Said Nursi'nin Abdülhamid'e eleştirisi yapıcıydı, kırıcı olmadı
Araştırmacı Abdussamed Aydın, Bediüzzaman Said Nursi'nin Meşrutiyet'i desteklediğini, Sultan Abülhamid'i yapıcı bir şekilde, kırmadan ve kırıcı olmayan bir şekilde eleştirdiğini söyledi
Tarık Çelenk’in Medyascope'daki Sağduyu programında konuşan araştırmacı Abdussamed Aydın, II. Abdülhamid döneminde ulema, tarikat çevreleri ve din adamlarının padişaha yönelik farklı bakış açılarını değerlendirdi.
II. Abdülhamid'in Osmanlı tarihinde hakkında en fazla araştırma yapılan ve en çok eser kaleme alınan padişahlardan biri olduğunu belirten Aydın, tarihî şahsiyetlerin çoğu zaman ideolojik yaklaşımlarla değerlendirildiğini söyledi. Aydın, Abdülhamid’in bir kesim tarafından “Ulu Hakan” olarak yüceltildiğini, bir kesim tarafından ise sert şekilde eleştirildiğini ifade etti.
SAİD NURSİ, ABDÜLHAMİD'E ELEŞTİRİLERİNDE YAPICIYDI VE KIRICI OLMADI
Aydın, Mehmet Akif Ersoy, Elmalılı Hamdi Yazır, İskilipli Atıf Hoca, Manastırlı İsmail Hakkı ve Mustafa Sabri Efendi gibi isimlerin çeşitli gerekçelerle Abdülhamid yönetimine muhalefet ettiğini hatırlatarak, Said Nursi'nin yapıcı bir eleştiri getirdiğine dikkat çekti:
“Abdülhamid’e muhalefet eden ulemanın tamamı aynı amaç ve hedef doğrultusunda hareket etmedi. Bu kesim içinde farklı gerekçelerle eleştiri yönelten isimler vardı. Bir kısmı, medrese sistemindeki aksaklıkları, idari yapıda görülen bozulmaları ve rüşvet gibi sorunları eleştiriyordu. Bu konularda oldukça kapsamlı tenkitler dile getiriliyordu. Öte yandan, Bediüzzaman Said Nursi gibi meşveret ve meşrutiyet fikrini savunan, eleştirilerini yapıcı ve kırmadan, kırıcı olmayan bir üslupla ifade eden isimler de bulunuyordu. Bunun yanında, Abdülhamid yönetimine çok daha sert ve doğrudan bir muhalefet yürüten bir kesim de vardı.”
BEDİÜZZAMAN VE MÜNEVVERLERDE BİR ŞÜPHE VAR, HEP MEŞRUTİYET-İ MEŞRUA DİYOR
Abdülhamit'in tahttan indirilmeden evvel meşrutiyetin ilan edildiğini belirten Aydın, halkın meşrutiyete karşı aklında olan soru işaretlerinin ulema tarafından cevaplandırıldığını söyledi:
"Meşrutiyetin ilanından sonra halk tabanında bazı homurdanmalar oluyor. Yine devlet adamları içinde ve yine ulema için bir kısım kimseler ne, "Ya arkadaş? Hürriyet dedik, müsavat dedik. Ne oldu bu? Bunlarda mı müstebit" demeye başladıkları bir dönemde çok ilginçti yine ulema devreye giriyor. "Efendiler durun" diyor ya "bir anda olmaz. Meşrutiyet İslamidir." Sadece meşrutiyetin tatbikatı noktasında ulema tenkit ediyor, eleştiriyor sonrasında. Ve nitekim ne diyor Bediüzzaman? Hep görürsünüz. Meşrutiyet-i meşrua diyor. Bu ifade aslında Bediüzzaman ve bazı İslamcı münevverler, aydınlar tarafından bir şüphenin olduğunu da ortaya koyuyor."

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.