'Sen olmasaydın âlemi yaratmazdım' Levlake Hadisi uydurma mı? Said Nursi bu hadisi neden savunuyor?

'Sen olmasaydın âlemi yaratmazdım' Levlake Hadisi uydurma mı? Said Nursi bu hadisi neden savunuyor?

Hadis-i Kudsinin "uydurma" olduğunu ileri süren itirazlara ve benzer sorulara cevaplar

A+A-

Risale Haber-Haber Merkezi

İslam adına konuştuğunu söyleyen bazı isimler "Levlâke levlâke Lema halaktül-eflâk = Sen olmasaydın, sen olmasaydın, Ben âlemi yaratmazdım" kudsî hadisinin uydurma olduğunu ileri sürüyor.

Bediüzzaman Said Nursi Hazretlerinin bu kudsi hadis ile ilgili ikna edici yorumları var.

Konu ile ilgili Sorularla Risale sitesindeki soru ve cevaplar şöyle:

RİSALE-İ NUR'DA GEÇEN BAZI HADİSLERİN (LEVLAKE HADİSİ BAŞTA OLMAK ÜZERE) "MEVZU" OLDUĞUNA DAİR HADİS KİTAPLARINDA YER VERİLMİŞTİR. UYDURMA HADİS KATEGORİSİNDE OLAN BU HADİSLERİ ÜSTAD BEDİÜZZAMAN HAZRETLERİ NEDEN ESERLERİNE ALMIŞ?

İslam tarihinde Ehl-i sünnet dışında bir çok batıl ve bid'at mezhepler ve ekoller türemiştir. Bunların hadis usulü ile Ehl-i sünnetin hadis usulü farklılık arz eder. Bu yüzden Ehl-i sünnetin sahih veya hasen kabul ettiği bir hadisi, başka batıl mezhepler zayıf ve mevzu kabul edebilirler. Burada bizim ölçümüz; İslam’ın en istikametli ve ilmi mezhebi olan Ehl-i sünnettir.

Bir sözün hadis olmaması, mana itibari ile de yanlış ve batıl olmasını gerektirmez. Hadis imamları "mevzu" derken, manası yanlış ve batıl demiyorlar, sadece bu hadis değildir, diyorlar. Öyle ise lafzı mevzu olan bir şeyin manası sahih olabilir.

Hadis kaynakları olarak, sadece Kütüb-ü Sitte ve onun gibi şöhret bulmuş kaynakları kabul edip, diğer hadis kaynaklarını yok saymak yanlıştır. Halbuki Buhari ve Müslim dışında sağlamlık açısından kıymetli çok hadis kaynakları da vardır.

Hadis alimlerinin, hadisi değerlendirme ve sorgulama kriterleri farklı olabiliyor. Bazen birinin sahih kabul ettiği hadisi, başka bir hadis alimi hasen kabul edebiliyor. Hatta Buhari ve Müslim gibi hadis alimlerince kabul görmüş hadislere İbn-i Cevzi gibi muhakkik ve münekkid bir hadis uzmanı mevzuu diyebiliyor.

Ama bu itiraz, hadis otoritelerince kabul görmemiştir. Biz İbn-i Cevzi, mevzu dedi diye hadisleri mevzu kabul etsek cahillik etmiş oluruz.

Bütün ilim dallarında şaz hükümler itibara alınmaz. Yani bir ilim dalında makbul olmuş bir meseleyi, yine o ilimde makbul bir alim tenkit etse, onu destekleyen delil ve veriler yeterli olmadığı için itibara alınmaz. Mesela, hadis alanında otoriter olan İbn-i Cevzi, üç yüze yakın sahih hadisi mevzuu kabul etmesi fikrini hadis çevreleri itibara almamıştır.

Günümüzde birtakım din düşmanları, özellikle hadis sahasına şüphe atmak için sistematik olarak çaba sarf ediyorlar. Bunu da bir takım ulema-i su kapsamına giren ehli bid'at alimlerince dillendiriyorlar. Bu da avam müminlerin zihnini karıştırıyor.

Hadisin sahih ve mevzuu olması, bizim sahamıza giren bir husus değildir. Hadisin sıhhat çalışmasını hadis alimleri yapmışlar ve bize sunmuşlar. Bize düşen; o hadisi kabul etmektir.

"Levlake" sözü hadistir ve ümmetçe kabul görmüştür. Bu hadis, bir alimin ya da müçtedin bir yorumu ve değerlendirmesi değildir. Bahsi geçen kaynaklarda olmaması, hadis olmadığı anlamına gelmez. 

Hadis kaynakları sadece Buhari, Müslim, Tirmizi'ye mahsus değildir. Onun dışında yüzlerce sahih ve güvenilir kaynaklar vardır. Bu hadisin, Kütüb-ü Sitte de olmaması, onun sıhhatine zarar vermez. Zaten Kütüb-ü Sitte sahiplerinin, "Sahih hadis sadece bu altı kitapta mevcuttur, başka kitaptakiler uydurmadır." diye bir tezleri de yoktur.

"Levlâke levlâke Lema halaktül-eflâk = Sen olmasaydın, sen olmasaydın, Ben âlemi yaratmazdım" sözü; İslâm ümmetinin âlimleri ekseriyetince kudsî hadis olarak biliniyor. 

Bu hadis-i kudsînin kaynakları: Bu hadis-i kudsî, Suyutînin El-Leâlil-Masnûa; Aliyyü'l-Kârînin El-Esrârul-Merfûa ve diğer bir eseri olan Şerhüş-Şifâ; Şevkânînin El-Fevâidü'l-Mecmûa; Hâfız Aclunînin Keşfü'l-Hafâ; Muhammed Said Zalûlün Tahkîk; İmam-ı Nevevînin El-Ezkâr adlı eserlerinde kayıtlıdır. 

Diğer yandan, Mevlânâ Câmî, Ahmed-i Cezerî, Mevlânâ Hâlid, İmam-ı Rabbânî, Bedîüzzaman Said Nursî gibi nice İslâm âlimleri bu hadis-i kudsîyi eserlerine almışlar.

"LEVLAKE..." HADİSİ, NE KÜTÜB-Ü SİTTE'DE, NE BUHARİ'DE VE NE DE TİRMİZİ VB. DE KAYNAĞI BELİRTİLMEMİŞ; NASIL HADİS OLABİLİR?

Hadis hususunda bazı kaide ve tespitleri sıralar isek mesele daha iyi anlaşılır.

1. Hadis kaynakları olarak, sadece Kütüb-ü Sitte ve onun gibi şöhret bulmuş kaynakları kabul edip, diğer hadis kaynaklarını yok saymak yanlıştır. Halbuki Buhari ve Müslim dışında sağlamlık açısından kıymetli çok hadis kaynakları da vardır.

2. "Hadis değil." demek, manası yanlış demek değildir. Sadece o sözün Allah Resulüne ait olmadığı vurgulanıyor. Halbuki bu hadisin manasını teyit eden ayet ve hadisler mevcuttur.

3. Hadis alimlerinin, hadisi değerlendirme ve sorgulama kriterleri farklı olabiliyor. Bazen birinin sahih kabul ettiği hadisi, başka bir hadis alimi hasen kabul edebiliyor. Hatta Buhari ve Müslim gibi hadis alimlerince kabul görmüş hadislere İbn-i Cevzi gibi muhakkik ve münekkid bir hadis uzmanı mevzuu diyebiliyor.

4. Ama bu itiraz, hadis otoritelerince kabul görmemiştir. Biz İbn-i Cevzi, mevzu dedi diye hadisleri mevzu kabul etsek cahillik etmiş oluruz.

5. Bütün ilim dallarında şaz hükümler itibara alınmaz. Yani bir ilim dalında makbul olmuş bir meseleyi, yine o ilimde makbul bir alim tenkit etse, onu destekleyen delil ve veriler yeterli olmadığı için itibara alınmaz. Mesela, hadis alanında otoriter olan İbn-i Cevzi, üç yüze yakın sahih hadisi mevzuu kabul etmesi fikrini hadis çevreleri  itibara almamıştır.

6. Günümüzde bir takım din düşmanları, özellikle hadis sahasına şüphe atmak için sistematik olarak çaba sarf ediyorlar. Bunu da bir takım ulema-i su kapsamına giren ehli bidat alimlerince dillendiriyorlar. Bu da avam müminlerin zihnini karıştırıyor.

7. Hadisin sahih ve mevzuu olması, bizim sahamıza giren bir husus değildir. Hadisin sıhhat çalışmasını hadis alimleri yapmışlar ve bize sunmuşlar. Bize düşen; o hadisi kabul etmektir.

8. Levlake sözü hadistir ve ümmetçe kabul görmüştür. Bu hadis, bir alimin, ya da müçtedin bir yorumu ve değerlendirmesi değildir. Bahsi geçen kaynaklarda olmaması, hadis olmadığı anlamına gelmez. 

9. Hadis kaynakları sadece Buhari, Müslim, Tirmizi ye mahsus değildir. Onun dışında yüzlerce sahih ve güvenilir kaynaklar vardır. Bu hadisin, Kütüb-ü Sitte'de olmaması, onun sıhhatine zarar vermez. Zaten Kütüb-ü Sitte sahipleri, "Sahih hadis sadece bu altı kitapta mevcuttur; başka kitaptakiler uydurma." diye bir tezleri de yoktur.

10. "Levlâke levlâke Lema halaktül-eflâk = Sen olmasaydın, sen olmasaydın, Ben âlemi yaratmazdım." sözü; İslâm ümmetinin âlimleri ekseriyetince kudsî hadis olarak biliniyor. 

Bu hadis-i kudsînin kaynakları: Bu hadis-i kudsî, Suyutînin El-Leâlil-Masnûa; Aliyyü-Kârînin El-Esrârul-Merfûa ve diğer bir eseri olan Şerhüş-Şifâ; Şevkânînin El-Fevâidül-Mecmûa; Hâfız Aclunînin Keşfül-Hafâ; Muhammed Said Zalûlün Tahkîk; İmam-ı Nevevînin El-Ezkâr adlı eserlerinde kayıtlıdır. 

Diğer yandan Mevlânâ Câmî, Ahmed-i Cezerî, Mevlânâ Hâlid, İmam-ı Rabbânî, Bedîüzzaman Said Nursî gibi nice İslâm âlimleri bu hadis-i kudsîyi eserlerine almışlar.

Bu rivayetin hadis olmadığını söyleyen alimlerin yanında, hadis olduğunu söyleyen alimler de vardır. Bu açıdan elbette hadis değildir diyenler de, hadis olarak kabul edenler de olacaktır. Bize göre bu rivayet bir hadistir.

LEVLAKE HADİSİNİ DESTEKLEYEN AYETLER VAR MIDIR?

Kur`an, Peygamberimiz Hz. Muhammed (asm) için, “Ve mâ erselnâke illâ rahmeten lil âlemîn” yani, "Biz seni, ancak âlemlere rahmet olarak gönderdik." (Enbiyâ, 21/107) buyuruyor.

Bu ayet, ilgili hadisin manasına uygundur. Çünkü, ayette geçen “âlemîn”, “kâinât” demektir. Hadiste geçen “eflâk” de “kâinat” demektir. Âlemîn sözcüğü yerine kâinat sözcüğünü koyduğumuzda bu ayetin farklı bir anlamı şöyle olur: “Biz seni, kainata rahmet olmasaydın göndermezdik.” 

Bu açıdan bu ayet ile “Sen olmasaydın, sen olmasaydın Ben Âlemleri yaratmazdım.” sözü arasında manaca neredeyse örtüşme vardır.

Ayrıca şu ayetler de, söz konusu hadisi destekler mahiyettedirler:

“Andolsun içinizden size aziz bir peygamber gelmiştir." (Tevbe, 9/128)

" Ey Peygamber! Biz seni bir şahit, bir müjdeci, bir uyarıcı, Allah`ın izniyle Allah`a çağıran ve nur saçan bir kandil olarak gönderdik." (Ahzap, 33/45 ve 46)

“Ve sen elbette yüksek bir ahlâka sahipsin.” (Kalem, 68/4)

Bu ayetler ve buna benzer çok ayetler zımnî ve işârî olarak “Levlâke” hadisini teyit ve takviye ediyorlar.

HABERE YORUM KAT

YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.
2 Yorum