Kızıl Îcâz Dersleri-20

NAZARÎ VE ZARURÎ BİLGİ: TEFEKKÜRÜN İKİ HAREKETİ

On dokuzuncu dersimizde tasavvurun tasdikten önce gelişini ve bu tertibin fıtrî oluşunu okuduk. Şimdi Süllem, hem tasavvurun hem de tasdikin kendi içinde ikiye ayrıldığını bildiriyor: Bazı bilgiler düşünme ve araştırmaya ihtiyaç duyar; bazıları ise zihinde vasıtasız ve açık biçimde belirir. Bu ayırım yalnız mantık kitaplarının bir tasnifi değildir. Ne zaman delil aramamız, ne zaman apaçık bir bilgiden hareket etmemiz gerektiğini gösteren temel bir ölçüdür.

Süllem'in asıl metni: Nazarî ve zarurî

وَالنَّطَرِيُّ مَا احْتَاجَ لِلتَّأَمُّلِ
وَعَكْسُهُ هُوَ الضَّرُورِيُّ الْجَلِي

Yaklaşık mânası şöyledir: "Nazarî olan, düşünüp araştırmaya ihtiyaç duyandır; onun karşıtı ise açık ve zarurî olandır."

Buradaki ayırım hem tasavvura hem tasdike uygulanır. Bir kavramı elde etmek için tarif ve araştırma gerekiyorsa o tasavvur nazarîdir. Bir hükmü kabul etmek için delil kurmak gerekiyorsa o tasdik nazarîdir. Buna karşılık zihnin ayrıca bir istidlal kurmadan kavradığı tasavvur veya tasdik zarurî ve bedihîdir.

Meselâ "varlık" ve "şey" gibi en temel mefhumlar çoğu zaman başka bir tarifin aracılığı olmadan kavranır. "Bütün, parçasından büyüktür" hükmü de tarafları doğru anlaşıldığında ayrıca uzun bir delile ihtiyaç bırakmaz. Fakat insanın mahiyeti, adaletin sınırları veya bir kıyasın neticesi gibi meseleler açıklama, tertip ve delil isteyebilir.

Bediüzzaman'ın Kızıl Îcâz şerhi: Nazar hangi yollardan ilerler?

Bediüzzaman النظري kelimesinin hem tasavvura hem tasdike döndüğünü belirtir. Böylece nazarîlik yalnız hükümlere mahsus kalmaz; tarif yoluyla elde edilen kavramlar da bu bölüme girer. Üstad, "idrak" ve "derk" ifadelerini burada "idrak edilen şey" mânasında ele alır ve tarifin gelecekte elde edilecek bilgileri de kuşatması için zamanı geniş tutar.

"Tefekküre ihtiyaç" kaydında ise mühim bir incelik vardır. Üstad bunun umumî ve ana yol olduğunu bildirir; yoksa bilinmeyene ulaşmanın bütün yolları yalnız nazar ve istidlal değildir. İlham, öğretim ve tasfiye gibi başka yollar da vardır. Mantık, özellikle insanın bildiklerinden hareket ederek bilinmeyene düzenli biçimde ulaşmasını inceler.

Kızıl Îcâz'ın en yoğun haşiyesi, tefekkürün işleyişini tasvir eder. Zihin önce delilin maddesini bulmak için hareket eder: Bilinenler sahasında dolaşır, maksada uygun öncülleri araştırır, gafletleri temizler, aklı mâkulata çevirir ve bilinenden bilinmeyene ulaşacak basit unsurları seçer. Ardından ikinci bir hareket başlar; bu defa zihin delilin suretini kurar. Bulduğu öncülleri şartlarına uygun biçimde sıralar, aralarındaki bağı gözetir ve neticeyi doğuran tertibi meydana getirir.

Bu iki hareketten biri malzemeyi, diğeri biçimi temin eder. Doğru öncüller yanlış sırada kurulursa netice çıkmaz; düzgün bir kıyas biçimi de yanlış veya ilgisiz öncülleri doğru hâle getirmez. Tefekkür, hem uygun bilgileri seçmek hem de onları yerli yerine koymaktır.

Üstad, "عکسه" kelimesindeki "aks"ın mantıkta kullanılan teknik döndürme veya dildeki yön değiştirme mânasında olmadığını da kaydeder. Buradaki maksat örfî karşıtlıktır: Nazarî olmayan, zaruridir. الضروري ile kastedilen de dış dünyadaki vücub değil, zihindeki bedâhettir; yani delil kurmaya muhtaç olmadan meydana gelen bilgi.

Molla Abdülmecid'in izahı: Maddeyi bulmak, sureti kurmak

Molla Abdülmecid Nursî, Üstad'ın veciz ifadelerini iki zihnî hareket halinde açıklar. Birinci hareket, delilin maddesini toplamaktır. Zihin, sahip olduğu malumat ve mâkulat arasında dolaşarak iddiasına uygun öncülleri arar. Uygun bilgileri bulup bir araya getirdiğinde ilk hareket tamamlanır.

İkinci hareket ise delilin suretini meydana getirir. Zihin, toplanan öncüllerin her birini gerekli yere koyar ve mantıkî şartları gözetir. Böylece kıyasın şekli tamamlanır ve aranan neticeye ulaşılır. Bu ayırım, tefekkürün yalnız "çok düşünmek" olmadığını gösterir. Mesele, malumatı çoğaltmaktan ibaret değildir; doğru malzemeyi seçmek ve onu doğru tertibe sokmak gerekir.

Molla Abdülmecid ayrıca "aks" kelimesinin burada ıstılahî aks olmadığını vurgular. Mantıkta aks, kaziyenin taraflarını belirli şartlarla değiştirmektir. Beyitteki kullanım ise sade biçimde "zıddı ve karşıtı" demektir. Zarurî de haricî zorunluluk anlamında değil, zihnin delilsiz kabul ettiği bedihî bilgi mânasındadır.

Yardımcı kaynaklarla zarurî bilginin sınırı

Klasik mantıkta zarurî bilgi, insanın iradesiyle uzun bir araştırma kurmadan zihinde meydana gelen bilgidir. Duyu verileri, iç tecrübe, apaçık ilkeler ve tevatür gibi kaynaklar ayrıntılı tasniflere konu olur. Fakat "zarurî" demek, herkesin her anda aynı açıklıkla fark ettiği veya hiçbir şart taşımayan bilgi demek değildir. Sağlıklı duyu, doğru tasavvur ve dikkat gibi şartlar yine bulunabilir.

Nazarî bilgi de zan veya belirsizlikle aynı şey değildir. Nazar ve delil yoluyla elde edilmiş bir hüküm kesin olabilir. Ayırım, bilginin doğruluk derecesinden önce elde ediliş tarzıyla ilgilidir: Biri delil ve tertip ister, diğeri vasıtasız yahut apaçık biçimde belirir.

Bu sebeple her bilgiyi ispat etmeye kalkmak kadar, ispat isteyen her sözü apaçık saymak da hatadır. Bedihî ilkeler olmadan istidlal başlayamaz; fakat nazarî bir neticeyi "zaten belli" diyerek delilsiz bırakmak düşüncenin vazifesini ihmal etmektir.

Risale-i Nur bağlantıları: Tefekkür, intizam ve delil

Risale-i Nur'un tefekkür bahislerinde kâinattaki eserlerden fiillere, fiillerden isimlere ve isimlerden müsemmaya ilerleyen düzenli bir okuma görülür. Bu hareket, bilinen işaretleri gelişi güzel toplamak değil, aralarındaki münasebeti gözeterek bir neticeye ulaşmaktır. Kızıl Îcâz'daki madde-suret ayırımı, bu tefekkürün mantıkî cephesini anlamaya yardım eder.

Bir temsil veya delili okurken önce kullanılan malzemenin ne olduğunu, sonra bu malzemenin hangi tertiple neticeye bağlandığını görmek gerekir. Meselâ bir sanat eserinden sanatkâra geçerken eser, ölçü, hikmet ve maksat gibi görünen unsurlar delilin maddesidir; bunların tesadüfü dışlayacak bir birlik içinde değerlendirilmesi ise delilin suretine dâhildir.

Risale-i Nur'un "tahkik" vurgusu da nazarî bilginin hakkını vermeyi gerektirir. Başkasından duyulan neticeyi tekrarlamak yerine, o neticeye götüren işaretleri ve bağları görmek önemlidir. Bununla beraber her şeyin yeniden ispatına girişilmez; aklın apaçık ilkeleri ve vicdanın doğrudan şahitlikleri de tefekkürün hareket noktalarıdır.

Günlük tatbik: İki aşamalı düşünme defteri

Bugünkü dersi günlük bir meselede şu şekilde uygulayabiliriz:

1. Suali belirle: Hangi bilinmeyene ulaşmak istiyorum?

2. Malzemeyi topla: Bildiğim gerçekler, gözlemler ve güvenilir bilgiler nelerdir?

3. İlgisizi ayıkla: Neticeyle bağlantısı olmayan veya yalnız duygusal tesir yapan unsurları çıkar.

4. Tertibi kur: Hangi bilgi önce, hangisi sonra gelmeli; aradaki bağ gerçekten neticeyi doğuruyor mu?

5. Bedihî ile nazarîyi ayır: Neyi apaçık bir başlangıç olarak kullanıyorum, hangi hüküm ayrıca delil istiyor?

6. Neticeyi sınırla: Delil ne kadarını gösteriyorsa o kadar hüküm ver; daha fazlasını yükleme.

Meselâ "Bu haber doğrudur" dediğimizde, önce haberin kaynağı, zamanı, doğrudan şahitliği ve başka delillerle uyumu gibi malzemeyi toplarız. Sonra bu parçaların gerçekten doğruluk sonucunu verip vermediğini inceleriz. Çok sayıda bilgi bulunması tek başına yeterli değildir; onların güvenilir ve neticeyle ilgili olması, ayrıca doğru bağlanması gerekir.

Süllem'in beyti iki bilgi yolunu kısa bir çizgiyle ayırır: Tefekküre muhtaç olan nazarî, onun karşıtı ise açık ve zaruridir. Bediüzzaman tefekkürün içinde maddeyi bulma ve sureti kurma hareketlerini gösterir; Molla Abdülmecid bu hareketleri delil inşasının iki merhalesi olarak açar. Böylece düşünmek, zihni yoracak kadar dolaşmak değil; uygun bilgiyi bulup hakikate ulaştıracak tertibi kurmak hâline gelir.

Kaynak ve metin notu

Abdurrahman el-Ahdarî, es-Süllemü'l-Münevrak, “وَالنَّطَرِيُّ مَا احْتَاحَ لِلنَّأْمُّلِ ...” beyti; Bediüzzaman Said Nursî, Kızıl Îcâz, bu beyte ilişkin [1]-[6] numaralı haşiyeler; Molla Abdülmecid Nursî, aynı haşiyelere ait açıklamalar. Esas alınan kullanıcı nüshası: Saykalü'l-İslâm içinde, basılı s. 168 (PDF s. 16). Yardımcı tasnifler, Risale-i Nur bağlantıları ve günlük tatbik örnekleri tarafımızdan verilmiştir.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.