“Şehitler Ölmez” tartışmasına Bediüzzaman’la cevap verdi

“Şehitler Ölmez” tartışmasına Bediüzzaman’la cevap verdi

Dursun Gürlek "Şehitler Ölmez" tartışmasına Bediüzzaman Said Nursi hazretlerinin Mektubat adlı eserinde yer alan hayat mertebeleri konusuyla katıldı

A+A-

Hazırlayan: İsmail Aybey
RisaleHaber -
Medyada “Şehitler Ölmez” ifadesinin eleştirilmesi ve hatta bazı yayın organlarında bu ifadeyle alay edilmesi kamu oyunda büyük tepkiye yol açtı. Vahdet’ten Kültür Tarihçisi Dursun Gürlek, Bediüzzaman’dan misal verdiği yazısında, “Şehitler Ölmez, Ateistler Bilmez” şeklinde tepki gösterdi.

Yazının ilgili kısmı şöyle:

Bediüzzaman Said Nursi hazretleri Mektubat isimli eserinde “Hızır Aleyhisselam hayatta mıdır?” sorusuna “Evet, hayattadır.” diye cevap verdikten sonra hayat mertebelerini beşe ayırıyor, şehidlerin de dördüncü mertebede bulunduklarını ifade buyuruyor. Üstadın şehitlerin hayatıyla ilgili olarak verdiği tatmin edici cevap kısaca şöyle:

Kur’an-ı Kerim’den anlaşıldığına göre şehitlerin, diğer kabir ehline nazaran daha üstün bir hayatları vardır. Evet, şehitler dünyevi hayatlarını, Hak yolunda feda ettikleri için Cenab-ı Hak, dünya hayatına benzeyen fakat kedersiz, zahmetsiz olan bir hayatı Berzah âleminde onlara nasip eder. Onlar, kendilerini ölmüş bilmiyorlar, daha iyi bir âleme gittiklerini biliyorlar. İçinde bulundukları bu hayattan büyük bir lezzet alıyorlar. Ölümdeki ayrılık acısını hissetmiyorlar. Kabir ehlinin ruhları – gerçi – bakidir, fakat onlar kendilerini ölmüş biliyorlar. Dolayısıyla berzah âleminde duydukları lezzet ve saadet, şehitlerin duyduğu lezzete ve saadete yetişmez. Nasıl ki iki adam bir rüyada cennet gibi güzel bir saraya girerler. Bunlardan biri rüyada olduğunu bildiği için aldığı keyif ve lezzet pek noksandır. “Ben uyansam, şu lezzet kaçacak” diye düşünür. Diğerini ise rüyada olduğunu bilmediğinden hakiki bir lezzet ile gerçek bir saadete mazhar olur.

İşte berzah âlemindeki ölülerin ve şehitlerin içinde bulundukları bu hayattan istifadeleri de öyle farklıdır. Şehitlerin böyle bir hayata mazhar oldukları ve kendilerini sağ bildikleri hadsiz hadiselerle ve rivayetler ile sabittir ve kesindir. Hatta şehitlerin seyyidi olan Hazreti Hamza (r.a)’nın – defalarca cereyan ettiği üzere – kendisine sığınanları koruması, onların dünyaya ait işlerini görmesi ve gördürmesi böyle bir hayat tabakasının olduğunu kesinlikle isbat etmiştir.

Şühedanın manevi, deruni ve ulvi hayatını böyle canlı bir tablo gibi gözler önüne seren üstad hazretleri, konu hakkında – bir de – kendi hayatından örnek verip şöyle diyor:

Hatta, benim kendimin Ubeyd isminde bir yeğenim ve talebem vardı. Benim yanımda, benim yerime şehit oldu. Nereye defn edildiğini de bilmiyordum. Esarette bulunduğum sırada sadık bir rüya gördüm. Yer altında bir menzil suretindeki kabrine girmişim. Onu şehitlerin bulunduğu hayat tabakasında gördüm. O, beni ölmüş biliyormuş. Benim için çok ağladığını söyledi. Kendisini ise hayatta biliyor. Fakat Rusların istilasından çekindiği için, yer altında kendine güzel bir menzil yapmış. İşte bu cüz’i rüya, bazı emarelerle bana şuhud derecesinde kanaat verdi ki, bahsi geçen böyle bir hakikat vardır.

Şehitlerin bedenleri neden çürümüyor?

Sadece Bediüzzaman Said Nursi değil, diğer bütün İslam alimleri de şehitliğin Allah indinde çok yüce bir makam olduğunu, onların kendilerine mahsus bir hayata sahip bulunduklarını izah ediyorlar. Zaten Kur’an-ı Kerim  bu hakikati açık açık belirtiyor. Cenab-ı Hak, Bakara Suresi’nin 154. ayetinde “Onlara ölüler demeyin. Bilakis diridirler. Velakin siz bilemezsiniz.” buyurmaktadır. “Şehitlere ölü denilemeyeceğini, aksine onların diri olduğunu bizzat ayet-i kerime belirttiğine göre söyleyecek başka hiçbir söz kalmıyor. Keza bazı İslam alimleri, bir ikram-ı ilahi olarak şühedanın cesetlerinin kabirde çürümediğini dile getiriyorlar. Mesela Kastamonulu Mehmet Feyzi Efendi şöyle buyuruyor: “Müminlerin cesetleri toprakta çürümekle istihale olur. Kabirde çürümek tathir (temizlik) içindir. Enbiyanın, şühedanın ve kibar-ı evliyanın cesetleri mutahhardır (temizdir). Temizlemeye lüzum yoktur. Onun için cesetlerini toprak yiyemez.”

 

HABERE YORUM KAT

YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.
2 Yorum