Prof. Dr. Kenan ÖREN
Hayat Tek Fırsattır
İnsanoğluna bir kere için ihsan edilen, ancak çoğu insanın değerini bilmediği en önemli nimetlerden biri de hayat nimetidir. Hayat nimetinin en değerlisi ise, insana verilen hayattır. İnsan hayatı ise, mütemadiyen zevale doğru koşan ve bitince de geri dönmesi mümkün olmayan bir nimettir.
Zeval derken, dünyadaki mühletin bitmesi anlamında kullandım. Evet, Bediüzzaman hazretlerinin vurguladığı gibi, “Hayat apartmanı yıkılıyor”. Ancak tedricî olduğu için farkında değiliz. Cenab-ı Vacib’ul Vücud bizlere belli bir hayat mühleti vermiş. Bu dünyevî mühletin finali ise ölümdür. Bu hayatın vizesi, bütünlemesi yoktur ve finali tektir. Önümüzde merakla sorgulayacağımız bir ölüm gerçeği var ve hiç kimse bu gerçekten kurtulamaz. Yine Bediüzzaman’ın dediği gibi, “Ey nefis! Başta Habibullah, bütün ahbabın, kabrin öbür tarafındadırlar. Burada kalan bir iki tane ise, onlar da gidiyorlar. Ölümden ürküp, kabirden korkup başını çevirme. Merdâne kabre bak, dinle, ne talep eder? Erkekçesine ölümün yüzüne gül, bak, ne ister.” Bediüzzaman burada, ölümü o kadar çok sevdiriyor ki, korku belasını kökünden silip süpürüyor. Yani diyor ki, ölümden korkup kaçmayı bırak, ölüm gerçeğiyle yüzleş ve hikmetini anlamaya çalış, sonra da kabrin ardındaki ebedî ve sonsuz nimetlerle donatılmış bir hayata hazırlık yapmaya çalış.
Ölüm kapımıza dayanmadan ölümün mahiyetini kavrayıp ve ona göre hazırlık yaparsak, insanın hayal bile edemediği nimetler bizi bekliyor. Cenab-ı Hak Vakıa Suresinde yasağın olmadığı ve kesintisiz olan bir zevkten ve mutluluktan bahseder ("Bitip tükenmeyen ve yasaklanmayan bol meyveler arasında" (Vakıa Suresi, 32. ayet). Muhteşem bir nimet. Bu dünya hayatında neye sahip olursak olalım, sonuçta bitecek. Kabir kapısının içine hiçbiri giremeyecek. Sadece imanımız ve amellerimiz kabrin ötesine girecek. Yoksa yandık ki, ne yandık. Geri dönüş de yok. Bu konuda İmam Gazalî hazretleri ahiret bilincini daima canlı tutmamızı öğütlemiştir. Ona göre kabir, kişinin dünyadaki amellerine göre ya bir cennet bahçesi ya da bir azap çukurudur. Aklımızda tutmamız gereken korkunç ve ümit verici bir gerçek. Ya ebedi mutluluk ya da ebedi hüsran…!!!
Hayatın emanet olduğu, elden çıkınca da geri dönüşü olmadığı gerçeği insanoğlunu ihtiyata ve tedbire mecbur eder. Öyle bir vaka ile karşı karşıyayız ki, irade ve ihtiyarımızı aklın, mantığın ve kalbin gerektiği şekilde istimal etmek zorundayız. Bunu yapmadığımız takdirde; yani hayat elimizden kayıp gittiğinde telâfisi mümkün olmayan bir duruma düşmek ihtimali ile yüz yüze kalacağımız kesin. Cenab-ı Hak çeşitli ayetlerde hepimizin ateşin kenarında olduğumuzu ihtar ederek, o ateşten bizi kurtaracak olanın iman, takva ve salih amel olduğunu bildirir. Bizim ahiret azığımız bunlardır. Bunlardaki gafletimiz bizi ateşe atacak ve oradan asla çıkmamız mümkün olmayacaktır.
Salih amellerin içinde en önemlisi ise, namazdır. Namaz şükrün en güzel bir ifadesi ve ibadetlerin hülasası olan cami bir ibadettir. İçinde ibadetlerin hemen hepsi vardır.
Âhirette cennetlikler uzaklardan cehennemliklere hayretle sorarlar:
“–Sizi Sakar Cehennemi’ne (yakıp kavurucu ateşe) sürükleyen nedir?” (el-Müddessir, 42)
Onlar da şöyle cevap verirler:
“–Biz namaz kılanlardan değildik.
Yoksulu da doyurmazdık. (Yani yalnız kendimizi düşünürdük, muhtaçlara merhamet etmezdik.)
Bâtıla/azgınlığa dalanlarla birlikte biz de dalardık. (Dünya hayatı çok câzip gelirdi. Kimin mülkünde bulunduğumuzu, kimin nîmetleriyle perverde olduğumuzu düşünmezdik.)
Hesap gününü de yalan sayardık. (Fakat) sonunda ölüm gelip çattı!” (el-Müddessir, 43-47)[1]
Kısacası Allah’ın emrettiklerini yapmayıp, nehyettiklerini ise irtikap etmekle ebedi bir hayatı berbat etmek tehlikesi hepimiz için bir ihtimaldir. Böyle bir ihtimalden uzak durmakla mükellefiz. Yani ebedi bir hüsrana uğramamak için, Risale-i Nur gibi tahkiki imanı telkin eden eserleri mütemadiyen okuyup ve hayatımıza yansıtmak ve 24 dört saatten bir saati namaza ayırıp diğer sair ibadetleri de elimizden geldiğince yaparak Cenab-ı Hakkın rızasını kazanmaya çalışmalıyız vesselam.
Selam ve dua ile…
[1]Kaynak: Osman Nuri Topbaş, Müslümanın Gönül Dünyası, Erkam Yayınları, https://www.islamveihsan.com/sizi-sakar-cehennemine-sokan-nedir.html
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.