Baki ÇİMİÇ

Baki ÇİMİÇ

Rahmâniyetin cilveleriyle, Rahîmiyetin tecellileri

A+A-

Bu yazımızda daha çok“Rahmâniyetin cilveleriyle, Rahîmiyetin tecelliyatını” anlamaya çalışacağız.

Bu manada Bediüzzman’ın şu gelen tespiti de çok manidardır.“Ve hem bil ki, Rahmâniyet, rahîmiyet, hakîmiyet, âdiliyet gibi tâbirler, Cenâb-ı Hakkın hem isim, hem fiil, hem sıfat, hem şe'nlerine işaret ederler.”  (1)

Rahmâmiyet cilvesi, Allah’ın sonsuz merhamet ve şefkatle bütün varlıkları rızıklandıran esmasının cilvesi ve Cenâb-ı Hakkın kullarını beslemesi, koruması ve merhamet etme vasfıdır.

Rahmaniyetin cilveleri şu hadsiz kâinatı şenlendirmekte, karanlıklı mevcudatı ışıklandırmakta; hadsiz ihtiyacat içinde yuvarlanan mahlûkatı terbiye emekte; bütün kâinatı insana müteveccih eden ve her tarafta ona baktıran ve muavenetine koşturmakta ve bu hadsiz fezayı ve boş ve hâli âlemi doldurarak nurlandırmakta ve şenlendirmekte; bu fâni insanı ebede namzet eden ve ezelî ve ebedî bir Zâta muhatap ve dost yapmaktadır. (2)

“İşte, başta insan olarak bütün hayvanatın muntazaman bir perde-i gaybdan gelen erzaklarına bak, Rahmâniyet-i İlâhiyenin cemâlini gör.” (3) hakikatı da rahmaniyetin cilvelerindendir.

Rahîmiyet tecellisi ise “Allah’ın merhamet edicilik ve âhirette ebedî mükâfat vericilik vasfıdır. ” Hem,bütün yavruların mucizâne iaşelerine ve başları üstünde ve annelerinin sinelerinde asılmış tatlı, sâfi, âb-ı kevser gibi iki tulumbacık süte temâşâ eyle, rahîmiyet-i Rabbâniyenin câzibedar cemâlini gör.” (4) hakkatinin tezahürüdür.

“Yani, umum zemin yüzünde ve içinde ve havasında ve denizinde bütün zîhayatın ve bilhassa zîruhun ve bilhassa âciz ve zayıfların ve bilhassa yavruların, hem maddî ve midevî, hem mânevî bütün rızıklarını, şefkatkârâne, kuru ve basit bir topraktan ve câmid ve kemik gibi kuru odun parçalarından yapılan ve bilhassa en lâtifi kan ve fışkı ortasından gelen ve bir dirhem kemik gibi birtek çekirdekten yapılan binlerle okka taamların, vakti vaktine, mukannen bir surette, hiçbirini unutmayarak ve şaşırmayarak, gözümüz önünde, bir dest-i gaybî tarafından verilmesi” (5) hakikatidir.

Bediüzzaman’ın“Zira insanın nefsi, Rahmâniyetin cilveleriyle, kalbi de Rahîmiyetin tecelliyatıyla nimetlendikleri gibi, insanın aklı da hakîmiyetin letaifiyle zevk alır, telezzüz eder.” (6) hakikati ile;“Ve keza Er-Rahman nizam ve adalete, Er-Rahimde haşre delalet eder.” (7) Tespitleri konumuza daha fazla ışık tutmaktadır.

Rahmân ismi ile Yüce Allah kendisine iman eden etmeyen, şirk koşan koşmayan, itaat eden ve etmeyen bütün insanların ve mahlûkatının ihtiyaçlarını ve rızıklarını karşılamaktadır. Hiç bir mahlûk bu ismin tecellisinin dışında kalmamaktadır. Hatta Rahman ismi için Bediüzzaman:"Zira Rahmân, Rezzak mânasınadır. Rızk, bekaya sebebdir. Beka, tekerrür-ü vücuttan(vücudun tekrarından) ibarettir.” (8) demektedir.

Allah rahman ismi muktezasıyla bütün mahlûkatın nefislerinin ve rızıklarının ihtiyaçlarını karşılayarak tam bir nizam ve adaletini gösterirken, rahîmiyeti gereğince de kendisine iman edenlerin kalbi ihtiyaçlarını karşılamakta ve bu isim haşrin ve de ahiretin varlığına delilini göstermektedir.

Rahmâniyet cilvesi nefislere hitap etmektedir. Çünkü bütün nefislerin ihtiyaçları Rahmân ismi gereğince karşılanmaktadır. Hiçbir nefsin ihtiyacı eksik bırakılmıyor ve ihtiyaçları ummadıkları yerlerden karşılanıyor. Böylece kâinattaki nizam ve adalette rahmâniyet tecellisi gereğince bakıldığında her canlının ihtiyacı vakt-i zamanında rahmâniyetin tecellisi gereğince yetiştirilmekte ve karşılanmaktadır.

Ancak Rahîm ismi ise iman edenlere hitap ettiği için daha çok kalplere tecelli etmekte ve kalplerin ihtiyaçlarını karşılamaktadır. Bu nedenle de Rahîm ismi haşre yani ahirete bakar. Demek ki ehl-i imanın kalbî bütün ihtiyaçları daha çok ahirette Rahîm ismi gereğince mutmain edilecektir. Hatta bu dünyada bile iman etmeye meyleden kalplere Yüce Allah rahimiyeti gereğince tecelli ederek o kulunun kalbine iman nurunu ilka etmektedir.

Allah rahmân ismi gereğince bütün mahlûkatın nefislerinin ve rızıklarının ihtiyaçlarını karşılayarak tam adaletini gösterirken, rahîmiyeti gereğince de kendisine iman edenlerin ve aciz, fakir ve masumların manevi ve kalbi ihtiyaçlarını karşılamakta ve bu isim haşrin ve de ahiretin varlığını ispat etmektedir. Rahmân ve Rahîm, Allah’ı rahmetiyle tarif ederek bizlere bildirirler. Allah’ın sonsuz rahmet ve merhamet sahibi oluşu bu isimlerle daha berrak ve net olarak görülmektedir.

“Ve keza, celâl, vâhidiyetin tecellîsinden, Cemal dahi ehadiyetin tecellîsinden zahir olur.” (9) ifadesindeki benzerlik gibi; Rahmân ismi vâhidiyete, Rahîm ismi de ehadiyete benzer tecelliler göstermektedir. Çünkü vahidiyet tecellisi bütün kâinatta zerreden kürelere kadar Allah’ın birlik tecellisi iken ehadiyet tecellisi ise bütün mevcudatdaki hususi birlik tecellileridir. Bir güneşin yeryüzünü ışığı ve ısısı ile kuşatması vâhidiyet ise her parlak ve şeffaf eşyadaki tecellisi ise ehadiyet tecellisidir.

Burada Allah’ın bir oluşunu bildiren Vâhid ve Ehad isimleri arasındaki farkı Rahmân ve Rahîm isimleri arasında da görür ve anlarız. Vahidiyet Allah'ı bütün kâinatın tek yaratıcı olarak tanıtır ve bildirirken, Ehad ismi onun her bir şeyin yaratılması için gerekli bütün isimlerin tek sahibi olarak tanıtır ve gösterir. Rahmân ve Rahîm arasında da böyle bir fark olduğu görülüyor. Her şeyi kuşatan rahmet vahidiyet tecellisinden bakıldığında Rahmân ismi; ehadiyet tecellisinden bakıldığında Rahîm ismini müşahede ediyoruz. Rahmân Allah’ın sonsuz rahmet sahibi olduğunu ihsas ederken, Rahim ise Allah’ın hususi rahmet sahibi olduğunu gösteriyor ve bildiriyor.

Yani Rahman ismi maddi ve cismani tezahürlere ve cilvelere bakarken, Rahim ismi manevi ve kalbi yada ruhi yönlere ve tecellilere bakıyor olmalıdır.

Dipnotlar:
1-Dördüncü Şua-2005-s:125
 2-Şualar-2005-s:720
 3-Dördüncü Şua-2005-s:125
 4-Dördüncü Şua-2005-s:125
 5-Yedinci Şua-2005-274
 6-Yirmi Dokuzuncu Lem'a-2005-s:721
 7-İşârâtü'l-İ'câz-2006-s:30
 8-İşârâtü'l-İ'câz-2006-s:33
 9-Mesnevî-i Nuriye-2006-s:333

baki@risalehaber.com

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.