Maneviyat ve Toplumsal Dayanışma Ekseninde Bir Hayat: İnfak Kültürü, Kurban İbadeti ve Mübarek Geceler
İslam medeniyeti, bireyin iç dünyasındaki arınmayı toplumsal huzur ve refah ile harmanlayan köklü bir yapıya sahiptir
İbadetler, kulun Yaradan’a olan sadakatinin bir nişanesi olduğu kadar, toplumun dezavantajlı kesimlerine uzanan bir merhamet elidir. Bu merhamet eli, bazen bir kurban ibadetiyle, bazen bir dua ile, bazen de sınırları aşan bir iyilik hareketiyle tezahür eder. Özellikle günümüz dünyasında, yardımlaşma ve paylaşma kültürünün kurumsal bir kimlik kazanması, iyiliğin en ücra köşelere kadar ulaşmasını sağlamaktadır. Bu yazımızda, manevi sorumluluklarımız arasında önemli bir yer tutan Adak ve Akika kurbanları ile İslam aleminin en kıymetli zaman dilimlerinden biri olan Berat Gecesi'nin anlam ve önemini derinlemesine ele alacağız.
İslami Literatürde "Vekalet ve Emanet" Bilinci
İbadetlerin ifasında niyetin halis olması kadar, o ibadetin yerine getirilme şekli de büyük önem taşır. Küreselleşen dünyada Müslümanlar, ibadetlerini yerine getirirken çoğu zaman "vekalet" yoluna başvurmaktadır. Kurban ibadeti, bu vekalet sisteminin en yoğun işlediği alanlardan biridir. Güvenilir kurumlar ve dernekler, hayırseverlerden aldıkları vekaletleri birer "emanet" bilinciyle taşımakta; İslami usullere tam riayet ederek bu emanetleri gerçek ihtiyaç sahiplerine ulaştırmaktadır. İyilik Yolu Derneği gibi kuruluşlar, şeffaflık ilkesi gereği kesim videolarından dağıtım aşamalarına kadar süreci kayıt altına alarak, hayırsever ile ihtiyaç sahibi arasında güvenli bir köprü kurmaktadır. Bu güven, sadece bir organizasyon başarısı değil, aynı zamanda dini bir vecibenin sıhhatli bir şekilde tamamlanması anlamına gelir.
Bir Şükür ve Yakarış Vesilesi: Adak Kurbanı
Kurban, kelime anlamı olarak "yaklaşmak" demektir. Allah’a manevi olarak yaklaşmanın en somut yollarından biri olan kurban ibadeti, çeşitlere ayrılır. Bunlardan biri olan Adak (Nezir) kurbanı, kişinin dinen yükümlü olmadığı halde, farz veya vacip cinsinden bir ibadeti yapacağına dair Allah’a söz vermesidir.
Adak, fıkhi olarak kişinin kendi iradesiyle kendine bir yükümlülük getirmesidir. Genellikle bir dileğin gerçekleşmesine, bir sıkıntının giderilmesine veya bir nimete kavuşulmasına bağlanır. Örneğin, "Şu işim hallolursa Allah rızası için kurban keseceğim" demek bir adaktır. Dilek gerçekleştiğinde, bu kurbanın kesilmesi vacip hale gelir. Ancak adak, sadece bir şarta bağlı olmak zorunda değildir; şartsız olarak, sırf Allah rızası için de adak adanabilir.
Adak kurbanında dikkat edilmesi gereken en önemli hususlardan biri, etin sarf yerleridir. İslami hükümlere göre, adak kurbanının etinden, kurbanı adayan kişinin kendisi, eşi, çocukları, torunları, annesi, babası, dedeleri ve nineleri yiyemez. Bu kurbanın eti tamamen fakir ve muhtaç kimselere dağıtılmalıdır. İşte bu noktada, vekalet yoluyla bağış yapmak büyük bir kolaylık ve isabet sağlar. Kişi, kendi çevresinde eti dağıtacak yeterli sayıda ihtiyaç sahibi bulamayabilir veya kurbanı kesme imkanına sahip olmayabilir. Bu durumda devreye giren insani yardım kuruluşları, Adak Kurban bağışı yoluyla emanetleri teslim alır ve genellikle açlık sınırında yaşayan Afrika ve Asya ülkelerindeki mazlumlara ulaştırır. Bu sayede, adak sahibi hem vacip olan borcunu öder hem de adak etinin İslami kurallara tam uygun şekilde, kendisinin yiyemeyeceği kişilere (gerçek ihtiyaç sahiplerine) ulaşmasını garanti altına alır.
Yeni Bir Hayat ile Akika Kurbanı
Aile kurumu, toplumun temel taşıdır ve bu kuruma katılan her yeni birey, büyük bir sevinç kaynağıdır. İslam, doğum gibi önemli hayat olaylarını ibadetlerle taçlandırmayı öğütler. Yeni doğan bir çocuk için, Allah’a şükretmek amacıyla kesilen kurbana "Akika" denir. Akika, Arapça'da yeni doğan çocuğun başındaki saç anlamına gelir; kurbanın kesildiği günlerde çocuğun saçının da tıraş edilmesi sünnet olduğundan bu isim verilmiştir.
Akika kurbanı, Hz. Peygamber (s.a.v.) tarafından bizzat uygulanmış ve teşvik edilmiş bir "Sünnet-i Müekkede"dir. Resulullah (s.a.v.), torunları Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin için akika kurbanı kesmiştir. Fıkhi görüşlere göre, imkanı olanların erkek çocuk için iki, kız çocuk için bir kurban kesmesi güzel görülmüşse de, her ikisi için birer kurban kesilmesi de yeterli kabul edilmiştir. Bu kurbanın, çocuğun doğumunun yedinci gününde kesilmesi efdaldir, ancak büluğ çağına kadar herhangi bir vakitte de kesilebilir.
Akika kurbanı, çocuğun bela ve musibetlerden korunması için manevi bir "fidye" niteliği taşır. Ayrıca, çocuğun dünyaya gelişinin eş, dost ve akrabalarla paylaşılmasına, ihtiyaç sahiplerinin sevindirilmesine vesile olur. Adak kurbanının aksine, akika kurbanının etinden kesen kişi ve ailesi de yiyebilir. Ancak günümüz şartlarında, özellikle yurt dışı kurban organizasyonları, bu ibadetin sosyal boyutunu küresel ölçeğe taşımaktadır. Dünyanın bir ucunda doğan bir çocuk için yapılan akika kurban bağışı, dünyanın diğer ucunda belki de hayatında hiç et yeme imkanı bulamamış yetimhanelerdeki çocuklara bir ziyafet sofrası olarak dönmektedir. Bu, ümmet bilincinin ve kardeşlik hukukunun en güzel yansımalarından biridir. İyilik Yolu gibi dernekler, bu bağışları yılın her dönemi kabul etmekte ve belirlenen bölgelerde İslami usullere göre kesim yaparak bağışçılara video ve fotoğraf yoluyla geri bildirimde bulunmaktadır.
Manevi Arınma Durağı: Berat Gecesi
İbadetler sadece maddi fedakarlıklarla sınırlı değildir; zamanın ruhunu yakalamak ve belirli günlerin manevi ikliminden istifade etmek de kulluğun bir gereğidir. Üç aylar içerisinde yer alan ve Ramazan-ı Şerif’in müjdecisi olan Berat Kandili, İslam alemi için hayati bir öneme sahiptir. Şaban ayının 15. gecesi idrak edilen bu gece, Kur’an-ı Kerim’de "mübarek bir gece" olarak nitelendirilen zaman dilimleriyle ilişkilendirilir.
Berat; borçtan, hastalıktan, suç ve cezadan kurtulmak, arınmak ve temize çıkmak demektir. Dini bir terim olarak ise günahlardan arınmayı, Allah’ın affına ve rahmetine kavuşmayı ifade eder. Rivayetlere göre, bu gece "senelik kader programının" belirlendiği gecedir. Tıpkı bir bütçe görüşmesi gibi, gelecek sene içinde doğacaklar, ölecekler, rızıklar ve yaşanacak önemli hadiseler bu gece meleklerin defterlerine kaydedilir.
Bu gece, sema kapılarının sonuna kadar açıldığı ve Allah’ın rahmetinin sağanak sağanak yağdığı bir gecedir. Hz. Peygamber (s.a.v.), bu gece ile ilgili olarak şöyle buyurmuştur: "Şaban’ın 15. gecesini ibadetle geçirin, gündüzünde de oruç tutun. Çünkü Yüce Allah, bu gece dünya semasına rahmetiyle tecelli eder ve 'Yok mu tövbe eden, tövbesini kabul edeyim! Yok mu rızık isteyen, rızık vereyim! Yok mu şifa isteyen, şifa vereyim!..' buyurur."
Berat Gecesi’nin İhyası ve Duanın Gücü
Böylesine kıymetli bir zaman dilimini gafletle geçirmemek, müminin en büyük kazançlarından biri olacaktır. Berat Gecesi’nde yapılması tavsiye edilen ibadetlerin başında kaza ve nafile namazları kılmak, Kur’an-ı Kerim okumak, bolca istiğfar etmek ve salavat getirmek gelir. Ancak gecenin özü "duadır". Dua, kulun acziyetini itiraf edip Rabbinin kudretine sığınmasıdır.
Bu gecede yapılacak dualar, sadece bireysel isteklerle sınırlı kalmamalıdır. İslam coğrafyasında zulüm altında inleyen kardeşlerimiz için, darda kalmışlar için, ülkemizin ve milletimizin selameti için dua etmek, müminlerin birbirleri üzerindeki hakkıdır. Özellikle bu geceye mahsus olduğu rivayet edilen ve manevi büyüklerin tavsiye ettiği Berat gecesi duası metinlerini okumak, kalbin huşu ile dolmasına vesile olur. Bu dualarda genellikle Allah’tan dünya ve ahiret saadeti, azaptan kurtuluş ve istikamet istenir.
Berat Gecesi aynı zamanda bir "muhasebe" gecesidir. Kişi, geride bıraktığı yılın hesabını yapmalı, işlediği hatalar için pişmanlık duymalı ve gelecek yıl için tertemiz bir sayfa açmaya niyet etmelidir. Bu manevi muhasebe, kişinin hem Rabbiyle hem de çevresiyle olan ilişkilerini düzeltmesi için eşsiz bir fırsattır. Kırgınlıkların giderilmesi, küslerin barışması, anne ve baba rızasının alınması, bu gecenin feyzinden tam manasıyla istifade edebilmek için elzemdir.
İyilik Yolunda Birleşen Kalpler
Özetle, İslam dini hayatın her alanını kuşatan, hem maddi hem de manevi disiplinler getiren bir nizamdır. Adak ve akika kurbanları ile malımızdan fedakarlık ederek şükrümüzü ve sadakatimizi gösterirken; Berat Gecesi gibi müstesna zamanlarda da ruhumuzu dualarla arındırırız.
İyilik Yolu Derneği, bu iki kanadı birleştiren bir misyon üstlenmektedir. Bir yandan hayırseverlerin kurban ve sadakalarını en doğru adreslere ulaştırarak maddi bir kalkınmaya destek olmakta, diğer yandan da bu yardımların manevi bereketini toplumun tüm katmanlarına yaymaktadır. Unutulmamalıdır ki, paylaşılan her kurban eti, edilen her samimi dua ve uzatılan her yardım eli, dünyayı daha yaşanabilir bir yer kılmakla kalmaz, aynı zamanda ahiret yurdumuz için de birer azık olur.
Gerek adak borcunu ödemek isteyen, gerekse yeni doğan evladı için şükrünü ifade etmek isteyen hayırseverler, modern dünyanın sunduğu imkanları kullanarak, güvenilir kurumlar aracılığıyla dünyanın dört bir yanındaki kardeşlerine ulaşabilirler. Aynı şekilde, Berat Gecesi gibi fırsat günlerinde, sadece kendi kurtuluşumuz için değil, tüm insanlığın hidayeti ve selameti için el açmak, Müslüman kimliğinin bir gereğidir. İyilik yolunda atılan her adım, bizi Rızay-ı Bari'ye bir adım daha yaklaştıracaktır.

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.