Said Nursi, Adile Naşit'i nasıl gördü? 

Said Nursi, Adile Naşit'i nasıl gördü? 

Magazine kurban verilmek istenen hakikat

A+A-

Ahmet Bilgi'nin haberi:

RİSALEHABER-Bediüzzaman Said Nursi Hazretleri'nin 1935 yılında tutulduğu Eskişehir hapishanesinin penceresinden gördüğü bir manzara son günlerde farklı bir polemiğe konu oldu. 

Lisedeki kızlardan birinin Adile Naşit olduğunun iddia edilmesi bir kısım ulusalcılara "Nurcular Adile Naşit'i neden sevmiyor" başlığı ile malzeme oldu.

İslam'a dair ne varsa yok edilmek istenen bir dönem

Said Nursi'nin yaklaşık 30 yıllık ömrü hapislerde, sürgünlerde geçti. Dönemin tek parti idarecilerinin İslam'a dair ne varsa yok etmek istediği bir dönemde yaşayan Said Nursi, insanların imanlarını kurtarmak için hayatını ortaya koydu.

Kur'an-ı Kerim'i günümüz insanının anlayışına göre tefsir eden Said Nursi'nin bu çalışmaları o günkü idarecilerin tepkisini çekti. 1926'dan vefat ettiği 1960 yılına kadar Said Nursi'ye sürekli zulmeden zamanın idarecileri 1935 yılında 120 talebesiyle beraber Eskişehir Ağır Ceza Mahkemesine sevk eder. Mahkeme sırasında hapishanede tutulan Said Nursi, bir Cumhuriyet Bayramı günü pencereden karşıdaki lisedeki programa kulak kabartır. Bir an liseye bakan Said Nursi kızların açık-saçık hallerine ağlar.

"Gördüğüm hakikattır, hayal değil"

O anları şöyle anlatır. 

"Bir zaman, Eskişehir Hapishanesinin penceresinde, bir Cumhuriyet Bayramında oturmuştum. Karşısındaki lise mektebinin büyük kızları, onun avlusunda gülerek raksediyorlardı. Birden, mânevî bir sinema ile elli sene sonraki vaziyetleri bana göründü. Ve gördüm ki, o elli altmış kızlardan ve talebelerden 40-50'si, kabirde toprak oluyorlar, azap çekiyorlar. Ve 10 tanesi, 70-80 yaşında çirkinleşmiş, gençliğinde iffetini muhafaza etmediğinden sevmek beklediği nazarlardan nefret görüyorlar kat'î müşahede ettim.

"Onların o acınacak hallerine ağladım. Hapishanedeki bir kısım arkadaşlar ağladığımı işittiler. Geldiler, sordular. Ben dedim: "Şimdi beni kendi halime bırakınız, gidiniz."

Evet, gördüğüm hakikattır, hayal değil. Nasıl ki bu yaz ve güzün âhiri kıştır; öyle de, gençlik yazı ve ihtiyarlık güzünün arkası kabir ve berzah kışıdır. Geçmiş zamanın elli sene evvelki hâdisatı sinema ile hal-i hazırda gösterildiği gibi, gelecek zamanın elli sene sonraki istikbal hâdisatını gösteren bir sinema bulunsa, ehl-i dalâlet ve sefahetin elli altmış sene sonraki vaziyetleri onlara gösterilseydi, şimdiki güldüklerine ve gayr-ı meşru keyiflerine nefretler ve teellümlerle ağlayacaklardı."

Said Nursi Adile Naşit'i gördü mü?

Büyük bir merhametle gözyaşı döken Bediüzzaman Said Nursi'nin bu sözleri magazin haberi olmayacak kadar önemli. Çünkü ölüm herkesin başına gelecek. Ölümden sonra büyük bir hesap günü var. İnsanoğlu dünyada yaptıklarının karşılığını ebediyen alacak bir hesap gününe gidecek.

Gelelim Adile Naşit meselesine. Said Nursi 1935 yılında hapisteydi. Adile Naşit ise 1930 doğumlu. Adile Naşit'in o sırada okulda olması imkansızdı. 

Adile Naşit'in orada olup olmaması önemli değil. Önemli olan Said Nursi'nin gördüğü hakikat. İnanan-inanmayan herkesin yaşayacağı bir hakikat.

Yeri gelmişken Adile Naşit'in hayatını da kısaca hatırlatalım. 

Adile Naşit kimdir?

17 Haziran 1930 yılında İstanbul'da doğdu. Gerçek adı Adela'dır. Tiyatrocu bir aileden gelen Adile Naşit'in babası komedyen Komik-i Şehir Naşit, annesi de tiyatro oyuncusu Amelya Hanım'dır. Amelya hanım, anne tarafından Ermeni, baba tarafından Rum'dur. Dedesi Kemani Yorgo Efendi, anneannesi ise, zamanının meşhur kantocularından olup, lakabı Küçük Verjin'dir. Ağabeyi Selim Naşit ve 1950'de evlendiği ilk eşi Ziya Keskiner de tiyatro sanatçısıdır. Adile Naşit eşi Ziya Keskiner'in Temmuz 1982'deki ölümünden sonra 16 Eylül 1983 tarihinde Cemal İnce (1928-2015) ile gizlice evlendi. 

Adile Naşit, 16 yaşındaki oğlu Ahmet'i 16 Haziran 1966 tarihinde kaybetmiştir. Kalbi delik olan Ahmet'in kalp ameliyatı başarılı geçmesine rağmen sonrasında fenalaşarak komaya girmiş ve kurtarılamamıştır. 

Sinema dünyasında, Rıfat Ilgaz'ın ünlü eseri Hababam Sınıfı'ndan uyarlanan filmlerdeki müstahdem Hafize Ana rolü ile olduğu kadar, Münir Özkul ile karşılıklı oynadığı filmlerdeki "Anne" rolleriyle de ünlenen Adile Naşit, 11 Aralık 1987'de doğduğu şehir olan İstanbul'da 57 yaşındayken bağırsak kanseri sonucu yaşamını yitirmiştir. Cenaze töreni 13 Aralık 1987 tarihinde Şişli Camii'nde düzenlendi. Öğleyin kılınan cenaze namazının ardından Karacaahmet Mezarlığına defnedilmiştir. İstanbul Karacaahmet mezarlığında ilk eşi Ziya Keskiner ve oğlu Ahmet Keskiner (1951-1966) birlikte yatmaktadır. 

Said Nursi ve 120 talebesinin Eskişehir mahkemesi nasıl sonuçlandı?

Bediüzzaman Said Nursi, 120 talebesiyle beraber 1935'te, Eskişehir Ağır Ceza Mahkemesine sevk edilmişti. Ani yapılan araştırmalarla elde edilen bütün Risale ve Mektuplar meydanda olduğu halde, mahkûmiyetlerini gerektirecek bir delile rastlanmamış ve neticede keyfî bir kararla Said Nursî'ye 11 ay ve 15 talebesine de altışar ay ceza verilerek, geriye kalan 105 beraat etmişti.

Halbuki isnâd edilen suç sabit olsaydı, Bediüzzaman Said Nursî'nin îdâmına ve arkadaşlarının da hiç olmazsa ağır hapsine hükmedilecekti. Nitekim, bu yersiz karara Bediüzzaman îtiraz etmiş ve bu cezanın bir "beygir hırsızına" veya "bir kız kaçırıcısına" layık olduğunu belirterek, kendisinin ya berâetine veya îdamına veyâhut 101 sene hapse mahkûmiyetine hükmedilmesini ısrarla istemişti.

HABERE YORUM KAT

YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.
7 Yorum