Kızıl Îcâz Dersleri–26

Müfred Lafzın İki Kısmı: Küllî ve Cüz’î

Önceki dersimizde lafızları müfred ve mürekkep diye ayırdık. Şimdi müfred lafzın mânasına bakıyoruz: Bir mâna, kendi başına birden çok ferde uygulanabilir mi, yoksa belirli bir ferdi mi gösterir? Mantığın küllî ve cüz’î ayrımı bu soruyla başlar.

  1. Süllem’den konuya geçiş
    Önceki derste okuduğumuz:
    مُسْتَعْمَلُ الْأَلْفَاظِ حَيْثُ يُوجَدُ
    إِمَّا مُرَكَّبٌ وَإِمَّا مُفْرَدُ
    فَأَوَّلٌ مَا دَلَّ جُزْؤُهُ عَلَى
    جُزْءِ مَعْنَاهُ بِعَكْسِ مَا تَلَا

Bu beyitler, lafzın müfred veya mürekkep olmasını açıklıyordu. Şimdi müfredin gösterdiği mânanın kapsamını ele alıyoruz. Takip eden beyit ve ona bağlı haşiyenin lafzını esas nüshayla satır satır karşılaştırmadan Üstad’a ait bir ibareyi doğrudan alıntı diye sunmuyoruz.

  1. Küllî nedir?
    Küllî, tasavvur edilmesi bakımından birçok ferde yüklenmeye engel bulunmayan mefhumdur. «İnsan» mefhumu Ahmet, Mehmet ve başka fertlere uygulanabilir. Gerçekte tek örneği bulunsa, hatta hiç ferdi bulunmasa bile, sırf bu durum mefhumun küllî olmasını ortadan kaldırmaz. Buradaki ölçü dış dünyada kaç ferdin mevcut olduğu değil, mefhumun kendisinde ortaklığa engel bulunup bulunmadığıdır.

  2. Cüz’î nedir?
    Cüz’î, aynı itibarla birden fazla ferde ortak olarak yüklenmesi düşünülemeyen, belirli bir şahsı veya tekil olanı gösteren mânadır. «Bu kitap» işaret edilen belirli kitap bakımından cüz’îdir. «İnsan» küllî olduğu hâlde «şu insan» belirli ferde işaret eder. Böylece küllî-cüz’î ayrımı, lafzın harf sayısına değil, gösterilen mânaya bağlıdır.

  3. Mantık notu: Küllî ile bütün aynı değildir
    Günlük dilde «küllî» bazen «bütün» mânasında kullanılır. Mantıkta ise küllî, fertlerine yüklenebilen ortak mefhumdur. «Orman» bir topluluğu gösterebilir; fakat sırf birçok ağaçtan oluşması onu mantıkî mânada küllî yapmaz. Aynı şekilde «insanlık» kelimesinin hangi mânada kullanıldığına bakılmadan hüküm verilmez. Parça-bütün ilişkisi ile küllî-ferd ilişkisini birbirine karıştırmamalıyız.

  4. Kızıl Îcâz ve şerh usulü
    Bediüzzaman’ın Kızıl Îcâz’daki metin çözümleme hassasiyetini önceki derslerde gördük: Bir tarifteki kayıt, hangi mânanın içeri alınıp hangisinin dışarıda bırakıldığını belirler. Bu bahis için de «ortaklığa engel olmama» kaydı esastır. Molla Abdülmecid’in izahı ile karşılaştırma yapılırken önce bu kaydın hangi itibarla kullanıldığı tespit edilmelidir. Burada verilen açıklamalar, kaynak nüshanın ilgili haşiyesinden doğrulanmış kelimesi kelimesine nakil değil, klasik mantık çerçevesinde hazırlanan ders izahıdır.

  5. Risale-i Nur bağlantısı
    İşârâtü’l-İ’câz’da kelimenin bağlamı ve cümlenin bütünü içindeki yeri üzerinde durulur. Aynı dikkatle, bir cümlede geçen «insan»ın nev’i mi, yoksa belirli bir şahsı mı anlattığını ayırırız. Bir şahsa ait hükmü bütün insanlara yaymak veya umumi bir kaideyi istisnasız her olaya uygulamak, mantıkî hatalara kapı açabilir.

  6. Günlük tatbik
    Bir söz duyduğumuzda şu üç soruyu soralım: Kullanılan kavram kaç ferde uygulanabilir? Konuşan bütün sınıfı mı, belirli bir ferdi mi kastediyor? Verilen delil, ileri sürülen genellemeyi gerçekten destekliyor mu? «Bir kişi hata yaptı» önermesinden «herkes hata yapar» neticesi çıkmaz.

Netice: Müfred lafzın mânasını doğru belirlemek, hükmün kapsamını da doğru belirlemenin başlangıcıdır. Küllî ile cüz’îyi ayırmak, hem ilimde hem insanlarla muamelede adaletli düşünmenin bir şartıdır.

Kaynak notu: Abdurrahman el-Ahdarî, es-Süllemü’l-Münevrak, lafız bahisleri; Bediüzzaman Said Nursî, Kızıl Îcâz; Molla Abdülmecid Nursî, şerh; Risale-i Nur, İşârâtü’l-İ’câz. Asıl beyit ve ilgili haşiyelerin lafzî tahkiki yayın öncesi editoryal kontrol gerektirir.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.