Referandumun önü kesilmezse Türkiye'nin notu yükselir
Küresel krizin ardından en hızlı toparlanan borsalardan biri olan İMKB'de gözler iki noktaya kilitlendi.
Bunlardan biri mali kural, ikincisi ise Anayasa Mahkemesi'nde görüşülecek olan anayasa değişiklik paketi. Yüksek Mahkeme'den referandumu engelleyecek bir karar çıkmaması halinde, kredi derecelendirme kuruluşları Türkiye'nin notunu 'yatırım yapılabilir' seviyesine çıkarabilir.
2010 İMKB-100 endeksi, son fiyatlamaları dikkate aldığımızda, küresel krizle çöken borsalar arasında en hızlı ve istikrarlı toparlanan borsaların ilk sıralarında yer aldı. Nisan ayının ilk haftasına geldiğimizde İMKB-100 endeksi, global krizin ardından Meksika Bolsa endeksinden sonra kriz öncesi normal sürecine dönen ikinci borsa oldu. Tabii global krizde en kârlı çıkan ülke, evet tekrar ediyoruz global krizde en kârlı çıkan ülke Türkiye oldu. Bunun sebeplerini şöyle sıralayabiliriz. Birincisi, Hazine'nin borçlanma faizi 2008 son aylarında yüzde 25'lerde gezerken, gösterge faizleri 49. haftada yüzde 7,50'lere, yani Cumhuriyet tarihinin en düşük seviyelerine geriledi. Politika faizleri ise 6,50 ile yine en düşük seviyeye kadar düştü. Bunun ödülü olarak da İMKB-100 endeksi de küresel kriz süreci içinde dünyanın en güçlü toparlanan borsası oldu.
Politik riskler, yabancı yatırımcının göstergesi olmaya devam ediyor. Türkiye'nin önünde iki önemli konu ve başlık önemini koruyor. Birincisi, mali kuralın görüşülmesi ve TBMM tatil olmadan kabul edilmesi (ekonomik bacak). İkincisi ise CHP'nin Anayasa Mahkemesi'ne verdiği anayasa değişikliğiyle ilgili itirazın (politik risk) görülmesi. Şu günlerde bu iki önemli kritik konu ve sonucu, yabancı yatırımcı tarafından dikkatle izlenirken, içeride de yatırımcılar ve vatandaşlar da biraz daha farklı ve heyecanlı şekilde bunların sonuçlarını bekliyor.
Avrupa ve dünyanın önemli ülkelerinde krizin etkisi devam ederken, biz içeride ve dışarıdaki dalgalanmalarla fiyatlamaları ve trendleri izliyoruz. Avrupa'daki krizin etkisi azalarak devam ediyor. Ülkelerin adeta yatırım karnesi olan ve 'risk göstergesi, risk primi' olarak da isimlendirilen 'CDS sigorta primleri', kriz yaşayan ülkelerde negatif anlamda yükselişine devam ederken, Türkiye'nin risk primi pozitif olarak işliyor. Tabii ki yukarıda da bahsetmeye çalıştığımız iki konu, ülkenin kredi notunun çok kısa vadede değişiklik gösterip göstermemesi açısından çok ama çok önemli. Mali kural kabul edilirse ve Anayasa Mahkemesi tarafından referandumun önü kesilmezse Türkiye'nin kredi notu 1990 yılından bu yana ilk defa 'yatırım yapılabilir' statüde olacak. Bunun sonucunda Cumhuriyet tarihinde görmediğimiz bir sermaye girişine şahit olabiliriz. Anayasa Mahkemesi'nin CHP'nin isteğini kabul etmesi halinde kredi notu artırımı ertelenebilir. Ancak yine de şunu söyleyebiliriz; son durumda ülke risk primleri ve genel ekonomik görünüm, sermaye akışı ve yabancıların ülkemizdeki yatırımlarını dikkate aldığımızda zaten Türkiye, 'yatırım yapılabilir' ülkeler kategorisine 2009 sonu 2010 başında girmiş durumda.
İMKB-100 endeksindeki gelişmelere bakacak olursak, bu hafta endeksin 55.000 üzerinde kalma isteği devam edebilir. Bu durumda, 57.000 denemesi ve ardından yatay bir seyir gelebilir. Genel seçimlere tam 1 yıl kaldığı dikkate alındığında, bu durumun piyasalara etkisini görmek için daha önceki gelişmelere göz atılabilir. Geçmiş dönemde genel seçimlere 1 yıl ile 9 ay kala önemli yükselişler gözlenmişti. Türkiye'nin risk priminin politik risklerinin azalmasıyla beraber Borsa'nın sonbahara kadar yükseliş sürecini devam ettirebileceğini söyleyebiliriz.
Bu hafta endeksin 55.000-57.500 bölgesinde seyretmesi beklenebilir. Kısa vadede 2 ile 4 ay sonuna kadar yön yukarı, hedef ise 58.000'in geçilmesiyle 60.000 olarak görülebilir. Orta vadede seçim süreçlerindeki rallileri dikkate aldığımızda hedef, seçim öncesi 65.000 ile 70.000 bölgesi olabilir.
ALTIN İÇİN SATIŞ FIRSATI SÜRÜYOR
Altın, son 9 yılda yüzde 400 primli. Dolayısıyla günlük dalgalanmalar dışında orta ve uzun vadeye yönelik altın için iyi bir satış fırsatı döneminde olduğumuzu söyleyebiliriz. Kısa vadede bu hafta tekrar 1.6500 ve üzerini son bir kez deneme isteği olabilir. Ancak 1.238 seviyesi hafta içinde aşağı yönde kırılabilir. Bu durumda 1.200'lü seviyelere doğru gerileme beklenebilir. Gösterge faizlerde kritik direnç 8.90-90.00 bölgesi. Kötümser gelişmeler olmadığı müddetçe zor geçilebilir.
Euro/dolar 1.2800-1.1600 bandında seyreder
Son gelişmeler ve finansal piyasalardaki fiyatlamaları, trendleri analiz ettiğimizde Euro endeksi ve Euro/dolar paritesinde dip süreci zaman alacaktır. En azından bu yıl sonuna kadar paritenin 1.1900-1.1600'lerin altını görmesi zor olacaktır. Önümüzdeki 6 ay boyunca paritenin 1.2800-1.1600 gibi bir bantta seyredebileceğini düşünüyorum. Yeni haftada ise paritenin ilk adımda 1.2500 bölgesini geçme hareketi olabilir. Bu hafta Euro/dolar paritesinin 1.2500 denemesi, son düşüş trendinin gücünün ne kadar etkili olduğunu gösterecek. Zor görünse de paritenin 1.2500'ü kırması halinde ikinci adımda hedef önümüzdeki 2 hafta sonunda 1.2650-1.2700'ler olacak. Destek olarak 1.2200 izlenebilir, bu destek bölgesi altında kapanışlar oluşması halinde ise 1.2000-1.1950 bölgesi izlenebilir. Haftalık beklenti olarak, tepki yükselişi 1.2500'leri geçmek üzere devam edebilir. Orta vade 1.2700-1.1600 bölgesinde dip süreci olabilir. Uzun vade ise 2010 yılından sonra 1.000 ve altında gerileme gözlenebilir. Tabii ki kısa vadede Euro/TL paritesinde de durum farklı değil. Ancak rakam ve seviye verecek olursak, yıl başından bu yana Euro, lira karşısında yüzde 11 değer kaybetti. Bu hafta 1.9500 geçilmek istenebilir. Hedef bu haftayla beraber 1.980 ve ardından önümüzdeki iki hafta sonunda 2.000-2.030 olabilir.
Zaman
