Mustafa ÖZCAN
Bir model, üç kitap
Gençliğimde İslam modernistleriyle alakalı Ahmet Davudoğlu’nun Dini Tamir Davasında Din Tahripçileri kitabını okumuştum. Kitap, Şeyhülislam Mustafa Sabri Efendi’nin Mevkıfu’l-Akl ve’l-İlm ve’l-Âlem kitabının bir hülasası ve zübdesi sayılabilir. Kitabı yeniden okumak için bir kez daha edindim. Lakin kitabın üslubu bana biraz yabancı, ağdalı ve keskin geldi. Bununla birlikte geçmişte bir boşluk doldurduğu da bir gerçek. Modernistler hakkında bir ölçü ve fikir veriyordu.
Geçmişte bu tarz ender kitaplar yayınlanmıştır. Bunlardan birisi Muhammed Hüseyin’in Çağdaş Edebiyatta Milli Akımlar adlı eseridir. Bu eser de modernist rüzgarları derinlemesine incelemiştir. Oryantalistlerin İslamı milli sınırlara hapsetme ve tahsis etme meyanındaki görüşlerini tetkik etmiştir. Hind İslamı, Türk İslami gibi kavramların ötesine geçmiş ve İslam alemini birbirine yabancılaştırma proje ve girişimlerine parmak basmıştır. Sir Hamilton Alexander Roskeen Gibb’in "Whither Islam?"adlı eserinden tezini destekleyecek alıntılar yapmıştır.
Onun bıraktığı yerden Ebu’l Hasan en Nedevi gibi şahsiyetler aynı doğrultuda tahlillere devam etmişlerdir. Bununla birlikte İslam’ın mayası olarak Ebu’l Hasan en Nedevi bilhassa Arap unsuruna dayanmış ve ona fevkalade önem vermiştir. Bu Arapçılık değil belki Araplarda gizli İslam mayasını ortayla çıkarma gayretidir. Araplara özel bir yer vermiştir. Arapların ihyasının İslam’ın ihyasına köprü olduğuna ve götüreceğine parmak basmıştır. Araplar İslamiyet’in mayası ve asabiyetidir. Bu anlamda ‘İza zelle’l Arabu zelle’l İslam’ denilmiştir. "Araplar çökerse İslam da çöker" denilmiştir. İslam’ın asabiyetinin Araplar olduğuna parmak basmıştır.
Meryem Cemile ise bu noktada Nedevi’den farklı olarak şunları söylemektedir: Arapların ve Farsların hilafına Türkler tarih içinde milliyetçilikten uzak durmuşlar ve İslam’da tefani etmişlerdir. (Meryem Cemile, İslam ve Modernizm, İnkilab,s: 109) Yok olmuşlardır. Bu nedenle de Türkler ümmeti diğer etnik unsurlara göre daha fazla kucaklamışlardı.
Bu vadide üçüncü eser ise Meryem Cemile’nin İslam ve Modernizm adlı eseridir. Muhteşem bir eser nazarıyla bakabiliriz. İyi bir analiz ortaya koymuştur. İlgili referanslara kitap içinde alıntı ve notlar serpiştirmiştir. Bu da meselenin takibini kolaylaştırmaktadır. Eseri belgelendirmiş ve zenginleştirmiştir. Meryem Cemile ilgili eserinde Türkler arasında modernizmin panzehirinin Risale-i Nurlar ve müellifi olduğunu ortaya koymuştur. Arap aleminde ise İslami hareket zemininin Müslüman Kardeşler olduğunu ifade etmektedir. Bununla birlikte bu bölümde galiba mütercimden kaynaklanan bir iltibas vaki olmuştur. Bu da şudur: “Dr. Said Ramazan el Buti (1929-2013) önderliğindeki Müslüman Kardeşler (İhvan-ı Müslimin) dirilişi için tam moral ve maddi destek vermek gerekir. Bu, Arap dünyasında en güçlü, saf ve canlı dini inancı korkusuzca yayan tek harekettir ve milliyetçilik ve sosyalizmden kaynaklanan anti İslami bakış açılarına ve ideolojilere karşı durabilir, koyabilir…" Anlaşılan burada müellif Meryem Cemile adına Hasan el Benna’nın damadı Said Ramazan ile Muhammed Said Ramazan el Buti’yi karıştırmıştır. Said Ramazan uzun yıllar İsviçre’de ikamet etmiş ve burada İslam’ın sözcülerinden biri olarak sivrilmiştir. Ardından yerine oğlu Tarık Ramazan gibiler geçmiştir. Muhammed Said Ramazan Buti ise bırakın İhvan önderliğini İhvan’a mesafeli duran hatta ters bakan bir isimdir.
Elbette Meryem Cemile’nin İhvan ile ilgili tezleri yerindedir. Bununla birlikte Arap Baharıyla birlikte önlerine gelen fırsatı yanlış değerlendirmişlerdir. Bunda elbette şartların da payını göz ardı etmemek gerekir. Bütün bu olumlu olumsuz değerlendirme ve deneyimlerden sonra Rebii Hafız isimli Musullu dostumuz İhvan’la ilgili tartışılabilir bir yargı cümlesi kurmuştur: "İhvan’ın müzeye kaldırılması vakti gelmiştir." İhvan’dan olan Kuveytli düşünür Abdullah Fehd Nefisi de vaktiyle cemaatle ilgili benzeri değerlendirmelerde bulunmuştur. Sahadan çekilmesini tavsiye etmiştir. Yoksa anakronik kalmak mukadder olacaktır. Suriye’de olduğu gibi. Yöntem yanılabilir ve araçlar zamanla yıpranabilir veya eskiyebilir. Önemli olan değişen araçlarla değişmeyen amacı kucaklayabilmek ve yakalayabilmektir. İslam kahramanı Meryem Cemile gibi kalemlerden hala öğreneceğimiz pek çok şey olmalı. Modernizmin ruhu gibi.
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.