Müslüman Kardeşler, Mısır'daki en organize hareket

Müslüman Kardeşler, Mısır'daki en organize hareket

Ortadoğu ve İslam coğrafyasının en etkili hareketlerinin başında gelen Müslüman Kardeşler diğer adıyla İhvan-ı Müslimin yıllarca Ortadoğu'daki birtakım rejimler tarafından korku unsuru olarak gösterildi.

Ortadoğu ve İslam coğrafyasının en etkili hareketlerinin başında gelen Müslüman Kardeşler diğer adıyla İhvan-ı Müslimin yıllarca Ortadoğu'daki birtakım rejimler tarafından korku unsuru olarak gösterildi ve bu korku ile de kendi rejimlerine Batılı ülkeler nezdinde yasal bir zemin oluşturulmaya çalışıldı.

Batılı ülkeler de kimi zaman çıkarları için, kimi zaman da 11 Eylül terör saldırısının oluşturduğu travma ile bu iddialara haklılık verdi. Mısır'da başlayan halk gösterileri ile yeniden mercek altına alınan ve sorgulanan Müslüman Kardeşler (MK) örgütü, iddia edilenlerin aksine illa ki şeriat isteyen bir örgüt değil. Ilımlı, Batılı ülkelerle yakın ilişkiler isteyen bir hareket. Başta 11 Eylül terör saldırısı olmak üzere hemen her türlü terörist eyleme de tepki gösteriyor ve kınıyor.

1928 yılında mesleği öğretmenlik olan Hasan el Benna tarafından kurulan örgüt, özellikle İngiliz işgaline karşı gerçekleştirdiği direnişle dikkat çekti. Benna 1948'de istihbarat birimlerince öldürüldüğünde örgüt, yüz binlerce üyeye ulaşmış ve Arap milliyetçiliği ile özdeşleşen Abdülnasır'ın da dikkatini çekmişti. Abdülnasır, 1952 tarihinde Hür Subaylar Hareketi ile Kral Faruk'u devirdiğinde MK'dan da faydalanmıştı. Ancak bu örgütü daha sonra kendisi için tehdit olarak algılayan Abdülnasır, örgütün manevi lideri olarak adlandırdığı ünlü İslam alimi Seyyid Kutub'u idam ettirmişti.

Bir dönem yer altında faaliyet göstermek zorunda kalan örgüt daha sonra siyasi faaliyetlerde bulunmamak şartıyla nispeten serbest bırakılmıştı. Son yıllarda başta Türkiye'deki değişim olmak üzere dünyayı iyi okuyamamakla eleştirilen örgüte getirilen diğer önemli eleştiriler ise Hamas'ın yaptığı hatalara kayıtsız şartsız destek vermesi ve El Kaide gibi terör örgütleri ile ilgili tavrını net olarak ortaya koyamaması. Kurduğu hastane, vakıf, okul ve yardım kurumlarıyla başta fakirler olmak üzere toplumun her tabakası ile yakın ilişkiler geliştiren örgütün siyasette ısrar etmesi de diğer bir eleştiri noktasını oluşturuyor. Bir grup, örgütün tamamen siyasetin dışına çıkarak Türkiye'de de örnekleri bulunan sosyal alanlarda hizmet etmesini isterken, diğer grup ise bir ülkede değişim için siyasetin şart olduğunu öne sürüyor.

2005 yılında ABD'nin de baskısıyla zoraki bir demokrasi örneği yaşayan Mısır'da MK, büyük bir başarıya imza atarak 88 sandalye ile meclise girince ve ardından da Hamas, Filistin'de El Fetih'e büyük bir siyasi darbe indirince başta Mısır'daki elitler olmak üzere Batılı ülkelerde panik başladı. Halkın en az yarısına ulaşabildiklerini öne süren MK, bu güçlü konumlarını siyaset sahnesinde de sürdürebileceklerini iddia ediyor. Ancak Mısır toplumunun ılımlı yapısı, yüzyıllardır Hıristiyanlarla birlikte yaşamanın da getirdiği tecrübe ile farklı din, mezhep ve ideolojilere karşı gösterilen hoşgörü ve modernleşmeye çok açık olması, halkın belli bir parti ya da fikre bağlı olmasını engelliyor. En fazla yüzde 20'lik bir halk tabanı bulunan MK'nın en büyük avantajı, ülkenin en derli toplu ve organize örgütü olması. En büyük dezavantajı ise güçlü bir lidere sahip olmaması.
Zaman