Prof. Dr. Şadi EREN

Prof. Dr. Şadi EREN

Kazf-ı Muhsanat Cürmü

Kazf-ı muhsanat, “muhsan olan (namuslu) bir kimseye zina ithamında bulunmak veya nesebini reddetmek” demektir. Daha çok kadınlar hakkında ithamlar olduğundan “namuslu kadınlara zina isnadında bulunmak” anlamında kazf-ı muhsanat denilmiştir. Ama hüküm itibarıyla iffetli bir kadına böyle bir ithamda bulunmakla, iffetli bir erkeğe ithamda bulunmak arasında bir fark yoktur.

Hz. Peygamber, böyle bir iftirayı insanı helake götüren yedi büyük günahtan biri olarak zikretmiştir.[1]

Nur Sûresinin ilk üç sayfası zina ve zina iftirası konularını ele alır. Kazf-ı muhsanat meselesi de bu münasebetle ifade edilmiştir. Kur'an bunu şöyle bildirir:

“Namuslu kadınlara zina isnat edip sonra da dört şahit getiremeyenlere seksen sopa vurun. Artık onların şahitliğini asla kabul etmeyin. İşte bunlar fâsıkların ta kendileridir.”[2]

Bediüzzaman, bu meselede şu noktalara dikkat çeker:

“Gıybetin en fena ve en şenii ve en zalimane kısmı, kazf-ı muhsanat nev'idir. Yani gözüyle görmüş dört şahidi gösteremeyen bir insan, bir erkek veya kadın hakkında zina isnad etmek; en şeni' bir günah-ı kebair ve en zalimane bir cinayettir, hayat-ı içtimaiye-i ehl-i imanı zehirlendirir bir hıyanettir, mes'ud bir ailenin hayatını mahveden bir gadirdir.

Evet, Sure-i Nur bu hakikati o kadar şiddetle göstermiş ki, vicdan sahibini titretiyor ve tüylerini ürperttiriyor. لَوْلاَ اِذْ سَمِعْتُمُوهُ قُلْتُمْ مَا يَكُونُ لَنَا اَنْ نَتَكَلَّمَ بِهَذَا سُبْحَانَكَ هَذَا بُهْتَانٌ عَظِيمٌ şiddetle ferman ediyor ve diyor ki: Gözüyle görmüş dört şahidi gösteremeyen merdud-uş şehadettir. Ebedî şehadetlerini kabul etmeyiniz. Çünkü yalancıdırlar.

Acaba böyle kazfe cesaret eden hangi adam var ki, gözüyle görmüş dört şahidi gösterebilir? Kur'an-ı Hakîm bu şartı koşturmakla, böyle şeylerde şakk-ı şefe etmeyiniz, bu kapıyı kapayınız demektir.”[3]

Bediüzzaman’ın bu değerlendirmesinde şu noktalar görülmektedir:

- Kazf-ı muhsanat, gıybetin en fena, en çirkin ve en zalimane kısmıdır.

- Kadınlara mesnetsiz zina isnadı cezayı gerektirdiği gibi, erkeklere iftira da aynı cezayı gerektirir.

- Böyle bir iftira, mü’minlerin sosyal hayatını zehirlendiren bir hıyanettir.

- Böyle bir yalan, mutlu bir ailenin hayatını mahveden bir zulümdür.

-“O'nu (böyle bir iftirayı) işittiğinizde ‘Bu konuda konuşmamız yakışık almaz; -haşa-, bu büyük bir iftiradır’ demeniz gerekmez miydi?”[4] âyetinin hükmüyle ehl-i iman böyle iftira durumlarında sessiz kalmamalı, “bu bir iftiradır!” diyerek tepki vermelidir.

- Böyle bir iddiada bulunanın olayı gözüyle görmüş dört şahit getirmesi gerekir.

- Şahit getiremediğinde artık fasık sayılır, daha sonraki hayatında şahitliğine itibar edilmez.

- Kur'an-ı Hakîmin dört şahit şartı getirmesinde, “böyle şeylerde ağzınızı açmayınız, bu kapıyı kapayınız” mesajı vardır.

[1] Buhârî, Vesâyâ, 23

[2] Nur, 4

[3] Nursi, Barla Lahikası, s. 267-268

[4] Nur, 16

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.