İstisnasız avukat zorunluluğu istismar ediliyor
Ceza Muhakemesi Kanu-nu'nun (CMK) 188'inci maddesi, 5 yıl üzeri hapis cezası gerektiren suçların duruşmalarında avukat bulundurma zorunluluğu getiriyor.
Büşra erdal'ın haberi;
Bu kurala ilişkin herhangi bir istisna konulmaması ise avukatların yasayı istismarına sebep oluyor. Bunun son örneği Balyoz darbe planı davasında yaşandı. Ancak bu ilk değil. Daha önce 2011'deki Diyarbakır KCK davasında da sanık avukatları Balyoz'daki gibi duruşmaya girmeyerek yargılamayı kilitlemişti. Bunun yanı sıra 188'in istismarı sadece bilinen davalarda olmuyor. Üsküdar 3. Ağır Ceza'da görülen davada eşini öldüren Turgut Özkara, hakkında mütalaa verildikten sonra on avukat değiştirdi. İki duruşmada bir yeni avukat çağıran sanık, bu şekilde davayı 1,5 yıl uzattı.
CMK'nın 'Duruşmada hazır bulunacaklar' başlıklı 188'inci maddesi: "(1) Duruşmada, hükme katılacak hâkimler ve cumhuriyet savcısı ile zabıt kâtibinin ve kanunun zorunlu müdafiliği kabul ettiği hâllerde müdafiin hazır bulunması şarttır." diyor. Bu düzenleme savunma hakkının kutsallığı açısından çok önemli. Ama bu maddedeki düzenleme sanıklar ve avukatları tarafından yargılamanın kilitlenmesine araç olarak kullanılıyor. Bunun en çarpıcı örneği son olarak Balyoz davasında sanık avukatlarının duruşmalara girmemesi oldu. 29 Mart 2012'de savcının esas hakkındaki mütalaasından sonra davayı boykot eden avukatlar son savunmalarını yapmayarak karar çıkmasını engelliyor. Silivri'deki mahkemeye gelen avukatlar, ya izleyici yerinde ya da baro odasında oluyor ama duruşmaya girmiyor. En son savcı, davanın başka bir mahkemeye nakledilmesi talebinde bulundu.
2011 yılında başlayan KCK ana davasında da benzer bir durum yaşanmıştı. Diyarbakır 6. Ağır Ceza Mahkemesi'nde sanık avukatlarının duruşmalara girmemesi üzerine yargılama başlatılamamıştı. Bunun üzerine savcının davanın nakli talebi gündeme gelince avukatlar duruşmaya girmişti. Mahkeme de, nakil talebini reddetmişti. Ama CMK 188'deki duruşmada, karar açıklanırken avukat bulunması zorunluluğuyla ilgili doğan krizler sadece kamuoyunun yakından bildiği darbe, terör davalarında yaşanmıyor. Adi cinayet davalarında da aynı istismar söz konusu.
Bunun en tipik örneklerinden biri Üsküdar 3. Ağır Ceza Mahkemesi'nde yaşandı. Ayşe Banu Özkara, 3 Ocak 2009'da alkol alan eşi tarafından tek kurşunla başından vurularak öldürüldü. Olaya ilişkin Üsküdar 3. Ağır Ceza Mahkemesi'nde başlayan yargılamada savunma ve tanıkların dinlenmesinin ardından Temmuz 2009'da 'ağırlaştırılmış müebbet hapis' talebi içeren savcılık mütalaası verildi. Dava hemen karara çıkacakken, sanığın yaklaşık on avukat değiştirmesi 1,5 yıllık bir uzamaya neden oldu. Öldürülen Ayşe Banu Karaca'nın annesi Fatma Ayla Selekman ve babası Semin Bahadır Selekman'ın avukatı olan İlknur Adiller, yaşananları anlattı. Kendi davasında yaşananların son savunma hakkının kötüye kullanılmasının tipik örneği olduğunu ifade eden Adiller, mahkemenin 10-15 güne ya da en fazla 1 ay aralıklı duruşma tarihi verdiğini ancak sanığın her 2-3 duruşma aralığında yeni bir avukat getirerek savunma için süre istediğini aktardı.
SÜRE İSTİYOR AMA SAVUNMA YAPMIYOR
Ancak süre istemesine rağmen sonraki duruşmada avukatını azledip yeni bir avukat tutacağını bildirdiğini ve bu şekilde 9-10 duruşma devam ettiğini söyledi. Adiller, "Sanık resmen mahkemeyle dalga geçti, yasa maddesi yüzde yüz istismar edildi. Kötü niyet aşikar." diyor. Sanık kadar müdahillerin de adalete ulaşma hakkı olduğunu anlatıyor. Müvekkili Semin Bahadır Selekman'ın 80 yaşında olduğunu ve bu halde her duruşmaya gelip adaletin tecelli etmesini beklediğini söylüyor. Adiller, "Müvekkilim bana, 'Kızımız geri gelmeyecek. Ama ölmeden bu adamın ceza aldığını görmek istiyoruz' dedi. İstanbul Barosu'nda kaç avukat olduğunu sordu. Bu durum daha ne kadar sürecek diyerek isyan etti." diyor.
Sanığın her duruşma hayatını anlatan 50-60 sayfalık dilekçe verdiğini ancak savunma yapmadığını aktarıyor. Adiller, "Adam, bir türlü son savunmasını yapmadı. Mahkeme de savunma alamadığı için duruşmayı hep erteledi. Bu şekilde dava 1.5 yıl daha sürdü. Mahkeme, 1 ay 10-15 gün aralıklı duruşma yaptı. Adam, 2-3 celsede avukat değişti. Benim de tüm günüm bu duruşma için adliyelerde geçti, büyük zaman kaybı oldu. Bu oyuna alet olan meslektaşlara da kızdım." şeklinde konuşuyor. Adiller, davaya son gelen sanık avukatının artık savunma yapmasıyla 2011'in Mart ayında kararın çıktığını ve sanığın ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası aldığını sözlerine ekliyor.
Zaman
