Prof. Dr. Şadi EREN

Prof. Dr. Şadi EREN

Sebep Olan Yapmış Gibidir

İnsan, başkalarına etki edebilen ve başkalarından da etkilenebilen bir tabiata sahiptir. Bediüzzaman bunu اَلسَّبَبُ كَالْفَاعِلِ “Sebep olan yapmış gibidir” düsturu şeklinde eserlerinde zaman zaman nazara verir.[1] Bu düsturun arka planı şu hadis olabilir kanaatindeyiz:

"Hayra vesile olan, onu yapan gibidir."[2]

Hz. Peygamber (asm) bunu şöyle açıklar:

“Kim bir kimseyi hidayete çağırırsa, kendisine uyanların sevaplarının bir misli ona verilir. Bu, diğerlerinin sevaplarından bir şey eksiltmez. Kim de dalalete çağırırsa kendisine uyanların günahlarının bir misli ona verilir. Bu, diğerlerinin günahlarından bir şey eksiltmez.”[3]

Bu hadislerin de arka planında şu âyet ve emsali bulunmaktadır:

“Kim güzel bir şefaatte bulunursa (iyi bir işe aracı olursa), ona o işin sevabından bir nasip vardır. Kim de kötü bir şefaatte bulunursa (kötü bir işe aracı olursa), ona da o kötülükten bir pay vardır.”[4]

Kişi, bir Müslüman kardeşinin hakkını gözetmek veya ondan bir zararı defetmek veya ona bir menfaati celbetmek için aracı ve referans olabilir. Müslüman kardeşine dua etmek de buna dâhildir.

Âyette nazara verilen kötü şefaat, haram kılınan şeylere aracı olmaktır. Bunu yapan kimse, vesile olduğu şeyi kendi yapmış gibi vebal altında kalır.

Bediüzzaman, “Sebep olan yapmış gibidir” düsturunun özellikle ahir zamana bakan bir cihetini radyo misaliyle açıklar:

“Âhir zamanda bir şahsın hatiat ve günahlarının gayet dehşetli bir yekûn teşkil ettiğine dair rivayetler vardır. Eskide “acaba âdi bir adam, binler adam kadar günah işleyebilir mi ve o âhir zamanda bildiğimiz günahlardan başka hangi günahlardır ki kâinatın heyet-i mecmuasına dokunur, kıyametin kopmasına ve dünyaları başlarına harap olmasına sebebiyet verir” diye düşünürdüm. Şimdi bu zamanda müteaddit esbabını gördük.

Ezcümle müteaddit vücuhundan radyomla anlaşıldı ki: O bir tek adam bir tek kelime ile bir milyon kebairi birden işler ve milyonlarla insanı dinlettirmekle günaha sokar. Evet, küre-i havanın yüzbinler kelimeleri birden söyleyen ve bir dili olan radyo unsuru, nev'-i beşere öyle bir nimet-i İlahiyedir ki, küre-i havayı bütün zerratıyla şükür ve hamd ü sena ile doldurmak lâzım gelirken, dalaletten tevellüt eden sefahet-i beşeriye, o azîm nimeti şükrün aksine istimal ettiğinden elbette tokat yiyecek. Nasıl ki havarik-ı medeniyet namı altındaki ihsanat-ı ilahiyeyi, bu mimsiz, gaddar medeniyet hüsn-ü istimal ile şükrünü eda edemeyerek tahribata sarfedip küfran-ı nimet ettiği için öyle bir tokat yedi ki, bütün bütün saadet-i hayatiyeyi kaybettirdi ve en medenî tasavvur ettiği insanları, en bedevi ve vahşi derekesinden daha aşağıya indirdi. Cehenneme gitmeden evvel, Cehennem azabını tattırıyor.

Evet, radyonun küllî nimetiyet ciheti, küllî bir şükür iktiza eder. Ve o küllî şükür de, Hâlık-ı Arz ve Semavat'ın kelâm-ı ezelîsinin şimdiki bütün muhataplarına birden yetiştirmek için, küllî yüz bin dilli semavî bir hâfız hükmünde, her vakit kâinatta Kur'an'ı okumalıdır. Tâ o nimetin küllî şükrünü eda ve o nimeti idame etsin.”[5]

Radyoda Kur'an okumak veya onun manalarını anlatmak gibi hayırlı bir iş yapıldığında, aynı anda milyonlarca insan bunu dinlemekte, istifade etmekte ve sebep olana sevap kazandırmaktadır. Ama aynı radyoda küfür ve küfran, sefahet ve rezalet proğramları da yapılabilmektedir. Buna vesile olan kimse, aynı anda milyonlarca insanı günaha sokmakta ve yanlış yönlendirmektedir. Böyle olunca aynı anda milyonlarca kişinin vebalini almaktadır.

Radyo için yapılan bu değerlendirmeler, daha sonra çıkan televizyon ve internet için de elbette aynen geçerlidir. Bunlarda sese ilave olarak görüntü de bulunduğundan etkileri çok daha fazla olmaktadır.

[1] Mesela bkz. Said Nursi, Sözler, s. 579; Mektubat, s. 97, 214; Lem'alar, s. 224; Şualar, s. 621; Barla Lahikası, s. 342…

[2] Tirmizî, İlm, 14

[3] Müslim, İlim, 16

[4] Nisa, 85

[5] Nursi, Kastamonu Lahikası, s. 71

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.