Karadeniz, taş ocaklarının kıskacında çırpınıyor

Karadeniz, taş ocaklarının kıskacında çırpınıyor

Eşsiz güzelliklere sahip Karadeniz, son yıllarda büyük çevre tahribatına uğradı.

Gürhan Savgı, Derviş Genç'in haberi;

 Bölgeye en büyük darbe, iyi niyetle ve halkın faydasına düşünülmüş bir proje yüzünden vuruldu.
Aksiyon Dergisi’nin kapağına taşıdığı haberde Karadeniz Sahil Otoyolu’na dolgu malzemesi alınması için yörede açılan taş ocaklarının bölgenin tabii yapısını bozduğu anlatılıyor. Yol boyunca yarılmış vadiler, yatağını kaybetmiş dereler, tabii ortamı değişmiş canlılar, dere yataklarına yapılan inşaatlar, dökülen kanalizasyonlar çevreye zarar veriyor.

Haftalık haber dergisi Aksiyon, büyük bir çevre felaketiyle karşı karşıya kalan Karadeniz’in çırpınışını araştırdı. Rize Senoz Vadisi ve Uzungöl’ü de içinde barındıran Trabzon Solaklı Vadisi’nde yapılan incelemelerden çarpıcı sonuçlar çıktı. Derginin bu hafta kapak konusunu oluşturan dosyada, önceden yeşil örtüyle kaplı alanların çökertildiği ve vadinin iki yanının 300-400 metre yüksekliğinde 90 derece sarp kayalıklara dönüştüğü görülüyor. Senoz Vadisi’ne doğru yol alırken karşılaşılan ilk çevre problemi; taş, kum, mıcır ocakları ve onların tesisleri oluyor. Yolun 10. kilometresinde Seslidere Kum Ocağı işletmesi bulunuyor. Karadeniz Sahil Otoyolu için senelerce buradan malzeme alınması vadide büyük bir tahribat oluşturmuş. Buradan büyük patlamalarla malzeme alınmış. Hatta patlamalar, 3 büyüklüğünde depremler olarak Kandilli Rasathanesi kayıtlarına geçmiş.

Taş ocağındaki patlamalardan Seslidere köyü sakinleri de nasiplerini almış. Köy sakinlerinden Fuat Şark’ın 200 yıllık ahşap evi sarsıntılar yüzünden yıkılmak üzere. Şark, patlamalarda kopan futbol topu büyüklüğündeki kaya parçalarının evin yan duvarını delip çocuğun yatağının yanından geçerek mutfağa girdiğini söylüyor. Yine köy sakinlerinden Safiye Hesap, taş ocağı çalışmalarının başladığı tarihten sonra astım ve bronşit hastası olduğunu dile getiriyor. Taş ocaklarının çıkardığı toz bulutu ve patlayıcı kimyasalların çevreye yayılması sadece insanları değil, yöredeki asırlık şimşir ağaçlarını da hasta etmiş. Hazırlanan raporda, ağaçların taş ocaklarındaki çalışmalardan dolayı strese girdiği tespit edilmiş. Rapordan sonra bölgedeki taş ocaklarının ruhsatları yenilenmiyor. Bir kırma ve eleme tesisinin işletme ruhsatı 5 yıl uzatılıyor. Bu tesis de Senoz Deresi’ne büyük kayalarla üç tane set kurarak arkasında biriktirdiği malzemeyi kullanıyor. Firmanın bu uygulaması deredeki alabalık nüfusunu yok etme noktasına getirmiş.  

Senoz Vadisi’ndeki tahribatı Türkiye’nin her yerinde görmenin mümkün olduğunu söyleyen eski Maden İşleri Genel Müdürü Hilmi Özbeden, “Firmalar, maliyetten kaçmak için madencilik tekniğine uygun olmayan işletme yaptılar. Malzeme alınan ‘şev’ler çok dik oldu. Hatta bu çalışmalar sırasında çok sayıda iş kazası da yaşandı. Üstelik Maden Kanunu’ndan önce iyileştirme şartı yoktu. Artık mevzuata göre herkes Ankara’dan ruhsat almak zorunda, rehabilitasyon şart koşuluyor.” ifadelerini kullandı.

Solcular HES’leri suiistimal ediyor

Bölgedeki diğer bir sorun elektrik enerjisi üretmek için kurulmak istenen hidroelektrik santraller (HES). Devlet Su İşleri (DSİ), 2007’de satış sözleşmelerini imzalamaya başladı. Bu santraller kurulurken uygulanan yöntemler çok eleştiriliyor. Çünkü derelerde elektrik üretebilecek bölümler rakımlarına göre ayrılarak şirketlere ihale edildi. Santrallerin inşaat süreçlerinde yapılan plansızlık sebebiyle vatandaşla şirketler karşı karşıya geldi. Santralin yapılacağı yerlerde vatandaşlar mağdur olurken çok sayıda şirket, tamamlayamadığı inşaatlar yüzünden zarara uğradı. Senoz Vadisi’nde santrale ilk karşı çıkış hareketi 700-800 kişiyle Nisan 2008’de oldu. Santrallere karşı gösterilen tepkiler, daha çok sol ideolojik kesimlere atfediliyor. Oysa köylere gidilip halkla konuşulduğunda, tepkinin halkın kendi duyarlılığından geldiği açıkça görülüyor. Ayrıca sol grupların olaya müdahil olması, çözümü geciktiriyor.

Uzungöl, turizmle tanınmalı

Kurulmak istenen santraller bölgenin doğal yapısını da tehdit ediyor. Uzungöl Belediye Başkanı Abdullah Aygün, Fırtına Vadisi’ni kurtardığını belirterek Başbakan Erdoğan’ı zararları yerinde görmeye  davet ediyor. “Türkiye’de başka Uzungöl yok!” diyen Aygün, şunları söylüyor: “Solaklı Vadisi’ndeki çalışmalar sahilden Uzungöl’e kadar 49 kilometrelik bir alanda yoğun bir şekilde sürüyor. Bu projeler vadiyi bitiriyor. Biz, santrallere karşı değiliz. Ancak yapılacak alanları iyi tespit etmek lazım.” Aygün’ün diğer bir endişesi de santrallerin Uzungöl ekonomisine darbe vuracak olması. Santral yapılacağı söylentilerinin bile büyük turizm kayıplarına sebebiyet verdiğini belirten Aygün şöyle devam ediyor: “Yüzde 35’i yabancı olmak üzere geçen yıl Uzungöl’e 1 milyon 153 bin turist geldi. Biz hidroelektrik santralleriyle değil, turizmle tanınmak istiyoruz.”

Zaman