Mustafa CAN

Mustafa CAN

Yazarın Tüm Yazıları >

Said Nursi’nin arkasına sığınmak

A+A-

“Said Nursi Rus Ajanı İddiası” ile ilgili haberler internet sitelerinde bizim de gözümüze takılınca şaşırdım. (1-2) Bir kesimin bu düzmece habere mal bulmuş mağribi gibi sahip çıkıp haber yapmaları gayet normaldir. Her zaman zayıflar güçlülerin arkasına sığınarak sinsice amaçlarını takip ederler. Bu defa da hemen bunu hissettim. Said Nursi gibi “vatanperverliği” bütün tarihçe-i hayatı ile ispat edilen bir “vatan kahramanının” ajan olmayacağını bu vatanda en gaddar düşmanları da fevkalade bilirler ve ona her şey diyebilirler ve demişlerdir; ama asla böyle bir ithamda bulunamazlar ve bulunmamışlardır. Bütün hayatı hapis ve sürgünlerde geçen ve düşmanları tarafından idamı için pek çok bahaneler arayanlar böyle bir ithamı akıllarına bile getirmemişlerdir.

Bundan anlaşılmaktadır ki hayatına baktığımız zaman Said Nursi hakkında rapor yazmakla görevlendirildiği iddia edilen Merhum Muharip Gazi Nurettin Peker asla böyle bir rapor yazmamıştır. Bu başta merhuma gayet büyük bir iftiradır. Olsaydı elbette bir mahkemede karşısına çıkardı. Çünkü iddiaya göre merhum Nurettin Peker Bediüzzaman’ın Kastamonu’da sürgünde bulunduğu 1943-1948 yıllarında görüşmüştür. İddiaya göre Kastamonu’da Said Nursi’yi izleme görevi kendisine Kastamonu Valisi A. Avni Doğan tarafından verilmiştir. Bu tarihten önce Nurettin Peker’in Said Nursi ile görüşmesi mümkün değildir. Çünkü merhum Gazi Nurettin Peker “Tüfek Omza” kitabında Balkan, Çanakkale, Irak cephelerinde ve daha sonra da Sakarya cephelerinde bulunduğunu söylemektedir. Dolayısıyla 1914 yıllarında Ruslarla savaşan ve esir düşen Bediüzzaman ile görüşmesi mümkün değildir. Bu durumda kitabında “Bu kişi babamın arkadaşıydı. 1. Dünya Savaşında benimle savaşmıştı. O Ruslara, ben İngilizlere esir düştük” ifadeleri asılsızdır ve kendi içinde çelişkilidir.

İddiaları birer birer ele alacak olursak:

Birincisi: Nurettin Peker doğu cephesinde hiç bulunmamıştır. Bu durumda “Kastamonu Valisi Ahmet Avni Doğan bana gizli bir emir vererek Kastamonu’da sürgün olan Şeyh Said-i Kürdi (Nursi) ile eski dostluğunu kullanarak görüşmeye başladım” ifadesi havada kalmaktadır. Daha önce hiç görüşmediği Said Nursi nasıl eski dostu oluyor? Bilinmemektedir. 

İkincisi: “Bu kişi babamın arkadaşıydı. 1. Dünya Savaşında benimle savaşmıştı. O Ruslara, ben İngilizlere esir düştük” ifadesi acaba Nurettin Peker’e mi aittir, yoksa babasının kitabını yayına hazırlayan Orhan Peker’e mi aittir? Anlaşılamamıştır.

Üçüncüsü:  İnternette yaptığım araştırmaya göre “İstihbaratçı olarak görev yapan” Nurettin Peker “Zabit Mektebinde okurken 31 Mart olaylarına şahit olmuş. Balkan, Çanakkale, Irak cephesinde İngilizlere esir düşmüş. “Kemalist olduğu için Hindistan’a esir kampına götürülmüş. Esaretten İstanbul’a dönmüş. Kurtuluş Savaşı sırasında Sakarya cephesinde bulunmuş… Sonra devlet memuru olarak İnebolu, Adana ve Halep’te görev yapmış. 2. Dünya Savaşında Karadeniz kıyılarında Alman savaş pilotları ile ilk teması kurmuş. Kaza ile Karadeniz kıyılarına çıkmak zorunda kalan Sovyet donanmasından denizcilerle üç ay geçirmiş. Said Nursi ile görüşmüş. Muharip Gazi olarak hatıralarını yazmış…” (3)
Burada “Irak cephesinde İngilizlere esir düşmüş. “Kemalist olduğu için Hindistan’a esir kampına götürülmüş” ifadesi sırıtmaktadır. Çünkü 1918 yılında “Kemalizm” diye bir şey mi vardı ki İngilizler bu suçlama ile kendisini Hindistan’a sürgün etsinler? Bu ifadenin neden buraya konulduğu anlaşılmamaktadır?

Dördüncüsü: “1. Dünya Savaşında benimle savaşmıştı. O Ruslara, ben İngilizlere esir düştük” ifadesinin yanlışlığı açıktır. Dört sene ara ile yapılan iki ayrı savaşta nasıl beraber savaşmış oluyorlar? Bu saçmalığı “Haber” olarak değer verip, nasıl ve neden yayınladıklarını da anlamak mümkün değildir.

Beşincisi: “Tüfek Omza” kitabının 311. Sayfasında diyormuş ki “O Moskova’dayken görevlendirildi” derim ben! O ise ‘Kaçtım Rus Hainlerinden’ der. Tarih ve devletimiz ne der?” Bediüzzaman Said Nursi’nin Rusya’dan nasıl firar ettiği bilinmektedir; ama İngilizlerin esaretinden Nurettin Peker nasıl kurtulmuştur? Burası meçhuldür. Bu bize körün dolma yemesini hatırlatmaktadır. Said Nursi’nin gözü ve alnı açık olduğuna göre Nurettin Peker acaba kendisini mi tarif etmektedir? Gerçekten de buna tarih ve devletimiz acaba ne der?

Altıncısı: Nurettin Peker Bediüzzaman için “Kendisi gizli örgüt olan Teşkilat-ı Mahsusadandı” demektedir.
Teşkilat-ı Mahsusa 1909’lu yıllarda şekillenen ve Birinci Cihan Harbi'nden önce kurulan ve faal hale gelen, Osmanlının son elli yılının en değerli ve önemli müesseselerinden biridir. Meşrutiyetin ilanında birinci derecede rol oynamıştır.  Enver ve Cemal paşanın fikriyle ve padişahın emriyle kuruluşu tasdik edilmiş, Trablusgarp, Balkan ve Birici Dünya harbinde bütün temel meselelerde geniş rolü ve hizmeti olmuştur. Kadrosunda İttihadı İslam ve Osmanlının ayakta durması için büyük mücadeleler veren, birinci cihan harbinde cihat fetvasını bütün Müslümanlara ulaştırarak tevhit ve ittihadı sağlayan, başkanlığını Eşref Sencer Kuşçubaşı’nın yaptığı, Mehmet Akif Ersoy’un içerisinde bulunduğu bir teşkilattır. Anadolu’da TBMM’nin açılışında Meclis-i Mebusan’da bulunan mebusların Anadolu’ya geçirilmesi ve silahların Anadolu’ya kaçırılmasında büyük rolü olmuştur. İngilizlerin İstanbul’u işgalinde onlarla mücadele eden Bediüzzaman’ın Eşref Sencer ve Mehmet Akif gibi dostlarına destek olmadığı söylenemez. Ama Teşkilat-ı Mahsusa adına çalıştığı asla söylenemez. Zira Bediüzzaman gibi bir kahraman istihbarat gibi basit işlere tenezzül etmez. İstihbarat Bediüzzaman gibi kahramanları korumak için kurulmuş bir teşkilattır. Bu sebeple İstanbul’da Teşkilat-ı Mahsusa Bediüzzaman’ı korumak için etrafında çalıştı denebilir. 
Ruslara karşı savaşan ve yüzlerce talebesini şehit veren, esaretten önce ve sonra en azından “Teşkilat-ı Mahsusa’daki dostları ile münasebeti olan Bediüzzaman nasıl “Rus ajanı” olarak itham edilebilir? Bu fikir “Bediüzzaman’ı gördüğünüz yerde öldürün!” emrini çıkaran İngiliz İstanbul işgal kumandanının dahi aklına gelmemiştir.

Yedincisi: Nurettin Peker’in “Beş yıl boyunca Kastamonu’da görüştüm. Bana açılmazdı. “Sen gizli görevini yap oğlum” derdi. Daha çok savaş anıları konuşurduk. Balkan Savaşı, Hamidiye Alayları, Edirne Olayı gibi özel görüşmeler yapardı” ifadeleri de asla gerçeği yansıtmamaktadır. Bediüzzaman katılmadığı Balkan savaşını, bulunmadığı Hamidiye alaylarını ve Edirne olaylarını neden sohbet konusu yapsın? Bediüzzaman yanına gelenlerin şahadeti ile daima “Dinden imandan ve imanın gereğinden, ölümden ve ahretten, iman hakikatlerinden bahseden bir din âlimidir.” Yanına gelenlere hep bunları ders vermiştir. Bilhassa “Tek Parti” diktasının dine baskı yaptığı 1943-1948’li dönemde “Siyasetten Allah'a sığınan” ve hiçbir siyasi olaya bakmayan Bediüzzaman’ın siyasi olayları sohbet konusu yapması mümkün değildir. Bu iddiada anlaşılıyor ki “Bediüzzaman” ile görüşmeyen biri tarafından hayali olarak ortaya atılmıştır.

Sekizincisi: Peker’in bir iddiası da “Kastamonu’da sevenleri tarafından her öğün tepsiyle yemek gelirdi” sözüdür. Bediüzzaman’ın kimseden hediye almadığı ve gelenleri de kabul etmediği Bediüzzaman’ı tanıyanların ilk şahit olduğu husustur. Anlaşılmaktadır ki Nurettin Peker Bediüzzaman ile hiç görüşmemiştir.

Bütün bunlardan ortaya çıkan sonuç “Nurettin Peker’e ait olduğu iddia edilen bu ifadelerin tamamı yalan, yanlış ve iftiradır.” Anlaşıldığı kadarı ile Nurettin Peker ne Bediüzzaman ile görüşmüştür, ne tanımaktadır, ne de hakkında bir raporu vardır. (4) 

Bu Saçma İddialar Neden Ortaya Atılmıştır?

Nurettin Peker’in hatıralarını yayınladığı “Tüfek Omza” kitabını Hilal Akkartal ve Orhan Peker yayına hazırlamışlardır. İnternet üzerinden yaptığım araştırmalara göre kitabın arka kapağında “Çılgın Türkler” kitabının yazarı meşhur Turgut Özakman’ın (5) “Gençler bu kitabı okuyun” logosu ile yayınlanması para kazanma amacına yönelik bir kitap yayıncılığı olduğunu anlamaktadır. Bu amacı gerçekleştirmek için de sansasyonel haberleri öne çıkararak dikkatleri kitaba çekmeyi amaçladığı açıktır.
İnternette Nurettin Peker’in hayatına rastlamak mümkün değil, sadece kitap satış sitelerinde kitabın reklamına rastlamamız da bu kanaati pekiştirmektedir. Amaç Nurettin Peker’i tanıtmak değil… Böyle olsaydı en azından bir “Wikipedia” gibi bir İnternet Ansiklopedisinde kısa bir hayat hikâyesine rastlamamız mümkün olurdu. Nurettin Peker ismi ve “Tüfek Omza” ismi tutmamış olacak ki arama motoru Google’ye Nurettin Peker adı yazıldığı zaman “Nurettin Peker Said Nursi Haberi” linkleri “Nurettin Peker Tüfek Omza” kitabından çok daha fazla öne çıkmaktadır. Anlaşılan Nurettin Peker’in kitabını basıp Kitap Satış Sitelerine reklam verenler amacına ulaşamamışlardır ki, her haberi popüler olan ve binlerce hit alan “Said Nursi” isminin arkasına saklanarak amacına ulaşmayı hedeflemişlerdir. Bunun için de 450 sayfalık kitabın sadece bir satırında bulunan “Said Nursi” isminin geçtiği paragrafı kendilerine göre sansasyonel bir şekilde özellikle öne çıkarmışlardır.

Varislerin hatıralarını yayınlarken “tarihi aydınlatma” yerine “para kazanma” amacına yönelik böyle bir yolu takip etmelerine hayatta olsaydı acaba Merhum Muharip Gazi Nurettin Peker ne derdi? Acaba kendisini zor durumda bırakan böyle bir şantaja müsaade eder miydi? 

Kaynaklar ve Dipnotlar:
(1)  http://www.internethaber.com/news_detail.php?id=201600&interstitial=true
(2) http://www.gucluhaber.com/component/content/article/65-gundem-haberleri/13785-said-i-nursi-rus-ajani-iddiasi--haberi.html
(3)   http://www.ilknokta.com/urun/96969/Tufek-Omza--Nurettin-Peker.html
(4)   İddialar için bakınız http://www.odatv.com/Siyaset/said-i_nursi_rus_ajani-16965.html ve
http://www.tumgazeteler.com/?a=5360480
(5)  Turgut Özakman’a da bir çift sözümüz olacak. Türkleri çılgın olarak nitelemek acaba Türklere hakaret mi, yoksa övgü mü? Tarihte yerleşmiş bulunan “Kahraman Türk” şeref unvanı yerine, amaçsızlığı ve aptallığı anlatan “Çılgın Türk” tabirini kullanmayı en azından iyi niyetle telif edemiyorum…

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.
11 Yorum