Kavakçı: Mecliste başörtümü parçalayacaklardı

Kavakçı: Mecliste başörtümü parçalayacaklardı

Eğer ye­min et­me­ye yö­nel­sey­dim DSP’li ka­dın ve­kil­ler ba­şör­tü­mü çe­kip par­ça­la­ya­cak­la­rı­nı söy­le­di­ler

Başörtüsüyle seçildiği halde milletvekilliği elinden alınan ve 28 Şubat zulmünün simge isimlerinden olan Merve Kavakçı, "Başörtülü kadınlar olarak bizlerin 28 Şubat'ı hala devam ediyor" dedi.

Darbecileri de kendi partisini de eleştiren Kavakçı, kürsüye ant içmek için yürümesi halinde DSP’li kadın milletvekillerinin başörtüsünü çekip parçalamak için hazırlık yaptıklarını daha sonra öğrendiğini anlattı.

“BE­NİM 28 ŞU­BA­TIM H­L DE­VAM EDİ­YOR”

“O gün dar­be­ci­le­rin gü­dü­mün­de­ki dev­let; be­ni, ai­le­mi ve ya­nım­da dur­ma ce­sa­re­ti­ni gös­te­ren­le­ri he­def gös­ter­di. Ba­na had­di­mi bil­dir­me­ye yel­ten­di­ler. Şah­si­ye­ti­mi, mil­le­ti­mi­zin nez­din­de­ki iti­ba­rı­mı ze­de­le­mek için uğ­raş ver­di­ler. Ba­şör­tü­lü ka­dın­lar ola­rak bi­zim 28 Şu­ba­tı­mız hâ­lâ de­vam edi­yor. Dö­ne­min ik­ti­da­rı yok ol­du. Be­nim­le o dö­nem ay­nı sı­ra­la­rı pay­la­şan ba­zı ar­ka­daş­lar ik­ti­dar ol­du, bi­zim için 28 Şu­bat de­vam edi­yor. Be­nim için ise kök­le­şe­rek de­vam edi­yor. Ba­şör­tü­sü­nün so­run ol­mak­tan çı­ka­rı­la­ca­ğı bir çö­züm üre­til­me­li­dir.”

“YE­MİN ET­SEY­DİM DSP’Lİ KA­DIN VE­KİL­LER BA­ŞÖR­TÜ­MÜ PAR­ÇA­LA­YA­CAK­TI”

“Mil­let­ve­ki­li ada­yı ol­dum. YSK ba­şör­tü­lü fo­toğ­ra­fım­la mil­let­ve­kil­li­ği aday­lı­ğı­mı ka­bul et­ti. Se­çil­dik­ten son­ra ye­min et­mek için gel­di­ğim Mec­lis’te ye­min et­mem en­gel­len­mek is­ten­di. As­ke­ri­ye­den ba­zı ki­şi­ler­ce De­mi­rel ara­cı­lı­ğıy­la ‘Mer­ve Ka­vak­çı ye­min eder­se dar­be ya­pa­ca­ğız’ di­ye me­saj ve­ril­di. Ben Ge­nel Ku­rul’a gir­di­ğim­de DSP’li­ler sı­ra­la­ra vur­ma­ya baş­la­dı­lar. Ece­vit ve Hü­sa­met­tin Öz­kan, Mec­lis Baş­ka­nı ile ko­nuş­tu. ‘Dı­şa­rı dı­şa­rı’ di­ye tem­po tut­tu­lar. Ve­kil­ler, et­ra­fı­nı sar­dı. Eğer ye­min et­me­ye yö­nel­sey­dim DSP’li ka­dın ve­kil­ler ba­şör­tü­mü çe­kip par­ça­la­ya­cak­la­rı­nı söy­le­di­ler.”

“KIZ­LA­RI­MIN BA­ŞÖR­TÜ­LÜ OLUP OL­MA­DI­ĞI­NI ARAŞ­TIR­DI­LAR”

“Ba­na ya­pı­lan lin­cin bir ben­ze­ri ya­kın­la­rım ve kız­la­rı­ma ya­pıl­dı. Mu­ha­bir­ler ka­pı­mız­da nö­bet tut­tu­lar. Sü­rek­li zi­li ba­sa­rak ta­ciz edi­yor­lar­dı. Kız­la­rı­mın okul­la­rı­na gi­de­rek öğ­ret­men­le­ri­ni bi­le ra­hat­sız et­ti­ler. Kız­la­rı­mın ba­şör­tü­lü olup ol­ma­dı­ğı­nı araş­tır­dı­lar. Kız­la­rı­mın okul­da­ki pa­no­da bu­la­nan re­sim­le­ri­ni bi­le çal­dı­lar. Bas­kı öy­le bir hal al­dı ki; kız­la­rım öğ­ret­men­le­ri­nin ya­nın­dan ay­rı­la­mı­yor­du. Te­ne­fü­se bi­le çık­mak­tan kor­ku­yor­lar­dı. Di­ğer ço­cuk­la­rın sal­dı­rı­la­rı­na uğ­ra­mak­tan kor­ku­yor­lar­dı. Ba­zı kom­şu­la­rı­mız da bu kam­pan­ya­ya da­hil ol­du. Ba­zı kom­şu­la­rı­mız mu­ha­bir­le­ri ev­le­rin­de sak­la­dı­lar. Ak­şam eve gel­di­ğim­de çı­kıp fo­toğ­raf çe­ki­yor­lar­dı, ka­me­ray­la gö­rün­tü çe­ke­rek ve ka­pı­ma ayak­la­rı­nı ko­ya­cak ka­dar cü­ret­kâr ta­vır­la ha­re­ke edi­yor­lar­dı.”

“ÇO­CUK­LA­RIM­DAN AY­RIL­MAK ZO­RUN­DA KAL­DIM”

“Te­le­fon­la­rı­mın din­len­di­ği bil­gi­si­ni edin­dim. Bas­kı­lar yü­zün­den ço­cuk­la­rım­dan ay­rıl­mak zo­run­da kal­dım. Çün­kü on­la­ra za­rar ve­ril­me­sin­den kor­ku­yor­dum. İs­tan­bul’da ku­ze­ni­min evin­de sak­lan­dım. Ai­lem­le uzun sü­re gö­rü­şe­me­dim, te­le­fon­lar din­len­di­ği için. Po­lis, ko­ru­ma ba­ha­ne­siy­le evi­mi­ze gel­miş, ai­lem­den ha­ya­tı­mın teh­li­ke­de ol­du­ğu­nu söy­le­yip ye­ri­mi öğ­ren­me­ye ça­lış­mış­lar. Hak­kım­da çok sa­yı­da da­va­lar açıl­dı yıl­dır­mak için. Te­rö­re yar­dım ve ya­tak­lık yap­tı­ğım id­dia edil­di.”

“HAD BİL­DİR­ME İŞİ YURT­DI­ŞI­NA UZAN­DI”

“Had bil­dir­me işi Tür­ki­ye ile sı­nır­lı kal­ma­dı, yurt­dı­şın­da da sür­dü. ABD va­tan­daş­lı­ğın­dan da atıl­mam için ABD nez­din­de gi­ri­şim­ler­de bu­lun­du­lar. Git­tim her yer­de ha­ka­ret­le­re ma­ruz kal­dım. Su­na Vi­din­li di­ye bir ga­ze­te­ci so­ru sor­mak ba­ha­ne­siy­le söz al­dı, ba­na ha­ka­ret et­ti. En so­nun­da ‘So­ru so­rul­ma­ya bi­le değ­mez­sin’ de­di. 2007 yı­lın­da İs­tan­bul’a kon­fe­rans ver­me­ye gel­dim. Ote­le yer­leş­tik­ten son­ra po­lis­ler be­ni al­ma­ya gel­miş­ler. Git­me­dim, tes­lim ol­ma­dım. Son­ra­dan öğ­ren­dim ki; be­ra­at et­ti­ğim bir da­va­dan do­la­yı so­ruş­tur­ma­nın gün­cel­len­me­si ya­pıl­ma­dı­ğı için gel­miş­ler.”

“BA­ŞÖR­TÜ­SÜ YA­SA­ĞI AR­TIK SO­NA ER­SİN”

“Ba­şör­tü­sü ya­sa­ğı­nın ar­tık so­na er­me­si ge­re­ki­yor. Be­nim ya­şa­dık­la­rım sa­de­ce bir ör­nek­tir. O dö­nem ben­den da­ha faz­la mağ­dur olan ba­şör­tü­lü­ler var. Be­nim der­dim sa­de­ce öz­lük hak­larımın iade edil­mesi değil­dir... Başör­tülü kadın­ların her tür­lü vatan­daş­lık hak­ların­dan fay­dalan­ması ve başör­tüsünün ar­tık bir sorun ol­mak­tan çıkar­tıl­masıdır.”

“NUH METE’NİN EVİME BAS­KI­NI ORGANİZEYDİ”

“Nuh Me­te Yük­sel, 312. Mad­de’yle be­ni yar­gı­la­mak sü­re­ci­ni baş­lat­mak için te­rör­le mü­ca­de­le ekip­le­riy­le ge­ce evi­me bas­kın dü­zen­le­di. Bu iş or­ga­ni­zey­di. Çün­kü ön­ce­den med­ya­ya ha­ber ve­ril­miş. Ön­ce can­lı ya­yın araç­la­rı evi­min önü­ne gel­di. Son­ra Yük­sel, ka­pı­yı yum­ruk­la­ya­rak ‘Aç ka­pı­yı, içe­ri­de ol­du­ğu­nu bi­li­yo­rum’ di­ye ba­ğır­ma­ya baş­la­dı. Bas­kın sı­ra­sın­da an­nem, kız­la­rım, kız kar­de­şim ve ye­ğen­le­rim çok kork­tu­lar. O gün ya­şa­nan­la­rı ak­lı­ma gel­dik­çe çok üzü­lü­yo­rum. O anı ha­tır­la­dı­ğım za­man üzü­lü­yo­rum.”

Yeni Akit