O'nun (asm) anılmadığı bir an düşünülemez
Diyanet İşleri Başkanlığı'nın Kutlu Doğum Haftası nedeniyle ünlülerle yaptığı merhamet temalı söyleşilerin bugünkü konukları Beşir Ayvazoğlu, Deniz Arcak ve Nihal Bengisu Karaca.
BEŞİR AYVAZOĞLU (YAZAR)
- Merhametsiz bir dünyada mı yaşıyoruz?
- Bu sorunun cevabı bulunduğunuz ülkeye göre değişebilir. Ama genel olarak baktığımızda çok merhametli olduğu söylenemez. Yani bir tarafta aksırıncaya kadar tıksırıncaya kadar yiyip içen, her türlü lüksü yaşayan insanlar, bir tarafta içecek bir damla su bile bulamayan, açlıktan kıvranan bir deri bir kemik kalmış insanlardan oluşan topluluklar var. Bu eşitsizlik, adaletsizlik doğrudan doğruya merhamet yoksulluğundan kaynaklanıyor.
- Sizin dünyanızda merhamet nerede duruyor?
Ben merhamet kavramının İslâm’ın en temel kavramlarından biri olarak görüyorum. İslâm ahlâkının temel ilkesi olarak ele alınması gerektiğini düşünüyorum. Bu temel ilkeyi evrensel bir ilke olarak görüyorum. Bunun içine her türlü beşerî ilişkiyi sokmanın mümkün olduğunu düşünüyorum. Yani yoksullara yardımdan çevre problemlerin çözümüne kadar aklınıza gelebilecek her şeyi merhamet kavramı içinde değerlendirerek çözüm üretebilirsiniz diye düşünüyorum.
Ancak insanlara karşı merhamet gösterirken merhameti onlara üstünlük taslamak, onlara tahakküm etmek, gösterdiğiniz merhametin diyetini almak şeklinde bir eylem olarak düşünmemek lazım. Merhamet tam aksine yaşadığımız dünyada yaşadığımız çevreye hatta hayvanlara karşı bir sorumluluğumuz olduğunu düşünmek demektir. Merhamet, merhamet edilene tahakküm kurmak onun karşısında üstünlük duygusunu yaşamak veya o insan karşısında tatmin olmak değildir. Merhamet tamamen merhamet edilenin kişiliğini ön plana çıkararak tamamen kendi benliğimizi paranteze almak suretiyle yaşanan bir duygudur. Sadece insanlara karşı değil ağaçla karşı böceklere karşı kuşlara karşı tabiî çevreye karşı merhamet duyabiliyorsanız asıl o zaman rahim olabiliyorsunuz. Zaten Rahman ve Rahim Allah’ın sıfatlarındandır. Bir bakıma insan merhametli olarak Allah’ın Rahman ve Rahim sıfatını insanlığa, beşeriyete yansıtmış oluyor. Bu bakımdan merhamet, kutsal bir kavram.
- Hz. Peygamber’i Kutlu Doğum Haftası’nda anıyoruz. Bugünün dünyasında sizce Hz. Peygamber nerededir?
-Hz. Peygamber bizim peygamberimiz olarak her an hayatımızın içindedir. Onun anılmadığı bir an düşünülemez. Onun getirdiği ilâhî mesajlar evrensel bir nitelik taşımaktır. O mesajları iyi okumak gerekir. O mesajın özünü yakalayarak tüm dünyaya hitap etmek gerekir. Bunun için geleneksel yorumları çok iyi bilmekle beraber içinde yaşadığımız çağın şartlarını iyi okuyarak içinde bulunduğumuz çağa hitap etmek gerektiğini düşünüyorum. Tüm varlığa tecmil edilmesi gereken bir ilke olduğunu belirtmek gerekir. Merhamet bir dilenciye sadaka vermek gibi algılanıyor. Aslında mesele bu değil. Merhamet kavramı o kadar geniş ve kullanışlı bir kavram ki… Mesela çevrecilik meselesini bununla temellendirmek, tamamen İslâmî kaynaklı ilkeler bulmak mümkündür.
***
DENİZ ARCAK (MÜZİSYEN)
- Merhamet nedir sizce?
- Merhamet insan olmak istiyorsak ve insan olmaya adaysak dünyamızın merkezinde yer almalı sanıyorum. Çünkü her şeyi sevmek için ve vicdan mekanizmasının çalışması hatta insan olmak için önce merhametin çalışması gerekiyor sanıyorum.
- Merhameti nasıl hissedersiniz?
- Genellikle acıdığınız birisine merhamet duyarsınız. Ama sadece acımanız gerekmiyor herhalde birine yardım etmek için. Acıma duygusuyla merhameti birbirinden ayırmaya çalıştığımda çok doğru değil diyorum acıyarak merhamet göstermek. Kelimeler kifayetsiz çünkü tamamen gönülle ilgili bir lisan merhamet. Kelimesinin çıktığı lisan da gönülde bir yer, onun içinde ne kadar çok kâinata sevgiyle bakarsanız o pencereden o ışıkla bakarsınız herhalde. Başkalarının merhametli olması için de dua edebiliriz. Çünkü bir lütuf meselesi. Kime ne kadar lütfedildiğinden de haberimiz yok.
- Merhamet öğretilebilir bir şey mi?
- Valla taliplisine evet. Çünkü öğrenme merakla başlıyor. Merhametli olmayı talep eden tabii ki öğrenecektir.
- Peygamberimiz dünyanızda nerede?
- Bir şey duymuştum, hoşuma gitmişti. Selam gönderdiğiniz zaman cevap verirmiş. Bu benim için çok heyecanlı ve zevkli bir şey. Yaratılmış her şeyde onun nurunun olduğunu öğrenmiştim. Baktığımız her ışıkta o var. Zaten Allah için merkezde olan birisi doğal olarak benim içinde merkezdedir inşallah. Merhamet duygusu zaten kitabımız öyle başlıyor. Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla. Mesela Japonya kayıyor. Dünyanın ekseni, her şey kayıyor bugünlerde. Öyle bir güce emanetiz ki aslında endişe edilecek bir şey yok. Merhamet aslında telaşlı bir duygu değil bu anlamda. Zaten “eller yukarı”yı becerdiğimiz zaman yani teslim olmayı becerdiğimiz anda işi becermiş olacağız. Ama dediğim gibi zaten hepimiz ona emanetiz ve onun kucağında merhametle oturuyoruz. Bize ne kadar nasip olduysa da onu yaşamaya gayret ediyoruz.
***
NİHAL BENGİSU KARACA (ANTROPOLOG - YAZAR)
—Merhamet sizin dünyanızda ne anlam ifade ediyor?
—Dünya ve yaşam devam edebiliyorsa merhametin yüzü suyu hürmetine olsa gerek. Hayatta iyi olan şeylerden, yozluk, kötü giden haksızlıklar, adaletsizlikler yekûnu içerisinden merhameti çekip aldığınızda geriye bir şey kalmıyor. Bana kalırsa semavi dinlerin emir ve yasaklarının pek çoğu merhameti tesis etmek ve merhamet üzerine bir bilinç düzeyi oluşturmak için gelmiş şeyler. Yani on emirden girin Asr Sûresi’nden çıkın. Merhamet üzerine insanların daha uzun düşünmesi gerekiyor. Merhamet Yeşilçam filmi seyrederken işte zengin kız fakir oğlan senaryosuna hüzünlenip iki damla gözyaşı dökmek değil. Gerçekten etrafımızda çok fazla eşitsizlik, yoksulluk ve kötülük var bunların üstesinden merhametle ama aklı olan merhametle gelebiliriz. Düşünceden ve akıldan süzülen bir merhametin tesis edilmesi ve hayata geçirilmesi gerekir.
—Peki, merhamet eğitimi yapılabilir mi?
—Merhamet eğitimi yapılabilir. Çocuk yaşta verilecek eğitimden bahsediyorsak farkındaysanız zaten masallar, hikâyeler, peygamber kıssaları merhametli olanın kazanacağı mesajını vermek içindir. Keloğlan masallarından tutunda Andersen masallarına kadar bu skalayı genişletebiliriz. Yani kim ki karşılık beklemeden bir başkasını kendisi kadar önemseme, kendisi kadar sevme, onun iyiliğini isteme üzerine hareketler yaparsa kişi o an için kaybetmiş gibi gözükse de o kişi muhakkak karşılığını alır. İlk etapta kâr- zarar denklemleri üzerinden zarar etmiş gibi görünürsün ama bunun faydasını muhakkak görürsünüz. Bir şeye merhamet duyduğumuzda Allahın bize yaklaşmasını hazırlayan bir adım atmış oluruz. Bunu biliriz, algılarız. Bu bizim fıtratımızda var. Çocukken hâlihazırda var olan peygamberimizin hayatından kıssaları okutmak yeterliyken, yetişkinler için önemli olan bunları topluma kitlelere hatırlatacak etkinliklerde bulunmak. Bu bizim yaratılışımızda var. Merhamet duymak merhamet etmek. Gerek popüler kültür olsun hayatı kar zarar denklemi üzerinden gören modernist, kapitalist, materyalist mantık olsun bizim yaratılışımızda olan bu güzelliği unutmamıza neden oluyor. Seküler kültür biraz böyle bir şey aslında. İnsanların hatırlatmaya ihtiyacı var. Gündemde tutulmalı bu mesele.
—Peygamberimiz diyince bugün sizin dünyanızda ne canlanıyor?
- Peygamberimiz diyince ilk aklıma gelen hani bir fantezi vardır ya şu an aranızda olsaydı, çıkıp kendi kültürü ve kimliğiyle ve bilinciyle gelseydi ne hissederdiniz diye! Herhalde çok derin bir utanç hissederdik. Sevgi, selam, şefaat hissinin ötesinde utanç hissi sürekli benim ya da bizim yakamızı bırakmayan bir şey olurdu. Çünkü hiçbir şeyi, düşünce ya da eylem bazında olsun, onun rızası doğrultusunda yapmıyoruz. Çok küçük şeylerde onun rızasını gözetir gibi yapıyoruz. İşte yemeğe oturduğumuzda sağ elle yiyelim veya giysilerimize kıyafetlerimizde dönemin kültürel artı kiplerini taşıyalım. İsminden bahsedelim. Ama onun sünneti içinden çıkarıp yaptığımız şey çoğunlukla kendi iktidarımızı, güç alanlarımızı tahkim edecek zaaflarımıza meşruiyet kazandıracak şeyler oluyor maalesef. Bu özellikle aile hayatında, kadın erkek ilişkisi mevzularında, kadınlarla ilgili yorumlarda, çocuklarla ilgili mevzularda peygamberimizin merhamet eksenli dünyasını o vicdan muhasebesini, vicdan muhasebesini yaparken bize öğrettiği parametreleri ıskalıyoruz. Sürekli sünnetini, sözlerini, hatalarımızı meşrulaştırmak için kullanıyoruz. Yani kılıfına uydurmaya çalışıyoruz. Mekke’nin fethi sırasında fakirlere yoksullara düşkünlere el uzatılmayacak, ağaçlara hayvanlara zarar verilmeyecek diyor. Böyle bir anda bile fetih anında bile böyle bir mesaj veriyor peygamber. Ben bunun hâlâ anlaşılmamış olduğunu düşünüyorum.
Haber 7
