Ölümünden 427 yıl sonra Mimar Sinan bize ne söylüyor?

Ölümünden 427 yıl sonra Mimar Sinan bize ne söylüyor?

Mimar Sinan’ın mimarlık, mühendislik ve şehircilik anlayışından öğreneceğimiz çok şey olduğunu söyleyen Prof. Dr. Demet Binan “Sinan’ın yolundan gitseydik özgün şehirlerde yaşardık” diyor.

A+A-

16. yüzyılda yaptığı eserlerle çağımızın dehası, mühendisi, sanatçısı olarak kabul edilen Mimar Sinan’ın ölümünün 472. yıldönümü. Mimar Sinan’ın mimarlık, mühendislik ve şehircilik anlayışından öğreneceğimiz çok şey olduğunu söyleyen Prof. Dr. Demet Binan “Sinan’ın yolundan gitseydik özgün şehirlerde yaşardık” diyor.

Osmanlı mimarisinde yaptığı eserlerle asrımızın en önemli sanatçılarından olan Mimar Sinan, ölümünün 427. yılında “Sinan ve Mimari Dehanın Şaheserleri” sergisiyle anılıyor. Sinan hakkında bugüne kadar düzenlenmiş bu en kapsamlı ve multi-teknolojik sergi, Tophane-i Amire Kültür ve Sanat Merkezi'nde açıldı. Serginin danışmanlarından Mimar Sinan Araştırma ve Uygulama Merkezi müdürü Prof. Dr. Demet Binan'la Mimar Sinan'ı konuştuk.

Sizin Mimar Sinan eserleri üzerine çalışmalarınız bulunuyor. Ölümünden 427 yıl sonra Mimar Sinan ne bize ne söylüyor?
Mimarlık öğrencileri, eğitimcileri ve her yaştan mimarlarla andığımıza göre; mimarlık eğitimi, mesleği ve toplum için örnek simgesel bir mimarımız olduğu konusunda hemfikiriz. Dünyada mimar olarak 50 yıl bir imparatorluk mimarı olarak hizmet etmiş, 400'e yakın yapı tasarlamış ve çoğunun uygulamasında bulunmuş bir başka mimar yok. Sinan, Osmanlı Türk- İslam Mimarisi'nin standartlarını belirleyen bir mimarbaşı. Kendisi aynı zamanda bir mimarın nasıl olması gerektiği konusunda da bize yol gösteriyor. Yönetici, şehirci, mühendis ve sanatçı. Bir mimarın sahip olması gereken özellikler bunlar. Mimar işlevsel, sağlam, estetik değerlere sahip yapıları tasarlayan ve yapan kişi. Bu ölçütler için mimarın mühendis, sanatçı olması gerekiyor.

SORUNUMUZ ÖZENSİZLİK
Mimar Sinan'ı deha yapan, eserlerinin günümüze taşınmasına sebep olan en farklı kılan yönü ne?

Mimar Sinan kentin topografyası bağlamında; hem biçimsel hem de yapısal olarak çağının konforunu, teknolojisini, malzemesini, estetik değerlerini en üst düzeyde tasarımına katmış bir mimar. Sinan eserleriyle yerin fiziksel ve anlamsal sürekliliğini devam ettiriyor, yönlendiriyor. Yaptığı şehir ve menzil külliyeleriyle yere aynı zamanda anlam da veriyor.

Mimar Sinan kusursuz mühendislik başarısıyla bilinen bir usta. Bugünkü teknolojinin şartlarıyla bile onun yaptığı mükemmellikte eser üretemiyoruz. Siz bir mimar olarak bu yetersizliğimizin sebebini nasıl açıklarsınız?

Mimar Sinan döneminin yapı üretim ortamı, düzeninin mimarlık ve şehircilik alanına gösterdiği özeni günümüzde ne yazık ki göremiyoruz. Günümüzde tasarıma ve proje aşamasına gerekli önemi verilmiyor. Bu durum hızlı ve niteliksiz bir yapı üretimine sebep oluyor. Bulunduğu toprakların kimliğini yansıtmayan yer ve bağlamından kopuk yapılı çevreler oluşuyor. Mimar Sinan'ın mimarlık, mühendislik ve şehircilik anlayışından öğreneceğimiz çok şey var.

İMKANLARI SONUNA KADAR KULLANDI
Mimar Sinan, kalfalık eseri Süleymaniye Külliyesi ile ustalık eseri Edirne Selimiye Külliyesi UNESCO Dünya Miras Listesi Üstün Evrensel Değer insanlığın ortak mirası olarak tanımlanıyor. Bunun dışında pek çok eseri dünya miras listesine girdi. Sinan'ın yolundan gidilseydi nasıl bir şehirleşme olurdu?

Mimar Sinan'ın kentleşme ve yapılaşma anlayışı devam ediyor olsaydı yaşadığı kültürün değerlerine saygılı, çağın teknolojisi, malzemesi, yapım teknikleri çerçevesinde birbirinin tekrarı olmayan, fiziksel ve kültürel sürekliliğin izlerini taşıyan çok katmanlı özgün kentlerde yaşıyor olurduk. Bugün Sinan'ı bu kadar önemli ve büyük kılan bu topraklarda kendinden önce yaşamış kültürlerin bıraktığı mirası özümsemesi ve kendi yaşadığı dönemin olanaklarını en üst seviyede değerlendirmesidir. Dünya Mirası Listesi'ne bu üstün evrensel ölçütle girmiştir. Sinan'ın mimari ve şehircilik alanındaki çok yönlü, yenilikçi yaklaşımlarının toplumu nasıl olumlu bir şekilde biçimlendirdiğinin de en önemli göstergesi.

Çekimler zevkli ve zordu
Hazırlık sürecinin meşakkatli olduğu belgeselde, 2 minaresini Mimar Sinan'ın inşa ettiği Ayasofya ile beraber toplamda 20 Mimar Sinan yapısını bulunuyor. 12 ay süren çekimlerin zevkli ve zor olduğunu söyleyen Cüneyt Karaahmetoğlu, yaşadığı tecrübeyi şöyle anlatıyor; “Teaserı çekmek için, Süleymaniye'nin boğaz tarafına bakan ve Cevahir diye bilinen üç şerefeli minaresine, sırtımdaki malzeme çantası eşliğinde 250'den fazla merdiveni çıkmaya başladım. Sonunda 3. şerefenin kapısına ulaşıp kapıyı açıp adımımı dışarı attığımda çok zevkli fakat bir o kadar da zor bir işe atıldığımı anladım. Karşımda gördüğüm manzara tahmin ettiğimden de güzeldi. Ve o an kendimi, İstanbul'da o anda yaşayan her insandan farklı hissettim” diyor.

Yeni Şafak

HABERE YORUM KAT

YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.