Kur’ân okunduğu zaman, hemen onu dinleyin ve susun!

Kur’ân okunduğu zaman, hemen onu dinleyin ve susun!

Ayet meali

A+A-

Bismillahirrahmanirrahim

Cenab-ı Hak (c.c), A'raf Sûresi 202-206. ayetlerinde meâlen şöyle buyuruyor:

202-(Şeytanların) kardeşlerine (kâfirlere) gelince, (şeytanlar) onları azgınlığa sürüklerler; sonra da yakalarını bırakmazlar.

203-Ve onlara (arzularına göre) bir âyet getirmediğin zaman: “Bunu da uydursaydın ya!” derler. De ki: “(Ben) ancak Rabbimden bana vahyolunana tâbi‘ olurum!” Bu (Kur’ân), îmân edecek bir topluluk için Rabbinizden (gelen) basîretler (deliller)dir ve bir hidâyet ve bir rahmettir.

204-Hem Kur’ân okunduğu zaman, hemen onu dinleyin ve susun ki merhamet olunasınız!

205-Hem Rabbini, içinden yalvararak ve korkarak, yüksek olmayan bir sesle sabah akşam zikret; ve sakın gafillerden olma!

206-Muhakkak ki Rabbinin katındakiler (melekler), O’na ibâdet etmekten kibirlenmezler. O’nu tesbîh ederler ve yalnız O’na secde ederler! (*)

(*) Bu âyet-i kerîme Kur’ân-ı Kerîm’deki “secde” âyetlerinin birincisidir. Kur’ân-ı Kerîm’de on dört secde âyeti vardır. Bu âyetlerin tamâmını veya bir kısmını yâhut sâdece meâlini okuyan veya dinleyen kimse “Tilâvet Secdesi” yapmak zorundadır. Bu secdeler Hanefî mezhebine göre vâcib, diğer üç mezhebe göre sünnettir. Osmanlı döneminde kırâat ta‘lîm eden talebelere secde yerlerini ve bunların hükümlerini öğretmek için şu beyitler de ezberletilirdi:

“Geldi on dört yerde bil ki secde-i Kur’ân tamâm.
Yedisi farz, üçü vâcib, dördü sünnet ey hemâm!
Farz: A‘râf, Nahl, İsrâ, Ra‘d, Meryem, Hâc, Sâd.
Vâcib: Furkān, Elif Lâm Mîm, Hâ Mîm vesselâm.
Sünnet oldu: Neml, İkra’, Necm hem İnşikāk.
Kāri’ ve sâmi‘ olana emreder Rabbü’l-Enâm!
(Okuyana ve işitene insanların Rabbi emreder.)”
(Suâlli Cevablı Tecvid, 26)

Tilâvet secdesi şu şekilde yapılır: Önce bu secdeye niyet edilir ve اللهُ اَكْبَرْ diyerek eller yukarı kaldırılmaksızın hemen secdeye gidilir. Üç def‘a*سُبْحاَنَ رَبِّيَ الْأَعْلٰي*denilerek, bir def‘a yapılan bu secdeden sonra ayağa kalkılır ve, *سَمِعْناَ وَ اَطَعْناَ غُفْرَانَكَ رَبَّناَ وَ اِلَيْكَ الْمَص۪يرُ*[İşittik ve itâat ettik! Rabbimiz! Mağfiretini dileriz; dönüş(ümüz) ancak sanadır!] âyeti, duâ niyetiyle okunur ve tilâvet secdesi böylece tamamlanmış olur. (Bilmen, c. 2, 1148)