Rekabette bereket vardır

Rekabette bereket vardır

Yıl 1991; dünyada örnekleri varsa da üç arkadaş ülkemizde bir ilki denemeye karar verir. Bugün Türkiye'de teknoloji ürünleri sektörünün en yaygın dağıtım şirketi olan Arena'nın kuruluşunu daha o yıllarda düşünürler.

Günseli Özen Ocakoğlu'nun haberi

İşe başladıklarında sermayeleri yoksa da kendilerine olan güvenleri vardır. İş yapma konusundaki bu güven, ürün ve hizmetlerini dağıtmayı planladıkları şirketlerin güvenini de beraberinde getirir. Şirketin amacı ise daha o günden netlikle bellidir: "Arena, tedarikçi ve bayilerinin teknoloji ürünlerini etkin ve verimli bir biçimde tüketiciye ulaştırabilecekleri bir hizmet platformu sağlayarak yatırımcı değerini artıracaktır." Bütün bu iddialı söylemleri yerine getirmek için de bugün hâlâ uydukları profesyonellik, yaratıcılık, dürüstlük ve pazarı geliştirme misyonuna sıkı sıkıya bağlılar. Şirketin vizyonu da misyonu kadar iddialı: "Arena, kitlelerin talep ettiği geniş yelpazedeki teknoloji ürünlerini dünyayla eşzamanlı olarak pazara sunarak Türkiye'nin lider teknoloji sağlayıcısı olmayı hedeflemektedir."

Bugün Arena, 400'den fazla dünya teknoloji markasının ürününü 8 binin üzerindeki aktif satış noktası aracılığıyla tüketiciye ulaştırıyor. Bu markalar arasında Lexmark dışında; Hewlett Packard, Acer, EMC, Microsoft, Philips, Seagate, Gigabyte, SanDisk, Fujitsu Siemens, Sun Microsystems, Juniper, Sony, Wyse, Xerox, Pro200 ve Oki gibi pazarın en önemli markaları da bulunuyor. Arena'nın İstanbul'daki merkezinde; yönetim, pazarlama, satış ve finansal birimler bulunuyor. Ayrıca yine İstanbul'da 10 bin metrekarelik deposunda lojistik ve teknik birimler de yer almakta. İzmir ve Ankara'da da şubeleri var. Şirketin 2008 cirosu 495 milyon dolara ulaşmış. Bugün 235 çalışanı bulunan Arena'nın hisseleri Kasım 2000'den beri İMKB'de de işlem görüyor.

ÖNCE HAYAL Etti, SONRA GERÇEKLEŞTİRdi

Bir işi kurarken eğer daha işin başında büyük düşünür ve kuruluş yatırımlarınızı buna göre yaparsanız, şirket büyürken doğru zamanlarda gerçekleştirilen revizyonlarla duraksamadan büyürsünüz. Arena da bu prensipten yola çıkmış. Daha işe başlarken kurucularının da vizyonuyla operasyonlarını; yaygınlık, yüksek hareket hacmi ve büyümeyi destekleyecek şekilde kurmuş. Bütün bunların gerisindeki felsefeyi de; doğru hizmet, doğru zaman ve doğru yer üçlemesine oturtarak müşteri ve tedarikçilerine fayda katmak olarak belirlemiş. Böylelikle de kendini müşteri odaklı bir organizasyon olarak yapılandırmış.

Arena'nın faaliyete geçtiği 1991 yılından beri şirketin genel müdürlüğünü kurucu ortağı olan İzi Kohen yapıyor yani uygulamada da en baştan beri bilfiil çalışıyor. Kohen, Robert Kolej ve Boğaziçi Üniversitesi İşletme Fakültesi mezunu. Mezuniyet sonrasında da ilk işi Hesmak Bilgisayar'da sistem mühendisliği olmuş. Yine bir dağıtım şirketi olan Komtaş AŞ'de dağıtım koordinatörü olarak görev almış. Böylelikle de Arena'yı 1991 yılında kurana kadar altı yıl boyunca farklı şirketlerde sektörel deneyim kazanmış. Şimdi kendi çocuklarının da okuduğu Hisar Eğitim Vakfı'nda yönetim kurulu üyelik görevini yürüten İzi Kohen, Arena Bilgisayar'ın vizyonunun hayata geçmesinde yürütmenin başında görev yapıyor. Sektörde öngörülerinin isabetliliği ile de tanınan İzi Kohen, Arena Bilgisayar kurulduğunda daha henüz 27 yaşındaymış. Yaptığı farklı ve faydalı işlerle Türkiye teknoloji pazarında adından söz ettirmek isteyen Kohen iddialı bir kişilik. Pazar çalkantılı ve çok sayıda rakip olmasına rağmen Kohen, "Şirketimiz katma değer oluşturacak ilkleri teknoloji dünyasıyla tanıştırmaya devam edecek." diyor.

SEKTÖRÜN GELİŞMESİ İÇİN REKABET ŞART

Hepimiz iyi biliriz ki tekellerin oluştuğu piyasalarla yasaların koruduğu pazarlar gelişemez. Geçmişin münhasırlık sözleşmesiyle bir ürünün tek satıcısı olma dönemini hatırlarsak, tutturduğuna satan şirketleri de anımsarız. Oysaki rekabetteki bereketi Microsoft, Google, Apple ve günümüzün fenomen sosyal medyası Facebook'un doğuşunda ve gelişiminde görebiliriz. Arena Bilgisayar'ın içinde bulunduğu Boardline Distrubition/Yaygın Dağıtım sektöründe de rekabet oldukça yoğun. İrili ufaklı şirketlerin hepsi teknoloji markalarını şirketlerden alıp pazara sunabiliyor. Bu sayede de bir anlamda pazardaki herkesin konumu eşit. Farklılık ise şirketin kendisini konumladığı alanda ortaya çıkıyor.

İzi Kohen, pek çoklarının aksine münhasırlık halinin bitirilmesini değişim ve gelişim için önemli bir fırsat olarak düşünüyor ve "Önemli olan değişimin parçası değil, değişimi başlatan olmak." diyor. Arena belki de tüm dünyada tek şirket çatısı altında en çok ürünü, en yaygın biçimde dağıtarak bu büyüklüğe ulaşan sektöründeki tek şirket. Bu ne demek, pek çok şirket bazı işlevlerini farklı yapılarla şirketleştirirken Arena tüm işlevlerini tek bir şirket yapısı altında yapıyor demek. Her ne kadar fonksiyonları küçük şirketlere dağıtarak yapmak daha kolayken borsaya kote şirket olan Arena, bu yapısıyla paydaşlarına ve yatırımcılarına karşı daha şeffaf bir duruş da sergilemiş oluyor.

Arena nihai tüketiciye ürün satmıyor. O şirketlere satıyor, şirketler de kullanıcıya. Böyle bakınca devasa teknomarketler de müşterisi, Anadolu'da 'bir bilen' olarak görev yapan kendi şirketini kurmuş bilgisayar öğretmenleri de. Satılan ürünün sayısal önemi yok; üç de bir, üç bin de, ancak hizmet ikisine de tam veriliyor. Müşterilerin sekiz bin sayısını ve dağınıklığını düşündüğümüzde Arena'nın lojistik operasyonunun ne denli büyük ve karmaşık olduğu anlaşılabilir. Belki de 'kolay ulaşılabilirlik' tanımı, hemen herkesin aynı kâr marjı ve fiyatla sattığı teknoloji pazarında Arena'nın başarısındaki kilit sözcük.

İzi Kohen Arena'yı öne çıkaran kriterlere ilişkin; "Misyonumuzda altını çizerek ifade edilen, 'tüketiciye etkin ve verimli hizmet sunma' bölümü bizim sektördeki farkımızın ayrıca belirginleştiği yerler. Etkin diyerek en çok çeşitliliği, verimli diyerek de en uygun fiyatla ürüne en kolay şekilde ulaşma kolaylığını ifade ettik. Arena'nın farkı da işte bu iki temel noktada. Bunun bir örneği 2000 yılında daha pek çokları online satın alma yöntemini uygulamayı bile düşünmezken biz o günün şartlarındaki en iyi altyapıyı kurarak online satışa başladık. Süreç içinde gereken değişiklikleri de yaparak hâlâ en hızlı ve kolay ulaşılabilir olma iddiamızı sürdürüyoruz.

Teknoloji duraksamadan değişiyor. On sekiz ayda yeni bir teknoloji dalgası gündeme gelirken ürünlerdeki çeşitlilik de dört ayda bir söz konusu oluyor. Her şeyden önce bu değişimleri öngörmeyenlerin pazarda şanslarının olmadığını söylemek gerek. Biz Arena Bilgisayar olarak değişime kendimizi uyarlamak yerine değişimi başlatan olmayı bir kurumsal kültür olarak benimsedik. Bu en üst yönetimden hiyerarşinin ilk basamaklarına kadar içselleştirilmiş bir anlayış. Dışarıdan bakınca bütün bu yapılanların bir başka kurumca da yapılabileceğini öngörebilirsiniz. Bizim yaptıklarımız başkalarınca bizden önce de sonra da mutlaka yapılmıştır ama bizdeki başarılı sonuçların alındığını zannetmiyorum. Değişim ve yenilik bizde bir şirket kültürü haline geldi. İş sonuçlarımız yaptıklarımızın başarısı konusunda bir cevap olarak zaten kendini gösteriyor." diyor. İzi Kohen ayrıca, dünyada teknoloji alanında yeniliklerin ve yeni ürünlerin var edileceği bir ortamın çok olgunlaştığına da dikkat çekiyor.

yenilikçiliğe ve değişime devam edecek

"Pek kızmam." diyor İzi Kohen, "Kızmam ama yaşamı sürdürebilmek için bitkide bile akıl varken, aklı olan birinin tekrarlanan hatalar yapmasını benim aklım almıyor. İşte o zaman kızıyorum" diye konuşuyor. Günümüz iş dünyasında artık o eskinin gizli kapalı iş yapış kurallarının olmadığını, şeffaflığın kendisince de en önemli konu olduğunu sözlerine ekleyen Arena Bilgisayar Genel Müdürü, "En gizli olanlar şimdi söylediklerim. Malın nasıl, kaça alındığı, kaça satıldığı ve sonuçlar zaten görülüyorken çalışanlardan bilgi saklamayı doğru bulmuyorum. İşte bu noktada aklını kullanmayan ve şirkete zararlı tutum ve davranış içine girenleri affetmem." diye konuşuyor.

Peki, Arena bundan sonra ne yapacak derseniz, yenilikler yapmaya ve bunun için de değişmeye devam edecek çünkü yeni dünya düzeninin yeni normali bu. Değişmeyen, yenilenmeyen mutlaka ölüyor!

Harvard'ın açtığı kursların müdavimi

İzi Kohen, ailesinin tek çocuğu olarak büyümüş. Babasının Tahtakale'deki işyerine gidip geldiyse de aklı hep başka bir iş yapmakta olmuş. 16 yaşında bilgisayar işine merak salınca zaten gelecekteki kariyerini de belirlemiş. Öğrenmekten müthiş keyif alıyor. Bu amaçla da Harvard'ın yöneticiler için açtığı kursların adeta müdavimi. Arena Bilgisayar'ın Genel Müdürü İzi Kohen nev-i şahsına münhasır bir kişilik; iddialı, takipçi ve sistemli. Bütün bunları nereden aldığını öğrenmek istiyor ve 'Babanızdan ne öğrendiniz?' diye soruyorum. Cevabı beklediğim gibi gelmiyor. Oldukça anlamlı bir başka şey söylüyor; "İyi insan olmayı." diyor ve "İki yıl önce kendisini kaybettiğimizde cenazesinde başsağlığı için yanıma gelenler onun iyi bir insan olduğunu defalarca söylediler." diye devam ediyor.
Zaman