Prof. Dr. Şadi EREN

Prof. Dr. Şadi EREN

Sûret-Perestliğin Hükmü

Günümüzün ve bütün zamanların en önemli sanat eserlerinden bir kısmı, resim ve heykel olarak karşımıza çıkar. Heykel için "gölgesi olan suret", resim için "gölgesi olmayan suret" ifadeleri kullanılır.

Kur'an'da, geçmiş toplumların resim ve heykel yaptıkları konusuna da temas edilmektedir. Mesela Hz. Süleyman’ın cinleri istihdamının anlatıldığı kısımda, onların “timsaller” yani heykeller yaptıkları da belirtilir.[1] Buradan hareketle o zamanın şartlarında heykel yapmanın haram sayılmadığı söylenebilir.

İslam dünyasında resim ve heykel sanatı pek görülmez. Resim ve heykel yapımına olumsuz bakılmasıyla putperestliği engelleme düşüncesi arasında önemli bir ilişkinin bulunduğu anlaşılmaktadır.[2] İbn Abbas, putperestliğin iyilikleriyle tanınmış insanların hatırasını yaşatma amacıyla heykellerinin yapılması sonucunda ortaya çıktığını belirtir.[3]

Hz. Aişe resimli bir eşya satın alır. Hz. Peygamber kendisine şöyle der: "Bu resimleri yapanlara kıyamet günü azap edilir ve onlara, 'Hadi, yaptığınız şu suretlere can verin!' denilir."[4]

Bu ve benzeri hadislerde nazara verilen durum, gölgeli ve gölgesiz suretlerin zamanla bir put haline gelebilme endişesindendir. Putlar, tarih boyunca insanlığın önünden hiç eksik olmamıştır. İlkel kabile dinlerindeki totemlerden, günümüzün sözde medenilerinin önündeki "modern putlara" varıncaya kadar putperestliğin değişik tezahürlerini görmek mümkündür.

Bediüzzaman, bu konuda şöyle der:

“Sanem-perestliği şiddetle Kur'an men'ettiği gibi, sanem-perestliğin bir nevi taklidi olan sûret-perestliği de men'eder. Medeniyet ise, sûretleri kendi mehasininden sayıp Kur'ana muaraza etmek istemiş. Hâlbuki gölgeli gölgesiz sûretler, ya bir zulm-ü mütehaccir veya bir riya-yı mütecessid veya bir heves-i mütecessimdir ki, beşeri zulme ve riyaya ve hevâya, hevesi kamçılayıp teşvik eder.” [5]

Sûret-perestlik, sûrete tapmaktır. Bunlar ya heykelde olduğu gibi gölgeli veya resimde olduğu gibi gölgesiz olur. Bediüzzaman’a göre bunlar:

1-Ya taşlaşmış bir zulüm

2-veya ceset giymiş bir riya

3-veya tecessüm etmiş bir hevestir.

-Taşlaşmış zulüm olması, müstebit zorba hükümdarların zulümlerinin sembolü olması yönüyle;

-ceset giymiş bir riya olması, artistik pozlar ile bunların gösterişi temsil etmesiyle;

-tecessüm etmiş bir heves olması ise bunların insandaki kibir, gurur, beğenilmek, takdir edilmek, başkalarına üstten bakmak gibi hevese dayalı zaafların yansıdığı eserler olması yönüyle veya müstehcenlikte kullanılmaları cihetiyle ele alınabilir.

Resim ve heykel alanı sıkıntılı olunca Müslüman sanatçılar başka bir bakışla tahayyül, çizim ve boyamanın farklı terkiplerini ortaya koymuşlardır. Bunun sonucu olarak hat, tezhip, ebru gibi sanat dalları ortaya çıkmıştır.[6]

Müstehcen resimlere bakmanın hükmü

Ahir zamanda göze bakan günahlar başka devirlerle kıyaslanmayacak boyutta öne çıkmıştır. Özellikle 1970’li yıllardan bu yana gazete, dergi ve kitaplar, televizyon programları müstehcen görüntülerle doldurulduğu gibi, 1990’lı yıllarda hayatımıza giren internet müstehcenliği sınır tanımaz bir boyuta taşımıştır. Bu günah selinin önünde durabilmek çok da kolay görülmemektedir. Günümüz insanının ve özellikle de gençlerin ızdıraplı hayatında müstehcen görüntülerin derin izleri vardır.

Bediüzzaman, meselenin bir yönüne şöyle dikkat çeker:

“…Hususan suret-perestlik, ahlâkı fena halde sarstığı ve sukut-u ruha sebebiyet verdiği şununla anlaşılır: Nasıl ki merhume ve rahmete muhtaç bir güzel kadın cenazesine nazar-ı şehvet ve hevesle bakmak, ne kadar ahlâkı tahrip eder. Öyle de: Ölmüş kadınların suretlerine veyahut sağ kadınların küçük cenazeleri hükmünde olan suretlerine hevesperverane bakmak, derinden derine hissiyat-ı ulviye-i insaniyeyi sarsar, tahrip eder.”[7]

Bediüzzaman, burada müstehcen resimler ve san’at adı altında yapılan müstehcen heykellerin ruhta yaptığı dehşetli tahribata dikkat çekmektedir: Ölmüş bir kadına şehvet ve heves nazarıyla bakmak ahlâken çökmüşlüğü gösterdiği gibi, sağ kadınların küçük cenazeleri hükmünde olan sûretlerine hevesperverane bakmak, benzeri bir çökmüşlüğü göstermektedir. Nitekim gözüne sahip olamayan kimselerin “cinsel sapıklığa” kadar işi ileri götürdüğü bilinen bir durumdur. Cinsellik imtihanında en önemli unsurlardan biri gözlere sahip çıkılması, gözlerin korunmasıdır.

[1] Sebe, 13

[2] Tuncay Başoğlu, “Resim” DİA, XXXIV, 579

[3] Buhârî, Tefsir, 71/1

[4] Buhârî, Libas, 92

[5] Nursi, Sözler, s. 409

[6] Başoğlu, “Resim” DİA, XXXIV, 582

[7] Nursi, Sözler, s. 410

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.