Şahin DOĞAN
İmam Gazzali ve hakikat arayışı
El-Munkiz Mine'd Dalal kitabında hakikat arayışını anlatıyor İmam Gazali. Kelam, felsefe, fıkıh ve tasavvuf duraklarında epey kalıyor. Beyin sancıları yaşıyor. Ve en nihayet Allah'ın inayetiyle araf ve arayış hali bitiyor, hakikati buluyor. Kendine göre bu dört durak içinde en sahih, en doğru, en tatmin edici durak tasavvuf. Huzura eriyor ve huzuru buluyor tasavvufla. En tehlikeli, en İslam dışı durak ise felsefe. İslam tarihindeki kişisel hakikat yolculuğunu anlatması bakımından kıymetli bir eser. Ama günümüzden bakınca çok basit ve yavan duruyor biraz. Modern varoluşsal sorunlara hazretin verebileceği bir cevap yok. Bugünün hakikat arayışı içindeki insanın kafasına takılan onlarca soru nedense Gazali'nin aklına takılmamış.
Demek insan düşüncesi tekamül halinde. İnsan ne kadar büyük olursa olsun kendi devrinin çocuğu. Ayrıca tasavvufun İmam Gazali gibi bir dehayı tatmin edişine hayret ediyor insan. Belki hal olarak tatmin ediyor ama ilmî ve fikri olarak tatmin edebilmesi gerçekten çok calib-i dikkattir. Belki de o dönem tasavvufu günümüzden çok farklıydı. Düşünsenize, bazılarına göre sahabeden sonra İslam dünyasının en büyük müslümanı ve âlimi olan Gazali tasavvuf ile doyuma eriyor. Yine calib-i dikkattir, o dönemde çok büyük kimi başka alimler tasavvufu şirk yuvası olarak görüyor. Kitapta insan yok, insanın derin duyuş ve sezişleri yok. Aslında doğunun bütün müellifleri böyle bir parça hikemidir. Hasılı kitap varoluşsal sancılar yaşayan çağdaş bir okuyucu için oldukça basit, yavan ve kifayetsiz gibi duruyor.
"...Kesin olarak anladım ki Allah'a giden yolda yürüyenler özellikle sufilerdir. Yaşantıları en güzel, yolları en doğru, ahlakları da en temiz olan onlardır. Hatta onların yaşantıları ve ahlaklarında en ufak bir değişiklik yapmak ve daha güzeliyle değiştirmek için akıl sahiplerinin aklı, hikmet ehlinin hikmeti ve şeriatın sırlarına vakıf olan alimlerin ilmî bir araya gelse yine de bunu başaramazlar. Çünkü sufilerin gerek zahir ve gerekse batınlarındaki hareket ve sükunları nübüvvet kandilinin nurundan alınmıştır... Sufiler yakaza halinde iken melekleri ve peygamberlerin ruhlarını müşahede ederler. Velilerin kerametleri gerçekte peygamberlerin başlangıçtaki halleri gibidir. Onların seslerini duyarlar. Bundan bir şey tatmamış olan kimse peygamberliğin hakikatini anlayamaz. Sufiler öyle bir topluluktur ki onlarla içli dışlı olanlar asla bedbaht olmaz...." (s.41-42-43)
"... Filozofların kitaplarının okunmasını, içinde tehlikeli ve aldatıcı unsurlar ihtiva etmesinden dolayı engellemek gerekir. Nasıl ki iyi yüzme bilmiyen birini deniz kenarında kaygan yerlerde dolaşmaktan korumak gerekiyorsa, halkı da bu tür kitapları okuyup incelemekten korumak gerekir. Yine çocukları yılanlara dokunmaktan korumak gerektiği gibi halkı da halkı da filozofların doğru ile yanlışın birbirine karıştığı sözlerini işitmekten korumak icap eder..." (s.26)
İmam-ı Gazzali ateşin tabiatı ve yakma özelliği yoktur, ateşte her an yakma fiilini yaratan bizzat Allah’tır diyor. Said Nursi tesir-i hakiki yalnız ve yalnız Allah’tır diyor. Yani Allah her an kainata ve içindeki her şeye müdahildir. Yaratılan, işlenen, yapılan, ortaya çıkan, meydana gelen her faaliyet Allah’ın fiilidir, insanın tesiri mecazidir onlara göre. “Onları siz öldürmediniz, fakat Allah öldürdü. Oku attığın zaman da sen atmadın, fakat Allah attı.” (Enfal/17) gibi bazı ayetler bu yaklaşımı destekler gibi görünüyor.
Bu yaklaşım doğru ise eğer şöyle bir soru takılıyor insanın aklına: Yeryüzünde işlenen bütün zulümler, cinayetler, savaşlar, nahoş haller, küçük çocukların kesilmesi, yakılması, tecavüze uğraması, depremler, seller gibi hallerde bütün bunları yapan, yaratan, işleyen, harekete geçiren bizzat Allah mıdır ve bütün bu fiillerdeki tesir-i hakiki Allah'a mı ait oluyor o halde? Mesela adam küçük bir çocuğu paramparça etmeye niyet ediyor, bundan sonra yaptığı her şey bizzat Allah’ın fiili mi oluyor? Öyleyse Allah nasıl bütün kötülüklerden münezzeh oluyor?
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.