Said Nursi, İstanbul İslamcılığını daha rafine bir meseleye taşıdı

Said Nursi, İstanbul İslamcılığını daha rafine bir meseleye taşıdı

İstanbul İslamcılığı, “Müslüman demokrasi” tezini Namık Kemal'den beri ortaya koyuyor. Batı'yla reddiyeci değil, çoğul ilişki kuruyor: Reddiye, telif ve tenkit

A+A-

Risale Haber-Haber Merkezi

Prof. Dr. Ergün Yıldırım, Said Nursi'nin İstanbul İslamcılığını daha rafine bir meseleye taşıdığını söyledi.

Yeni Şafak'taki "İstanbul İslamcılığı" başlıklı yazısında İslamcılığın artık yeni bir aşamaya geçmek zorunda olduğunu belirterek, "Bu kadar tartışma da bunun için çıkıyor. Yüzyılı geçen İslamlaşma cereyanının tarihsel akışı bir noktaya geldi. Bu yüzyılın başında önce İstanbul'da doğdu. Bir İstanbul fikriyat ve siyasetiydi. Hilafeti ve İslam topraklarını korumayı amaçlıyordu. Bunun için de cihat etmeyi farz görüyordu" dedi.

Kahire, Riyad ve Tahran eksenini devreye girdi

İstanbul İslamcılığının Namık Kemal gibi çağdaş İslam düşünürleri ve Nakşi Müceddidiye gibi tasavvuf akımıyla sentezlendiğini, Osmanlı, çağdaş, tasavvufi özellikler taşıyan ihyacı bir anlayış olduğunu belirten Yıldırım, Cumhuriyet ile birlikte tasfiye edildiğini söyledi. Bu aşamadan sonra Kahire, Riyad ve Tahran eksenini devreye girdiğine dikkat çeken Yıldırım, "Bu İslamcılıklar sert, devrimci ve ihtilalciydiler" dedi.

Müslüman demokrasi

Yıldırım, İstanbul İslamcılığının detaylarını şöyle açıkladı:
"Türkiye alttan alta İstanbul İslamcılık damarını sürdürdü. Erbakan Halidi-Nakşi Müceddidiye kolundan gelen Mehmet Zahit Kotku'dan ilham almıştı. Etrafındaki seçkinler Kotku'nun halesinden geçmişlerdi. Nursi, İstanbul İslamcılığını daha rafine bir meseleye taşıdı. Nakşiler ve Kadiriler İslamcılıkla ilişkilerini daha alt düzeyde sürdürdüler. 

İstanbul İslamcılığı, “Müslüman demokrasi” tezini Namık Kemal'den beri ortaya koyuyor. Batı'yla reddiyeci değil, çoğul ilişki kuruyor: Reddiye, telif ve tenkit. İstanbul İslamcılığı yenilikçidir. Müceddiye Nakşiliği'nden beslenerek gelişir. İslamcılar, bu akımın içinde yetişen babaların oğullarıdır. Gelenekleriyle hesaplaşırlar, ancak onu tamamıyla atmazlar. Geleneğe de mahkûm olmazlar, modernliğe de hayran kalmazlar.

Yerliler, Brüksel'den, Londra'dan ve Paris'ten ilham almazlar

İstanbul İslamcılığı, Anadolu'ya ve Türklere bigane değildir. Bu unsurların farkındadır. Bu nedenle kendi vatanlarını sonuna kadar cihat şevkiyle savunurlar. Bugün yeniden bu hissiyat ile vatanlarına sahip çıkıyorlar. Anadolu'yu bölmeye yönelen güçlere karşı en büyük mücadeleyi onlar verir. Anadolu'dan İslam dünyasına ışıyan bir entelektüel fethin öncülüğü için bütün cehdlerini ortaya koyarlar. Bölgenin barış ve adaletini mezhepler üstü bir İslam kimliğiyle savunurlar.

İstanbul İslamcılığı hem yerli hem de cihanşümuldür. Yerlidir, çünkü Anadolu'yu bütün varlıklarıyla cihat ederek savundular. Yerliler, çünkü Brüksel'den, Londra'dan ve Paris'ten ilham almazlar. Tahran, Kahire ve Riyad'dan da… Cihanşümuldür, çünkü “bütün Müslümanlar kardeştir” düsturunu benimserler; Batı'da da, Doğu'da da yaşayan müminler kardeş bilinir. İslam dünyası ufkuna sahiptirler. Kahire'yi de Tahran'ı da Riyad'ı da sıratülmüstakim üzerinde savunmak isterler. Bütün islam beldelerini kendi beldesi olarak görürler. Bu nedenle Efgani de, Musa Carullah da, Nursi de, Numan Şibli de, İbrahim Reşit de İstanbul'a koştu. İstanbul'dan ilham alarak beldelerini aydınlattılar. İstanbul İslamcılığı yeniden diriliyor, Türkiye ve İslam dünyası bu dirilişle dirilecek!

HABERE YORUM KAT

YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.