Nurettin HUYUT

Nurettin HUYUT

Yazarın Tüm Yazıları >

Said Nursi ve Nurculuk hakkındaki bir yazıda 40 yanlış

A+A-

Nazif Ay’ın Odatv’de yayınlanan iftira dolu “A’dan Z’ye Said Nursi ve Nurculuk” yazısında tam 40 tane yanlış bulduk. İşte yanlışlar ve doğrular.

GENEL TAHLİL

Bu yazıyı (Nazif Ay’ın) yazabilmek için uzun süre Nur Cemaatlerinin içinde kalmış ve dolaşmış olmak gerekir. İstihbarat raporlarına benzemektedir. Fikren Nur Cemaatlerine ve Said Nursi’ye karşı olan birisi tarafından kaleme alındığı (üslup açısından) anlaşılmaktadır.

YAZININ İÇERİĞİNDEKİ YANLIŞLAR VE DOĞRUSU

1.Yanlış: Zararsızmışçasına dershane adı verilen.
1.Doğru: Seksen senedir devam eden halen de devam etmekte olan Risale-i Nur Dershanelerinden bu güne kadar kimseye zarar verildiği görülmemiştir.

2.Yanlış: Bir ucu FETÖ darbe kalkışmasıyla başımıza patlayan esrarengiz bu dinci yapının kurucusu Said Nursi…
2.Doğru: FETÖ örgütünün kurucusu Said Nursi değil Fetullah Gülen’dir. Said Nursi Nur cemaatlerinin kurucusudur. Kendisini nurcu saymayan FETÖ örgütünü de Said Nursi kurmuş gibi göstermek büyük hatadır. Düşmanlığın bir göstergesidir.

3.Yanlış: Tarikat ve cemaat faaliyetleri içine bilahere siyaseti de sokan…
3.Doğru: Said Nursi hayatı boyunca hiçbir zaman tarikatların içine girmemiş ve onlara karışmamıştır. Daha cemaatler yokken euzubillahimineşşeytani vessiyaseti (Şeytandan ve siyasetin şerrinden Allah’a sığınırım) diyerek ahir ömrüne kadar siyasetten uzak durmuş ve talebelerini de siyasetten men etmiştir.

4.Yanlış: “Bediüzzaman” lakabını ilim ehli dedikleri ama kimler olduğunu bilemediğimiz bir zümrenin verdiği iddia edilir. (Risale-i Nur Külliyatı/Tarihçe-i Hayat, s.41)
4.Doğru: “Bahr-i umman halinde bir ilme malikiyetine şahit olan ehl-i ilim, Molla Said’e "Bediüzzaman" lakabını vermiştir.” (Risale-i Nur Külliyatı/Tarihçe-i Hayat, s.41) Naklederken bile değiştirerek nakletmek gizli bir nefretin işaretidir. Tarafsız yaklaşılmadığını gösterir.

5.Yanlış: Mirza oğlu Said-i Kürdî’nin…
5.Doğru: Said Nursi doğu vilayetlerinde daima Molla Said olarak anılmıştır. Kürdi lakabı İstanbul’da eski eserlerine attığı imzadır.

6.Yanlış: Nurculara “Nurcu” ifadesini bir mahkeme hâkiminin “Siz Nur risaleleri okuyorsunuz. Yoksa siz Nurcu musunuz?” şeklindeki ironi kokan sorusuna karşılık nurcuların bir inat adına kendilerine taktıkları lakap olduğu söylenir.
6.Doğru: Bu ismin bir hakim tarafından verildiği uydurmadır. Belgesi yoktur. İroni kokan ifadesi de haince bir yaklaşımı gösterir. Nurcular bu ismi inatla değil severek ve isteyerek kabul etmişlerdir.

7.Yanlış: Bu kişilerin dışında “Has Dairesi” de denilen bir “Varisler” kategorisinde bulunan “Abiler Komisyonu” tüm Nurcular üzerinde ağırlıklarını hissettirir. Varisler Risale-i Nur’un korunması, basımı, yayımı dâhil her şeyi kontrol etmek konumundadırlar, hatta Nurcuların arasına bir kişinin girmesi ya da onunla alakanın kesilmesi otoritesine de sahiptirler.
7.Doğru: Bugün Risale-i Nurları her isteyen yayınevi basabilmektedir. Kontrol diye bir yetki mekanizması yoktur. Nurcular üye sistemi şeklinde çalışmazlar. Kayıt tutulmaz. Her isteyen Nurcular arasına girebilir. İsteyen de çıkabilir. Bir otoritenin olduğunu iddia etmek tam bir iftiradır.

8.Yanlış: Yaklaşık 20 yıldır bu konseyin toplantı yeri, kurucusu Mustafa Sungur olan Meşveretçiler Grubunun Sultanahmet semtindeki Suffa adlı mekândır.
8.Doğru: Suffa adlı mekan Mehmet Kırkıncı Hocaya yakın nur talebelerinin mekanıdır. Onlar orada toplanıyor olabilir. Ama orada alınan kararlar sadece o cemaati bağlar. Meşveret cemaati dahil diğer cemaatler müstakildir. Kendi kararlarını kendi meşveret heyetleri almaktadır.

9.Yanlış: TBMM’de 19 Ocak 1923 tarihinde bir konuşma yaptığı söylenen Said Nursi…
9.Doğru: Said Nursi Mecliste konuşma yapmamıştır. Sadece on maddelik bir beyanname neşretmiştir. Zaten vekil olmadığı için mecliste konuşma yapamazdı.

10.Yanlış: Ancak bu parmak uzatıp üzerine yürüme iddiasının gülünç olduğunu belirtmeme gerek yok. O parmaklar da kırılırdı muhtemelen.
10.Doğru: O parmak kırılamazdı çünkü Mustafa Kemal, Said Nursi’nin kızdığını görünce geri adım atar ve tarziye verir. Yani özür diler. Hatta Said Nursi’nin teklif ettiği Şark Üniversitesinin kurulması için İnönü ile birlikte 163 mebus ile (o gün meclis 200 kişi idi) imza atar ve kabul eder. Hatta bir çok görevler de teklif eder ancak Said Nursi kabul etmez. (Tarihçe-i Hayat)

11.Yanlış: Aynı zamanda Doğu’da isyan başlatan Şeyh Said adlı terörist başının idamını mahzun ifadelerle “Onu tanıyan ve itaat eden zindanda dahi olsa bahtiyardır. Onu unutan saraylarda da olsa zindandadır, bedbahttır. Hatta bir bahtiyar mazlum idam olunurken bedbaht zalimlere demiş: ‘Ben idam olmuyorum. Belki terhis ile saadete gidiyorum. Fakat ben de sizi idam-ı ebedi ile mahkûm gördüğümden sizden tam intikamımı alıyorum.’ Lâ ilahe illallah diyerek sürur ile teslim-i ruh eder” şeklinde vermiştir.
11.Doğru: Tırnak içerisindeki ifadeyi Şayh Said için söylediği uydurmadır. Belgesi yoktur. İftiradır.

12.Yanlış: Cevşen’in boyunda muska olarak taşınmasına fazlaca anlam yüklenilmektedir. Sanki Cevşen’e, vampire saçılan kutsal su gibi bir rol biçilmiştir… Bayram Yüksel’e, oralarda korunsun diye hediye ettiği Cevşen hakkında üretilen rivayetler bu kitabın revaçta olmasına yol açmıştır.
12.Doğru: Nur Talebelerinin Cevşen ile ilgili bildikleri şudur: “Hz. Peygambere (ASV) Cebrail’in (AS) vahiy ile getirdiği ve “zırhı çıkar bunu oku” dediği gayet yüksek ve çok kıymettar bir münacat-ı peygamberidir ki; Zeynelabidin’den (RA) tevatürle rivayet edilmiştir.” Said Nursi… O nedenle Nurcular boyunda muska gibi asmaya değil okumaya inanırlar. Diğer iddialar tamamen yanlıştır. Mesnetsizdir.

13.Yanlış: Nurculukta “Mübareklik özelliğine sahip olan özel kişilerin üzerine asla ve asla sinek konmaz” inancı vardır.
13.Doğru: Nurcuların böyle bir inancı yoktur. Mesnetsizdir. İftiradır.

14.Yanlış: Said Nursi’nin ölümünden sonra onun makamına layık görülen Fethullah Gülen’de…
14.Doğru: Hiçbir Nur Talebesi Fetullah Gülen’i Said Nursi’nin makamına layık görmez. Hatta Nurcu olduğunu bile kabul etmezler. Yazar bu makalesinde kendisiyle çelişkiye düşmektedir. Mesela yazarın şu ifadesi onların birbirinden farklı olduğunu ispat eder. “Nurcular arası sohbet edilen veya gizli görüşme yapılan mekânlara klasik Nurcular “dershane”, Fethullah Gülen’ciler ise “Işık Evleri” ismini verirler.” “Nurcular Fetullah Gülen’i sevmezlerdi…”

15.Yanlış: Sosyal hayattan uzak münzevi bir yaşamın faturası olarak, kendini nurculuğa ve bu uğurda bekârlığa vakfedenlerden birçoğunun depresyon ilaçlarına müptela olması kaçınılmazdır.
15.Doğru: Bu bir iftiradır. Hiçbir Nur Talebesi (vakıf diye isimlendirilen insanlar) depresyon ilacına ihtiyaç durmamaktadır. Kur’an ve iman hizmetinin verdiği huzur ve saadet nedeniyle bu insanlar yeryüzünün en mesud ve en mutlu insanlarındandır.

16.Yanlış: Bir zamanlar Isparta ve Barla’daki bazı önemli dershanelerin yönetimi bile Fethullah Gülen grubuna geçmişti. Örneğin Said Nursi’nin Isparta merkezdeki, onun arabasının da sergilendiği mekânda Fethullah Gülen’in işgali söz konusuydu.
16.Doğru: Bu da tamamen uydurmadır. Zira hiçbir Nur Derhanesi Fetullah Gülen gurubunun eline geçmediği gibi onun arabasının sergilendiği mekan da Bayram Yüksel ağabeyin yani meşveret gurubunun kontrolünde idi ve halen de öyledir.

17.Yanlış: Şirket-i maneviyenin bazen “Şirk-i maddiye”ye bulaşmaya da dönüşme olasılığı, takınılan tavra ve bunun boyutuna bağlıdır.
17.Doğru: ”Şirk-i maddiye” Allah’a şirk koşma anlamına gelir ki, haşa hiçbir nurcu böyle bir yola girmedi bundan sonra da girmez. Sağlam Sunni anlayışa uygun bir inanca sahiptirler. Bu da bir iftiradır.

18.Yanlış: Sohbet aralarında çay içmek, yemeklerinde “Maklube”yi ön plana çıkarmak gibi cemaatlerine özgü duygusal ritüelleri vardır.
18.Doğru: Çay içmek var ama “maklube”yi ön plana çıkarmak gibi bir ritüelleri yoktur. Nur cemaatlerinde maklube diye bir alışkanlık, gelenek de yoktur. Bu tamamen Fetö gurubuna ait bir ritüeldir.

19.Yanlış: Farz namaza başlarken ezan duasına benzer salavat getirirler, namazın sonunda salavat içeren bir dua ederler.
19.Doğru: Farz namaza başlarken okudukları benzer değil ezan duasının kendisidir. Bu şafii mezhebinin bir içtihadıdır. Namazın sonundaki dua da her müminin severek okuduğu Salatan Tüncina duasıdır.

20.Yanlış: Buna rağmen Nurcular için rüya, çoğunlukla manevi otorite kurma aracıdır. Seçim zamanlarında dinci partilere oy atılmasına işaret eden birkaç rüya mutlaka “abi”lerce görülür ve cemaat içinde bilinçli, planlı bir şekilde yayılır.
20.Doğru: Nurcular Said Nursi’nin; “rüya ile amel edilmez” sözünü rehber edinmişlerdir. Sadece onlar değil herkes doğru çıkan rüyasını bir şekilde çevresindekilere anlatır. Bunda bir yanlışlık yoktur. Ama amel etmezler. “Otorite kurma aracı” olarak kullanırlar ifadesi tamamen iftiradır. Nurcular siyasi görüşlerini Risale-i Nurdaki ölçülerle belirlerler. Rüyalara itibar etmezler.  

21.Yanlış: Nurcular ilk kez karşılaştıkları birine hal hatır sormadan evvel “Naber kardeş, ne iş yapıyorsun?” şeklinde gereksiz ve rahatsız edici soruyu mutlaka sorarlar.
21.Doğru: Bu soruları herkesin birbirine sorduğu gibi sormuş olabilirler. Ama “mutlaka sorarlar” ifadesi bir kuralı çağrıştırdığı için iftiradır.

22.Yanlış: Nurcular Batı’nın ve Amerika’nın kontrolünde bir yapıdır. Bir ara Amerikan ürünleri protesto ediliyor diye Nurcular tam aksi bir eylemle dershanelerinde “Cola içme kampanyası” başlatmışlardı. Böyle bir çıkışın anlamı, Amerika’yı hiçbir alanda karşısına almamak, küstürmemek ve halk arasında yaygın olan “Cola’da alkol varmış!” şayiasını yıkmaktı.
22.Doğru: Yazarın kendi cümlesi ki; “Bugün Nurculuğun kurucusu Said Nursi…” İfadesi bunun yanlış olduğunu zaten ispatlar. Amerika ile alakası olmayan bu cemaatler Türkiye Cumhuriyetinin kanunlarına tabi hareket eden vatanperver insanlardan oluşur. Hiçbir dönemde Nurcular dershanelerinde “Cola içme kampanyası” başlatmamıştır. Bu bir iftiradır. Hatta çoğu zaman diğer Müslümanlar gibi Cola’yı içmemeyi daha uygun görmüşlerdir. Nurcuların Amerika ile hiçbir şekilde ilişkileri olmamıştır. İftiradır. Yalandır. Mesnetsizdir.

23.Yanlış: Cemaatin ortalama zekâlı şakirdi Risalede geçen tüm mantık bilimine ait zekâ ürünlerini biraz anladığında kendisini Matrix sanır ve başka bir varlığa dönüştüğü hissine kapılır. Yapay zekâyla değil, yapmacık zekâyla havalanan Nurcuyu nursuz bir zekâ pırıltısı yine yeryüzüne inmeye zorlar!
23.Doğru: Hiçbir Nur Talebesi kendisini Matrix görmez tamamen iftiradır. Uydurmadır.

24.Yanlış: Bilmiyorum yine ezber yapıyor mu ya da teknolojik gelişmelere uygun başka bir isim buldu mu? Örneğin “Disket Tahir” oldu mu öncelikle? Sonrasında sırasıyla ne bileyim; “CD Tahir” “DVD Tahir” “Flash bellek Tahir” “Megabayt Tahir” “Gigabayt Tahir”… “Allah rızası için dur Tahir” gibi…
24.Doğru: Yazar bu ifadeleriyle tarafsızlığını yitirmiştir. Düşmanca bir saldırı içerisindedir. Milyonlarca Nurculardan bir ikisinin Risale-i Nurları ezberlemesini diline dolayarak saldırıda bulunması onun düşmanlığına açık delildir. Nur talebeleri arasında Risale-i Nur’dan bazı metinleri ezbere okuduğu için “teyp Tahir” lakabı takılan abi vardır. Bu kişiye özeldir. Yazar müsveddesinin bunu dalga malzemesi yapması sahip olduğu ahlaki yapıyı göstermektedir.

25.Yanlış: Nurcularda Risalelerin pozitif bilimlere uygun olduğu inancı ve iddiası olsa da, pozitif bilimlere yatkın kimselerde manevi yönün sönük olacağı fikri vardır
25.Doğru: Nurcular şu cümleyi daima rehber edinmişlerdir: “Vicdanın ziyası, ulûm-u dîniyedir. Aklın nuru, fünun-u medeniyedir. İkisinin imtizacıyla hakikat tecellî eder. O iki cenah ile talebenin himmeti pervaz eder. İftirak ettikleri vakit, birincisinde taassup, ikincisinde hile, şüphe tevellüd eder.” (Said Nursi, Münazarat sh.127)
Ayrıca bütün ilimlerin Allah’a ait olduğuna inanırlar. Birbirinden ayırmazlar. Sadece tek taraflı eğitimin zarar vereceğine inanırlar. Mesela bir insana sadece fen ilimleri okutulursa sadece aklı aydınlanır ama kalbi karanlıkta kalır. Oysa din ilimleri de verilirse iki taraflı aydınlanmış olur. Sadece din ilimlerinin verilmesi de taassubu doğurur. Akıl karanlıkta kalır.

26.Yanlış: Nurcuların çoğunluğu ya Menderes ile başlayan süreçle ya Süleyman Demirel’in tavizleriyle ya da Özal döneminde 1982 Anayasası’ndan alınan cesaret ve ödünlerle Risale-i Nur vasıtasıyla İslam dinini tanımışlardır. Diğer İslami eserlerle duygu ve zihnini takviye edemeyip kendini geliştirmeyen Nurcuların önemli bir kısmı sorunlu psikolojiye sahiptir. Her hareketin ilklerinde taassup derecesinde bağlılıklar görülür ve bu normaldir. Ancak bir insanın iyi Müslüman olmaktansa itaatkâr bir cemaatçi olmaya çalışması anlaşılır ve kabul edilebilir değildir.
26.Doğru: Müslümanlıkla Nur talebeliğini ayırmak, bunların sanki farklıymış gibi lanse etmek nasıl bir kafa yapısıdır? Nur talebeleri Risale-i Nur ile Kur’an’a ve Peygamber efendimize (asm) daha çok bağlanmaktadır. Yazar müsveddesi bu cümleyi ayık bir kafayla yazmadı herhalde. Aksini söyleyen ya bilmiyor veya hain bir düşmandır.

27.Yanlış: Kaldı ki Said Nursi yazdığı eserlerin kaynaklar verilerek ortaya çıkan özellikte olmadığını belirtmektedir.
27.Doğru: Said Nursi’nin talebesi Abdülkadir Badıllı’nın “Risale-i Nur’un Kudsi Kaynakları” adlı eseri bu yalanını yazarın yüzüne vurmaktadır.

28.Yanlış: Kendi inancına göre Kur’an’ı “Tevhid-i kıble” etmiş, yani sadece Kur’an’ı kaynak olarak almıştır. (Risale-i Nur Külliyatı/ Mesnevi-i Nuriye, s.10) Bu iddiası ise oldukça saçma ve abartıdır.
28.Doğru: Burada da yazar bir cümleyi yanlış yorumlayarak Said Nursi’ye iftira atmıştır. Kur-an’ı Kerim’i tek rehber olarak görmek ayrı şeydir. Tek “kaynak” olarak görmek ayrı şeydir. Bediüzzaman Said Nursi eserlerinin birçok yerinde başta hadisler olmak üzere bir çok kitaplara atıflar vardır.

29.Yanlış: Nurcular, Risale’de geçen “Bir yıl dikkatle bu eserleri okuyanlar zamanın müdakkik (dikkatli) âlimi olabilirler” (Risale-i Nur Külliyatı/ Lem’alar, s.167) tezinin metodolojiden (usul) uzak kimseler için mümkün olamayacağını kabul edememekte ve bilimselliği küçümsemektedirler.
29.Doğru: “Olabilirler” ayrı şeydir “olurlar” ayrı şeydir. Üniversitelerde prof ünvanı almış binlerce nurcunun varlığı bu iddiayı çürütmektedir. Nurcuları yakından tanıyanlar bilir. Nurcular herkesten fazla ihtisasa saygı gösterirler.

30.Yanlış: Nurcular “Lahika” adlı kitapları /bildirileri belli dönemlerde hayatın akışına uygun yazmışlar ve akredite olmayanlara aktarmamışlardır. Zamanımızda artık bu lahikaların yerine güncellenmiş başka lahikaların da yazılması gerektiğine inanan nurcuların sayısı çoğalmaktadır.
30.Doğru: Lahika kitaplarının hepsi orijinal şekliyle her nurcuda var. Lahika kitaplarının yazarı da Said Nursi’dir. Ve kitapçılarda satılmaktadır. İnternetten indirilebilmektedir. Ve hiçbir zaman değişiklik yapılmamıştır. Fetö gurubunun sadeleştirmesine de şiddetle karşı çıkmışlardır. Güncellenerek yeniden yazılmasına hiçbir nurcu taraf değildir. Tamamen iftiradır.

31.Yanlış: Parası olmayan ya da Said Nursi’ye yakınlığı bulunmayan bir kimse, bunların yüksek konseyine asla giremez.
31.Doğru: Nurcularda konsey yoktur. Konsey ifadesi yazar müsveddesi gibi bazı gazetecilerin uydurmalarıdır. Nur talebelerinin meşveret heyeti vardır. Meşverete girmek parayla değil ehil olmakla mümkündür. Said Nursi 58 senedir vefat etmiştir. Ona yakınlığı olan nasıl tesbit edilecek? Yakınlık ifadesinden akraba kastediliyorsa. Bu da mümkün değil çünkü yakın akrabalarından ya bir veya iki kişi dahi bulunamaz. Zaten kendisi de evlenmediği için çoluk çocuğu bulunmamaktadır. Uydurma bir iftiradır.

32.Yanlış: Aldıkları kararlar her dönemde isabetsiz, saçma, gülünç ve basiretten uzaktır. Fakat şehir efsanelerine benzer bir şekilde bu istişare konseyindekiler “bilmem kaç evliya gücünde” abartılarıyla cilalanırlar. Bu grubun liderleri bir konu hakkında yetmiş söz söylerler, ihtimallerden biri doğrulandığı anda 69 hezeyan görülmez, bir doğruluk durumundan ötürü o konseydekiler adeta aziz ilan edilir ve “Bak, zamanında abiler bize bunu haber vermişti!” abartısıyla doğru çıkan sözü evliyalık kerametine yorarlar.
32.Doğru: Aldıkları kararlar ortadadır. Said Nursi hayattayken DP’yi vefatından sonra 60’lı 70’li yıllarda AP’yi 80’den sonra ANAP’ı 2002’den sonra da tavizsiz bir şekilde AK Parti’yi desteklemişlerdir, halen de desteklemektedirler. “Tilki rolündeki partileri desteklemişlerdir” ifadesi tamamen uydurmadır ve hakaret içermektedir. Nurcular Risale-i Nurlara bağlı insanlardır. Bunu yazar yazısının baş kısmında zaten dile getirmişti. Buna rağmen burada bu iftiraları abartarak söylemesi tamamen düşmanlığından kaynaklanmaktadır.

33.Yanlış: Meşveret Grubu’na, merkezi Ankara’da olan “Kurdoğlu Grubu” karşı çıkıp muhalefet etmektedir. Sebebi ise, gizliliğin ve ihtiyatın (dikkatli davranma) ihlal edilmiş olmasıydı.
33.Doğru: Meşveret Gurubuna karşı oldukları savı iftiradır. Karşı değiller. Aksine birbirlerini destekler vaziyettedirler. Ayrılmalarının sebebi gizlilik değil metod farklılığıdır. Kurdoğlu cemaati derslerde açıklama ve izah yapılmasını istememektedir. O kadar.

34.Yanlış: Fethullah Gülen Cemaati
34.Doğru: Bu cemaati Nur Cemaatleri içerisinde sayman yanlıştır. Kendisi bile Nurcu olmadığını söylerken sen neden Nurcu gurupları içinde gösteriyorsun? Bu cahillik değilse hainliktir.
Yazar aşağıdaki ifadeleri ile de zaten kendisiyle tezada düşmüştür.
“2000’li yılların başına kadar Fethullah Gülen diğer Nurcu gruplar tarafından pek sevilmiyor, tasvip görmüyor, hatta sıkı bir şekilde eleştiriliyordu. Said Nursi’nin elini öpmemesi, kendisi hakkında bir süre “O Hz. İsa’dır, gökten indi” yakıştırmasının yapılması Nurcuların tepkilerinin sertleşmesine neden olmuştu.”

35.Yanlış: “Sigarayı ve siyaseti bıraktım” ifadesine rağmen Said Nursi her dönemde politikanın tam göbeğinde bulunmuş bir tarikat önderidir. “Şeytandan Allah’a sığındığım gibi siyasetten de Allah’a sığınırım” sözü de hiçbir zaman gerçeklik taşımamıştır.
35.Doğru: Said Nursi tarikat önderi değildir. Cemaat önderidir. Cemaat ile tarikatları birbirinden ayıramayacak kadar bilgisiz birinin çıkıp böyle bir yazıyı yazması da başlı başına bir handikaptır.
Said Nursi o sözünden sonra siyasete girmemiştir. Sadece bir vatandaşlık görevi olarak desteklediği partiyi açıkça söylemiştir. Siyaset yapmak ayrı şeydir. Oy verdiği bir partiyi açıklamak ayrı şeydir.

36.Yanlış: Nurcular bazen DP’nin bazen de dış güçlerin politikalarına uygun yaklaşımlarla siyasete destek vermişlerdir. Şartların değişmesine göre birtakım taktik değişikliklerine gitmişlerdir.
36.Doğru: Nurcular hiç kimsenin etkisinde kalmadan siyasete değil (aslında burada ne dediği anlaşılmamaktadır) Adnan Menderes döneminde Demokrat Parti’ye destek vermişlerdir. Nurcular her zaman DP ve devamı sağ kitle partilerini desteklemişler. Hiçbir zaman taktik uygulamamışlardır. Alenen tavırlarını ilan etmişlerdir.

37.Yanlış: Said Nursi’nin ölümünün ardından en etkin Nurcu lider iddiasındaki Fethullah Gülen’in de “Komünizmle Mücadele” derneklerine üyeliği…
37.Doğru: Fetullah Gülen hiçbir zaman nurcu olmamıştır. Hele nurcuların lideri hiç olmamıştır. Yazar kendisiyle burada yine ters düşmüştür. Yukarıda “nurcular onu hiç sevmezdi” demesine rağmen burada bu ifadeleri kullanması düşmanlığının bir göstergesidir.

38.Yanlış: Cemal Kutay Said Nursi hakkında çok ses getiren bir kitap kaleme almıştır. Çağımızda Bir Asrı Saadet Müslümanı Bediüzzaman Said Nursi adlı kitabıyla Said Nursi’yi ön plana çıkaran Cemal Kutay adeta istikbaldeki birtakım siyasetlerin habercisi oluyordu. Cengiz Özakıncı bu durumu şöyle özetliyor “Said Nursi’yi sindiği köşede bulup çıkarıp Amerika’nın izniyle Türk gençliğinin düşünsel önderi olarak parlatılıyordu.”
38.Doğru: Cemal Kutay bu kitabı 1979’larda yazdı. Oysa Bediüzzaman Said Nursi 1960’da vefat etmiştir. “Said Nursi’yi sindiği köşede bulup çıkarıp” ifadesinden ne anlamalıyız. Ölmüş bir adam nasıl siner ve oradan nasıl çıkarılır? Saçmalardan seçmeler.

39. Yanlış: Amerika’nın Bullit tarafından kurallaştırılan soğuk savaş stratejisinin Türkiye’deki kanaat önderi ve ruhani lideri olup çıkmıştır.”
39.Doğru: Bu tamamen mesnetsiz dayanaksız bir iftiradır. Amerika ile hiç alakası olmadığı halde böyle bir bağlantı nasıl kurulmuş hayret doğrusu.

40.Yanlış: Diyanet İşleri Başkanı A. Salih Korur, “Bu eserlerin neşredilmesi için Said Nursi’nin ismi kâfi değil mi?” demiştir. Ve Nur Risaleleri Latin harfleriyle basılmıştır.
40.Doğru: Nur Risaleleri Diyanet tarafından o dönemde basılmamıştır. A. Salih Korur Diyanet İşleri Başkanlığı yapmamıştır. O sözü Başbakanlık Müsteşarı iken söylemiştir. Ve basılamayacağı anlamında söylemiştir. O nedenle de Menderes istediği halde basılmasını engellemiştir.
Risale-i Nurlar Diyanet tarafından ilk defa AK Parti iktidarında Mehmet Görmez döneminde 2015’de basılmıştır. Bu kadar basit bir bilgiyi bile bilmeyen bir insanın devasa bir konuda bu kadar uzun yazı yazma cesareti göstermesi de ayrı bir aymazlıktır.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.
8 Yorum