Nûh, Âd, Semûd, Lût kavmi, Fir‘avun, Eyke halkı da peygamberleri yalanlamışlardı

Nûh, Âd, Semûd, Lût kavmi, Fir‘avun, Eyke halkı da peygamberleri yalanlamışlardı

Ayet meali

A+A-

Bismillahirrahmanirrahim

Cenab-ı Hak (c.c), Sad Sûresi 11-15. ayetlerinde meâlen şöyle buyuruyor:

11-(Onlar, peygamberlerine karşı gelen) topluluklardan (oluşmuş), işte şurada (Mekke’de) bozguna uğratılmış (olacak) derme çatma bir ordudur.

12, 13-Onlardan önce Nûh kavmi, Âd (kavmi), kazıklar sâhibi Fir‘avun, Semûd (kavmi), Lût kavmi ve Eyke halkı da (peygamberleri) yalanlamışlardı. İşte onlar (peygamberlerine karşı gelen çeşitli) topluluklardır.

14-Doğrusu hepsi peygamberleri yalanladı da azâbım (onların üzerine) hak oldu.(*)

15-Bunlar da ancak tek bir sayhayı (sûra birinci üfürülüşü) bekliyor. (Ama) onun (bir hayvanın ikinci sağımı kadar bile) gecikmesi yoktur.

(*) “Kavm-i Nûh ve Semûd ve Âd ve Fir‘avun ve Nemrûd gibi bütün muârızlar (karşı çıkanlar) gadab-ı İlâhîyi (Allah’ın gazabını) ve azâbını ihsâs edecek (hissettirecek) bir tarzda gaybî tokatlar yedikleri gibi, kāfile-i kübrânın (bu büyük kāfilenin) Nûh, İbrâhîm, Mûsâ, Muhammed Aleyhimüssalâtü Vesselâm’lar gibi bütün kudsî kahramanları dahi, hârika ve mu‘cizâne (mu‘cize olarak) ve gaybî bir sûrette mu‘cizelere ve ihsânât-ı Rabbâniyeye (Allah’ın ihsanlarına) mazhar olmuşlar. Bir tek tokat, hiddeti; bir tek ikram, muhabbeti (sevgiyi) gösterdiği gibi, binler tokat muârızlara (karşı tarafdakilere) ve binler ikram ve muâvenet (yardım) kāfileye gelmesi, bedâhet derecesinde (apaçık) ve gündüz gibi zâhir (görünen) bir tarzda o kāfilenin hakkāniyetine (haklılığına) ve sırât-ı müstakīmde (doğru yolda) olduğuna şehâdet ve delâlet eder.” (Şuâ‘lar, 6. Şuâ‘, 92)