Said Nursi mektupların sonunda niye 'El-Bâki Hüve'l-Bâkî' ifadesini kullandı?
Bediüzzaman Said Nursî’nin mektuplarının sonunda kullandığı “El-Bâkî Hüve’l-Bâkî” ifadesi, yalnızca bir mektup bitirme sözü değil; onun iman, dünya hayatı, fanilik ve Allah’a bağlılık anlayışını özetleyen anlamlı bir ifadedir
“EL-BÂKÎ HÜVE’L-BÂKΔ NE DEMEK?
Arapça yazılışı: الْبَاقِي هُوَ الْبَاقِي
El-Bâkî Hüve’l-Bâkî: “Bâkî olan yalnız O’dur.”
El-Bâkî: Varlığının sonu olmayan, ebedî olan.
Hüve’l-Bâkî: Bâkî olan O’dur; yani gerçek ve mutlak bekā sahibi Allah’tır.
Bu ifade, Allah’ın dışındaki bütün varlıkların fânî, Allah’ın ise ebedî olduğunu hatırlatır. İnsan, sevdikleri, makamlar, servetler ve dünya hayatı geçicidir; Allah’ın varlığı ise sona ermez.
Bu anlayış, Kur’an-ı Kerim’deki şu ayetle doğrudan ilişkilidir:
“Yeryüzünde bulunan her canlı fânîdir. Ancak azamet ve ikram sahibi Rabbinin zâtı bâkî kalacaktır.” (Rahmân Suresi, 26-27. Ayetler)
SAİD NURSÎ BU İFADEYİ NEDEN MEKTUPLARININ SONUNDA KULLANDI?
Bu tercihin birkaç önemli hikmeti vardır.
1. Her sözün ve işin Allah’a bağlanması
İnsan bir işe Allah’ın adıyla başlayıp onu Allah’ı hatırlayarak bitirebilir. Said Nursî’nin bu ifadeyi mektuplarının sonunda kullanması, yazdığı sözlerin ve yaptığı hizmetlerin nihayetinde Allah’ın rızasına yönelmesi gerektiğini hatırlatır. Bu, mektubu sıradan bir vedalaşma yerine dua ve kulluk şuuruyla bitirme anlamı da taşır.
2. Dünya hayatının faniliğini sürekli hatırlatmak
Mektubun içeriği ne olursa olsun, sonuna gelen bu ifade okuyucuya temel bir hakikati yeniden hatırlatır: İnsanların sözleri, eserleri ve hayatları geçicidir. Kalıcı olan, Allah’ın ebedî oluşu ve O’nun rızası için yapılan hayırlı işlerdir.
Bu bakımdan ifade, yalnızca bir kapanış değil, aynı zamanda kısa bir iman dersi niteliğindedir.
3. Şahsı değil, hakikati öne çıkarmak
“El-Bâkî Hüve’l-Bâkî” ifadesinde insanın kendisine kalıcı bir pay çıkarmaması gerektiği vurgulanır. Kişi kendi şöhretinin, makamının veya eserlerinin ebedî olduğunu düşünmemelidir. Hayırlı bir iş yapmışsa, onun değerini de Allah’ın rızası ve kabulü açısından değerlendirmelidir.
4. Mektuplar yoluyla sürekli bir tefekkür oluşturmak
Said Nursî, Risale-i Nur Külliyatı'ndaki birçok mektubunu bu ifadeyle bitirmiştir. Mektupların sonunda tekrar tekrar karşılaşılan bu cümle, okuyucunun zihninde bir ölçü oluşturur: Günlük meseleler, tartışmalar, sevinçler ve üzüntüler gelip geçicidir; insan bunları değerlendirirken ebedî hayatı ve Allah’ın rızasını esas almalıdır.
3. Risale-i Nur'un temel düşüncesiyle bağlantısı
Bu ifade, Risale-i Nur'da sıkça işlenen fanilik, bekā, ihlâs ve ahiret meseleleriyle yakından ilişkilidir.
Burada önemli bir ayrım vardır: Said Nursî yalnızca dünyanın geçici olduğunu söylemekle kalmaz; geçici dünyada yapılan hayırlı işlerin ahiret açısından kalıcı bir değer kazanabileceğini de vurgular. Dolayısıyla maksat dünyadan bütünüyle uzaklaşmak değil, dünya hayatını ebedî hayatı kazanmanın bir vesilesi olarak görmektir.
Nitekim Kur’an'da şöyle buyrulur: “Bâki kalacak olan salih ameller ise Rabbinin katında hem sevapça daha hayırlı hem de ümit bağlamaya daha lâyıktır.” (Kehf Suresi, 46. ayet meali.)
Said Nursî'nin mektuplarını “El-Bâkî Hüve’l-Bâkî” sözüyle bitirmesini üç temel düşünceyle özetleyebiliriz:
Tevhid: Mutlak ve ebedî bekā sahibi yalnız Allah’tır.
Fanilik şuuru: İnsan ve dünya hayatındaki her şey geçicidir.
İhlâs: Yapılan hizmetin amacı şahsî şöhret değil, Allah’ın rızası olmalıdır.
Bu sebeple ifade, hem geleneksel bir mektup kapanışı hem de okuyucuyu sürekli Allah’ı, ahireti ve hayatın gerçek gayesini düşünmeye çağıran bir hatırlatmadır.
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.