Kastamonu’nun Yazı Dervişi Hattat Emrullah Demirkaya ve Bediüzzaman'ın hat sohbeti
Kastamonu Valiliği Ramazan-ı Şerif ayında Kastamonulu Hattat Emrullah Demirkaya’ya vefâ göstererek eserlerini hemşehrileriyle buluşturuyor
İbrahim Ethem Gören-İttifak Gazetesi
Kastamonu Valiliği’nin himayesinde, 10 Mart 2026 tarihinde, Ramazan-ı Şerif’in bereketli günlerinde Kastamonu Saray Hamamı Kültür ve Sanat Merkezi’nde açılacak Hattat Emrullah Demirkaya Sergisi, sanatkârın hatırasına odaklanıyor.
Yaklaşan sergi vesilesiyle hattatımız Emrullah Demirkaya’ya rahmet niyaz ederken, sanatkârın, içinden hüsn-i hat ve cami yazıları geçen bereketli ömrüne müşfikâne nazar ediyoruz.
KASTAMONU-1894
Hicrî 1310 (1894) yılında Kastamonu’da dünyaya gelen Hattat Emrullah Demirkaya, bir asra yaklaşan ömrünü hüsn-i hat özelinde din-i mübîn-i İslâm’a adayan bir yazı dervişidir.
1985 yılında Ramazan ayının dördüncü günü Hakk’a yürüyen bu müstesna şahsiyet, Osmanlı Cihan Devleti’nden günümüz Türkiyesi’ne uzanan hat silsilesinin gayretkeş, mütevazı halkalarından biridir.
Kökleri Kırım Türklerine uzanan ailesi, tarihî göç yollarını takip ederek Batı Trakya’dan Gümülcine ve Selânik’e, oradan da Kastamonu’ya yerleşmiştir. Babasının ismi Timurkaya’dan mülhem, Soyadı Kanunu sonrasında pederinin adına nispetle “Demirkaya” soyadını almıştır.
1915’te asker olmuş, dokuz yıl askerlik yapmıştır. Enver Paşa’nın Müzika Bölüğü’nde mûsikî icra ettiği yıllar, yazıya gönül verişinin de başlangıcıdır.
İstanbul’da Medresetü’l-Hattâtîn önünden geçerken gördüğü levhalar, onda silinmez bir tesir bırakmıştır.
Vatani hizmetini gördüğü yıllarda, hat sanatının başkenti İstanbul’da hüsn-i hatta muhabbeti günden güne artarak vakitlerini meşklerde değerlendirmiş, akabinde hocası Mehmet Hulûsi Efendi’nin yazı talebesi olmuştur.
KETEBEHÛ EMRULLAH
Yazılarında “Emrullah”, “Hacı Emrullah”, “Emrullah Demirkaya” imzalarını kullanmış; birkaç yerde de hocası Mehmet Hulûsi Yazgan’a atfen, “Ketebehu’l-fakîr el-Hâc Emrullah bin Demirkaya min telâmîzi Mehmed Hulûsî gufira zünûbehumâ” ketebesini yazmıştır. Bu kayıt, onun yazı silsilesini Seyyid Mehmed Hulûsi Efendi eliyle Sâmi Efendi’ye götürmektedir.
Ketebelerinde kimi zaman hicrî, kimi zaman miladî tarih kullanmış; bazen de her iki takvimi birlikte kaydetmiştir.
Rik’a, nesih, sülüs, celî sülüs, ta‘lik ve celî ta‘lik yazı nevilerinde eser veren Demirkaya, mürekkebini kendisi hazırlamış; aharlı ve aharsız kâğıtlar başta olmak üzere yazıya müsait hemen her zemin üzerine yazı kaleme almıştır.
Askerlik dönüşü ‘Rakım Mesleği’ni omuzlarının üzerinde kutlu bir emanet olarak taşımaya başlayan Hattat Emrullah Demirkaya, Birinci Cihan Harbi’nden sonraki fakirlik yıllarında memleketindeki pek çok cami yazısını gönüllü olarak yazmıştır.
Kastamonu ve çevresindeki camilerin kubbe ve kuşak yazıları, çehâr-yâr-ı güzîn levhaları, mezar kitâbeleri ve kalemişi uygulamaları onun elinden çıkmıştır.
İğneli kalıplardaki titizliği, istifteki cesareti ve yazıdaki istikrarı, sanatındaki kemâli gösterir.
Evi ise başlı başına bir yazı dergâhıdır! Ahşap duvarlar, tavan göbekleri, dolap kapakları, sûre-i celîle, âyet-i kerîme, hadis-i şerif ve sair güzel sözlerle bezenmiş; yazılar satıhlara mürekkebe ilave olarak renkli boyalarla da nakşedilmiştir. Hattatımızın evi bu yönüyle müzeyi andırır.
HATTAT DEMİRKAYA: NASIL OLSA DURMADAN DAMLIYOR!
Yazı onun için yalnız levha sanatı değil, hayatın her alanında var olması gereken bir hakikat lisanıdır. “İlmin ve sanatın zekâtı yüzde yüzdür” anlayışıyla yazı talep edenlere çoğu zaman bilâbedel levhalar hediye etmiş; “Nasıl olsa durmadan damlıyor, yine damlar, yine yazarım” diyerek cömertliğini mürekkebin bereketine bağlamıştır!
BEDİÜZZAMAN: BU YADİGÂRINI KOYNUMDA TAŞIYACAĞIM!
1936–1942 yılları arasında Kastamonu’da sürgünde bulunan Said Nursî ile görüşmesi, şüphesiz hayatındaki en manidar hatıralardandır. Üstad’a takdim ettiği rübâî levhayı okuyan Bediüzzaman’ın, “Sen benim tarihçe-i hayatımı bir rübâî ile ifade etmişsin; bu yadigârını koynumda taşıyacağım” sözleri, yazının, kelâmın üstadıyla buluştuğu müstesna vaktin nişanesidir. Bu münasebet sebebiyle Emrullah Demirkaya, “Son Şahitlerden” olarak anılagelmiştir.
KASTAMONU’DA BÜYÜK BİR İMTİHAN SAHNESİ!
Yazının bu yerinde mezkûr “müstesna vakt”e müşfikâne nazar edelim!
Son Devrin din mazlumlarından Bediüzzaman Said-i Nursî Kastamonu’da büyük bir imtihan sahnesinde!
Sürgün hükmüyle “hattatlar şehri” Kastamonu’ya gönderilen Bediüzzaman Said Nursî, polis karakolunun tam karşısındaki mütevazı bir evde ikamet ediyor. Ev, küçük bir yapıdan ibaret. Fakat içindeki büyük dava, üstadın ikamet ettiği hânenin ahşap duvarlarını ve Kastamonu sınırlarını aşan bir mânâ taşıyor. Kapısı sade, odası dar. Lakin gönlü geniş, sabrı engin…
Şehrin hattatlarından Emrullah Demirkaya da, yüzlerce hemşeri gibi aziz misafiri ziyaret etmek istiyor. Gönlünde ona karşı hem derin bir muhabbet hem de ulvî bir hürmet hissi taşıyor. Bir gün, edeple o kapıyı çalıyor. İçeri girdiğinde sürgünün gölgesinden ziyade müminin izzet ve vakarını temâşâ ederken kemâl-i edep ve hürmetle üstadın elini öpüyor.
Maşâallah!
Sohbet ilerliyor. Üstad, hemen karşısında oturan, gönlü haşyetullahtan yufka gibi incelmiş misafirinin mesleğini öğrenince gözlerinde ayrı bir ışık beliriyor:
— Sen hattat mısın kardeşim?
— Evet efendim…
— Bu güzel sanatı nerede, ne vakit öğrendin?
Emrullah Efendi, talim gördüğü günleri, hocası Hulûsi Efendi’nin dizinin dibinde geçen saatleri anlatıyor. Üstad, muhatabını dikkatle dinledikten sonra “Maşâallah” diyor: Maşâallah.
Bu kelime, bir yönüyle iltifat, diğer yönüyle dua… Sonra, kısa süren sükûtun ardından bir rica geliyor:
— Bana da bir levha yaz.
Emrullah Efendi, heyecanla sual ediyor:
— Nasıl bir levha olsun efendim?
Üstad’ın cevabı kısa ama derindi:
— Nasıl olursa olsun…
Bu “nasıl olursa olsun” cümlesi haddizatında gönülden gönle akan teslimiyetin asliyet ve terkip şuuruna bürünmüş keyfiyetidir.
Günler geçiyor. Hattatın nabzı, küçücük cam mürekkebin hokkasında mütemadiyen atıyor! Hangi söz, bu çileli hayatı anlatır? Hangi kelâm, sürgünün içindeki sırra tercüman olur?
Nihayet kalem, aharlı kâğıdın müşfik yüzünde ilerliyor. Nihayet, kâğıt üzerine şu mısralar nakşoluyor:
Ağlatırsa gam yeme, bendesini Cebbâr-ı Hakîm,
Lûtfuna mazhar düşüp nâgâh bir gün güldürür.
Bu meseldir “Tu‘refü’l-eşyâü min ezdâdihâ”,
Pes anun içün, kahrın evvel, lûtfün sonra bildirir.
Yazı tamamlandığında, yalnız hikmetli bir levha değil; aynı zamanda hâl tercümesi de neş’et ediyor!
Bediüzzaman: Sen benim tarihçe-i hayatımı bir rübâî ile ifade etmişsin.
Emrullah Demirkaya, levhayı kolunun altına alarak tekrar o mütevazı evin yolunu tutuyor. Üstad levhayı eline alıyor. Gözleri, satırlar üzerinde dolaşırken bir an duruyorr, sonra yüzünde derin bir tebessüm beliriyor:
— Fesübhanallah kardaşım… Sen benim aynen tercüme-i hâlimi yazmışsın. Sen benim tarihçe-i hayatımı bir rübâî ile ifade etmişsin.
Bu sözler, hattatın gönlünde ebedî bir hatıra olarak nakşolurken, Üstad levhayı bağrına basar:
— Ben artık senin bu yâdigârını koynumda taşıyacağım.
KASTAMONU, HÜSN-İ HAT ÂLİMLERİYLE TEMAYÜZ ETMİŞ ÖNEMLİ BİR YAZI KENTİDİR
Kastamonu, Anadolu’da Amasya’yla birlikte hüsn-i hat âlimleriyle temayüz etmiş önemli bir yazı kentidir. Bu şehir, asırlar boyunca Kazasker Mustafa İzzet Efendi, Abdülfettah Efendi ve Seyyid Mehmed Hulûsi Efendi gibi kudretli hattatları yetiştirmiştir. Emrullah Demirkaya da bu geleneğin XX. yüzyıldaki hezarfen temsilcilerindendir. Hattatlığının yanı sıra mûsikiye, kalemişine ve resme olan vukufiyeti, onu çok yönlü bir sanat ehli kılmıştır.
Bugün eserleri özel ve tüzel koleksiyonlarda muhafaza edilmekte; bazı yazıları müzayede kataloglarında sanatseverlerle buluşmaktadır. Ancak onun asıl mirası, yazıyı bir geçim kapısı değil, bir hizmet kapısı bilmesindedir.
HATTAT EMRULLAH DEMİRKAYA SERGİSİ
Kastamonu vilayeti günümüzde yazı dervişine vefâ göstermeye hazırlanıyor. Kastamonu Valiliği himayesinde, 10 Mart 2026 tarihinde, Ramazan-ı Şerif’in bereketli günlerinde Saray Hamamı Kültür ve Sanat Merkezi’nde açılacak Hattat Emrullah Demirkaya Sergisi, sanatkârın hatırasını yeniden canlandıracak.
Saray Hamamı Kültür ve Sanat Merkezi’nde düzenlenecek olan Hattat Emrullah Demirkaya Sergisi aynı zamanda bu satırların yazarının vefâ çalışması olarak, Gören koleksiyonunda bulunan -bir bölümü Adıyaman Üniversitesi Öğretim Üyesi Dr. Muhammet Çevik’in ebru tezyinatını içeren- kırk eser etrafında şekillenecek; Kastamonulu koleksiyonerlerin muhafaza ettiği yazılarla da zenginleşecek.
Açılışı Kastamonu Valisi, hüsn-i hat sevdalısı Sayın Meftun Dallı tarafından yapılacak olan bu sergi, yalnızca kültür-sanat buluşması değil; kültür karakışının yaşandığı yıllarda Kastamonu’nun irfan havzasına “Hû” esması çeken Hattat Emrullah Demirkaya’nın aziz ruhuna makbul dualar gönderme çabasıdır.
Kaynakça
1-Mustafa Aslan, Turkish Studies: International Periodical for the Languages, Literature and History of Turkish or Turkic, c. 2, sy. 4 (Fall 2007), ss. […].
2-“Said Nursi’ye levha yazan hattat talebesi”, Risale Haber, 12 Haziran 2011, çevrimiçi: https://www.risalehaber.com/said-nursiye-levha-yazan-hattat-talebesi-109694h.htm (erişim tarihi: …).
3-Burhan Baltacı – Cengiz Çuhadar – Mustafa Gezici, “Hattat Feride Hanım ve Hattat Emrullah Efendi (Demirkaya) Örneği Üzerinde Hat Sanatında Kastamonu”, Osmanlı’dan Günümüze Kur’an ve Hüsn-i Hat (Ulusal Sempozyum), 1–3 Kasım 2013, Amasya, Tam Metin Bildiri, c. 1 (Basılı), 2017, ISBN: 978-975-19-0000-0.
4-“Hattat Emrullah Demirkaya anlatıldı”, Açıksöz, 16 Ocak 2018, çevrimiçi: https://www.aciksoz.com.tr/haber/16999618/hattat-emrullah-demirkaya-anlatildi
5-İbrahim Ethem Gören, Hattat Hamit Aytaç’ın İzinde Geleneksel Sanatlar Sergisi – Gören Ailesi Koleksiyonu, Sergi Kataloğu, Diyarbakır, Şubat 2024.

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.