Hüseyin YILMAZ

Hüseyin YILMAZ

Sade, Tevrat ve İncil!

Marquis de Sade. 1740’ta doğmuş, 1814’de ise Cehennem’i boylamış. Kilisenin dini ve Tanrısına bir türlü inanamamış. 

Hezeyanlar manzumesi Tevrat ve İncil, Sade’i adeta çıldırtmış. Çıldırtmış ve dine düşman etmiş. Deli hezeyanlarının yanında zır delilik gibi duran Eski ve Yeni Ahid’e karşı başlattığı mücadele, son nefesine kadar büyük bir ihtiras halinde devam etmiş.

Yahudi ve Hıristiyanların “Tanrı”sını inkâr etmekle yola koyulur, hızını alamayınca da her türlü ahlâksızlığı bayraklaştırır.  Yakasından tutup zindana atarlar: Aşağı yukarı on sekiz yıl kalır Fransız zindanlarında.

Ne var ki, zindanlarda da rahat durmaz. Yazdıkları, Kiliseye düşman Fransızlarda makes buldukça yeni çâreler aranır.  

Söyleyip yaptıklarını izah edecek makul bir sebebi olmalı. Her günahı örten cünun, imdadına yetişir kilisenin. On iki yıl da akıl hastalarının arasında düşüncelerini yaymak için çırpınıp durur.

marquisdesade.jpgKaynaklar bu aristokrat zındığı, Filozof-Yazar olarak takdim etse de şöhretini isminden türetilen “Sadizm” yaşatır. 

Otuz yıl kadar önce elime geçen ilk kitabını, aşırı müstehcen ve ahlâksız bulduğumdan, fırlatıp atmıştım. Gençlik tehlikeleri yaşın kemaliyle geride kalınca, son günlerde peş peşe iki kitabını okudum. O kadarla da kalmayıp Sade’i dinsizlik uçurumuna atan Tevrat ve İncil’e de el attım. 

Net bir şekilde ifade etmek isterim ki, Sade’nin yaşadıklarını yaşamış, okuduklarını okumuş olsam, onun gibi olurdum. Zirâ Tevrat ve İncil’in zırvalıkları ile haham ve papazların müstebidane hâkimiyeti, her şuuru isyânkâr edebilir. 

Ahlâksızlığa gelince o, dinsizliğin kaçınılmaz neticesidir. Zirâ, dinsizin ahlâklı olmasını gerektirecek hiçbir şey yoktur... Hayvanlar gibi arzu ve isteklerinin zebunu olmakta haklıdır.

Sade’in birinci tâlihsizliği, susuzluğunu Tevrat ve İncil ile gidermeye kalkışmış olması ise, diğeri Kur’an ve İslâm’ın parlak kaynaklarına ulaşamamış olmasıdır. Zaman zaman İslâmiyet hakkında söylediklerinin herhangi bir tahkike dayanmadığı, üstün körü şeyler olduğu çok açıktır. Zâten hedefinde doğrudan İslâmiyet de yoktur. Sadece onu da Yahudilik veya Hıristiyanlık gibi sanmaktadır.

Hiç şübhesiz Müslümanlar olarak yapabileceklerimizi hakkıyla yapmadık, yapmıyoruz. Beşeriyetin kâhir ekseriyeti, dehşetli bir inanç buhranı içinde. Kurtuluş vesilesi olacak Kur’an hakikatlerini beşeriyete ulaştırmayı birinci maksad yapmak gerekiyor. Tabiî birbirimizi gırtlaklamaya çalışmaktan başımızı alabilirsek!

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.
2 Yorum