak." diye konuşuyor.
Zaman