Mehmet Asıf IŞIK

Mehmet Asıf IŞIK

Bir Sultan Daha Ağırladık, Ardında Hüzün Kaldı

Zamana ve mekâna değer katan mübarek Ramazan ay’ı kardan da beyaz rengini içimize çalıp paklamaya ve parlatmaya tekrar gelmişti. Nûruyla âlemleri kuşatmaya, aydınlığının ışıltılarını gönüllerimize ve hayatımızın her yanına yansıtacaktı. Bir sultan ağırladık, o sultan zamanların efendisiydi. Âlemlere nur ve rahmet, insanlığa saadet ve hidayet rehberi olan Kur’ân’ı karşılayıp taşıyan sultandı; Mübârek Ramazan ay’ıydı. Sultanın bu seneki vedâsının ardında buruk bir bayram kaldı.

Sultanlar dâima ihsan ve ikramlarla gelirdi; imân dolu kalplere, neş'e, huzur ve sürûr katmaya gelmişti. İçindeki derin mânâ ve nurlarla ruhlarımızı inceltecek, duygularımızı yumuşatıp hislerimize ince bir ayar çekecekti. İmânla hayat bulan kalplere erdemli olmayı; zorluklara karşı direnmeyi, yokluğu ve yoksulluğu bir nebze anlamayı, sabırlı olmayı ve tahammül etmeyi ders verecekti. Nicedir yaşamakta olduğumuz hayata uzak kalmış sevmeyi, yoksul ve düşkünlere şefkat ve merhamet etmeyi, muhtaçlara vermeyi ve paylaşmayı hatırlatacaktı.

2026-ramazan-ayi.webp

Ramazan Sultan, unutmakla mâlûl olan insana İlâhî rızayı, Kur’an’ın hoşnutluğunu ve Peygamberin şefaatini kazanmaya dâvet etmek için yeniden gelmişti. Sultanın yüce kudsî gâyesi, rahmet peygamberinin tarifiyle “Başı rahmet, ortası bağışlanma ve sonu cennetle müjdelenmek” olan mutluluk iklimini soluklatmaktı. Mü’minleri kemâle erdirecek değerlerle ve güzel ahlâkla süsleyip yaldızlayacaktı. Allah katında yegâne kıymet olan takva libasını giydirecekti bizlere. Ebedî saadeti kazandıran vasıflar ebediyen içimizde kalsın diye kıvam verecekti bize.

Halbuki bütün lâtifelerimize, aklımıza, kalbimize ve rûhumuza emzirmeliydik rahmet dolu hikmetli mânâlarını. Sonsuzluğa doğru akan ırmaklar gibi geçen zaman, hazzına doyulmadan bir sonraki seneye kadar götürdü Sultānı bizden.

Birkaç asırdan beri türlü ve artık sayılamayacak kadar çekilen acılar ve hüzünler içinde çalkalanan İslâm ümmetinin, kolu-kanadı kırık, yaralı, mağdûr ve mazlûm müslüman halkların ayağa kalkması, sırât-ı müstakim üzerinde ittihad ve ittifak etmesine vesile olması için güzel bir fırsattı.

Ramazan münasebetiyle elem dolu yanık yüreklerin, dargın ve küskün kalplerin barışıp birleşmesini, Allah’a imān etmiş mü’min kulların birbirini sevmesini, Allah’ın sevdiklerini, sevdiği işleri ve bize birbirimizi sevdirmesini ümît etmiştik. Sevinç, coşku ve heyecānlarımızın iman ve İslam kardeşliğine lâyık ve yakışan muhabbetle yoğrulmasını ummuştuk.

a80d9020-977e-11f0-99ea-0d5270f10c17-jpg.webp

Ne zamandan beri, etrafı mübarek kılınmış peygamberler yurdu Filistin'de özellikle yakılıp yıkılan Gazze ve Kudüs’te, Çin’de ve Doğu Türkistan’da, Şam’da, Irak’ta, Hindistan’da, Pakistan’da, Afganistan’da, Keşmir’de, Arakan’da, özellikle birkaç aydan beri İran’da ve diğer İslâm beldelerinde ma’sûm müslümanların on yıllardır maruz kaldıkları zulümlerden halâs ve necat bulmaları ve ümmetin her bir ferdinin bayram sevincine kavuşması için ellerin duâya açılıp semâya yönelmesini ve bu mübarek mevsimde inanmış gönüllerin iman ve İslâm kardeşliği şuuruyla tek yürek olmasını, semadan rahmet sağanaklarının yağmasını hâhişle, hasretle ve gözyaşlarıyla bekliyorduk. Bu seneki Ramazan-ı Şerif ay’ı işte öylesine çok değerli ve çok mühim bir fırsattı.

Bu aziz millet İslâm dini ile hayat bulduktan sonra küçüğünden büyüğüne, kadınından erine ve evlâdına kadar her ferdiyle asırlar boyunca din ve iman uğrunda mücahede etmişti. Vatanının her karış toprağını şühedâ kanlarıyla sulamış, İslâm’ın alâmeti olan hilâli ve şehid kanını bayrağına nişâne yapmış, şanlı peygamberin şerefli sancağını bin yıl taşıma şerefine nāil olmuştu. Ecdâd ayak bastıkları her yeri İslâm ile ihyā etmiş, hele de Ramazan ayını aylar öncesinden tarifsiz sevinçlerle hüsn-ü istikbâl etmeyi âdet edinmişti. Peygamber duâsıyla mâzisini şân u şereflerle taçlandıran bu milletin bugünkü evlâtları hafızasını mı yitirmeye başlamıştı?!..

Şu beş on seneden beri hüzünlerle gördüklerimiz neydi öyle? Sanki pek çok yere ne Ramazan gelmişti ne de oruç ibâdetinin ortada pek izi ve eseri pek yoktu! Üstelik kış mevsiminin en kısa gündüzlerine, en soğuk ve serin günlerine denk gelmesine rağmen!

Önceki senelerde de oruç tutmayanlar vardı. Mideleri doldurmaya çalışan çoğu işyerleri Ramazan ayında kapatılırdı. Yolcular, hastalar veya oruçla arası olmayanlar için bazı yerler açık tutulurdu. Fakat buna rağmen bu açık lokanta ve kahvelerin camekânları, yeyip içenleri kimseler görmesin diye perdelerle veya gazete kâğıtlarıyla kapatılırdı. Oruç tut(a)mayanlar bir şeyler yeyip içecekleri zaman göz önünde olmamak için bir kuytuya gizlenilirdi. Küçük yaştaki çoluk-çocuğa bile açıktan açığa bir şeyler yedirilmezdi; Yahudisi, Rumu, Ermenisiyle gayri müslimlerine varasıya kadar hem de. Ne yazık ve ne hazindir ki şu son senelerde vaktiyle şahit olduğumuz gayrimüslim edebini Müslüman evlâdında göremez olduk!

Bu senenin Ramazan ayında ise kadını erkeğiyle son derece sağlıklı görünümlü ve mazeret hali dışındaki her yaştan insanlar, taşı sıksa suyunu çıkaracak güç ve kuvvetteki gençler, delikanlılar ve fidan gibi genç kızlar, orta ve liselerin çocuk denmeyecek yaştaki öğrenciler vs. çarşıda-pazarda, sokakta-caddede, okul çıkışlarında, kiminin elinde sigarası, kiminin elinde yiyeceği ve içeceğiyle ne Ramazanı, ne bu rahmete nazır ibadet günlerini, ne de etraflarındaki oruçlu insanları umursamadan ve çekinmeden pervasızca aleni bir şekilde uluorta yeyip içiyorlardı. Böylesini, bu kadarını ömrüm boyunca görmemiştim.

Evet, sultan gelmişti, fakat maalesef pek de lâyıkıyla karşılanmamıştı. Sultan bu sene şahit olduklarından pek memnun değildi; Toplumsal sakındırma boşa çıkmış, Ramazan ay’ına da oruç tutana da saygının esâmesi okunmuyordu. İnsanlar kutsala bu kadar mı yaban olmuş, çürüyüp yozlaşarak kendi milletinin medeniyetine, kültürüne, inancına, maddî ve mânevî değerleri karşısında bu denli mi yabancılaşmıştı!..

Bir de merhamet duygularının coşması, çarşıya-pazara rahmet ve bereket yağması beklenirken yeryüzünden insaf ve vicdan çıkmış gibi esnaf durduk yerde fiyatları yukarıya çekerek uçurmuş, tezgâhlara ve raflara ateş düşmüştü. Fakir-fukara ve kıt kanaat geçinen dar gelirli insanlar ihtiyaçlarını, canlarının çektiğini ve çoluk çocuğu için almak istediklerini pahalılıktan dolayı satın alamaz hale gelmiş, iç geçirip yutkunarak sadece seyredebilmişti.

Neye üzülsek bilmem ki; bir çoğu için boş ve faydasız geçirilen kârlı bir ticaret mevsimine mi, içi boşaltılmış neslimizin kofluğuna mı, rahmet ve mağfiret ikramlarına rağmen insanların umursamaz ve vurdumduymaz halleri sebebiyle merhûm (rahmete ermiş, rahmetle sarmalanmış) olmak yerine Ramazan ay’ının nûrundan, maddî ve mânevî rahmet ve bereketinden mahrûm kalışına mı?!..

Sultan geldi ve yazık ki Müslümanlara(!) pek de yakışmayan bu perişan, dağınık, birbirine sevgisiz, merhametsiz, pek çoğu ihtilâf, iftirak ve maalesef bir kısmı da birbirine husûmet halindeki İslâm beldelerinden bu sene de çok mahzûn gidecek! Gelirken getirdiği müjdeler tesellimiz, ümidimiz ve sevincimizdir. Ne diyelim; Allah-u Teâlâ kadr u kıymetini bilenleri hissedar ve nasipdâr eylesin.

Ramazan Bayramı, demire kıvam vermek için ateşte tavlar gibi ahlâkını oruçla ve sâir ibadetlerle ıslah ederek nefsini Rabbinin emir ve irâdesine boyun eğdirenin, hevâ ve hevesine gem vuranın, behimî arzularını dizginleyenin, fâni varlığını ebedî olana değişerek Rabbinin rızâsına ermenin ve erenin bayramıdır.

Oruçlunun bayramı mübârek olsun. Ramazan ayını melekler gibi yaşayana; Kur’ân’ı doya doya ve dola dola okuyup anlayarak nurundan, rahmet ve hikmetinden nasip alana, namazıyla, terâvihiyle, niyâzıyla, duâsıyla, kadir gecesiyle her ān’ını değerlendiren nazlı kullara, ömrünü, canını, malını Rabbininin emrettiği gibi fedâ ederek O'na yakın olana ve olmaya gayret edene mübārek olsun. Bire binlerle, on binlerle, otuz binlerle karşılık bulana bayram olsun.

oruc-duasi-nasil-okunur-iftar-duasi-nasil-edilir-1526894273-7175.webp

Hazreti Zât-ı Risaletin (sav) Ramazan ay’ını uğurlarken ettiği duâsıyla: "Yā Rabbi, bizi merhûm eyle de mahrûm eyleme." diye biz de umalım ve temennî edelim. Bu duâya binlerce âmin olsun.

Ya Rabbi ve ya İlâhî,

İdrak ettiğimiz Ramazan-ı Şerif ayı hatırına, şereflendiği Kur’an-ı Hakim hatırına, bin aydan hayırlı kadir gecesi hatırına, Sultan-ı Rüsul ve Habib-i Kibriya Efendimiz Hazreti Muhammed Mustafa hatırına ve bu ayın taşıdığı mukaddes mânâlar hatırına Senin, dininin, Peygamberinin ve sana inananların düşmanlarını parça parça edip birbirine düşür. Azgın kavimleri yerle bir ettiğin gibi bugünün azgın ve haddini aşmışlarının tuzaklarını kendi başlarına mâkûs eyle ve onları birbirine düşür. Zalimler birbiriyle uğraşsın da ümmet kendine geliversin.

Nicedir sulha, sükûna, emniyete ve selâmete hasret durumdaki İslâm ümmetinin Ramazan Bayramı rahmet, mağfiret ve nihayetiyle cennetle müjdelenme bayramı olsun; Cuma gününe denk gelmesiyle idrak edilecek çifte bayram, kulluk vazifelerinin ardından bayram etmeyi ve bayramı yaşamayı hak edenlere, milletimize ve imân dolu sinelere kutlu olsun. Şu mübārek zamandan hissemiz ziyâde olsun; Bizi bayramın hakikatine nâil olanlardan eyle Allah'ım. Bizleri af edilme müjdesiyle sevindir ki hakiki bayram olsun.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.