İşte ihbar mektubundan çarpıcı bölümler

İşte ihbar mektubundan çarpıcı bölümler

Sayın savcım, kuşaklar boyu TSK'ya hizmet etmiş bir aileye sahip olmaktan onur duyan bir subayım.

Son dönemde TSK'nın tarihinde hiç olmadığı kadar itibar kaybına uğraması, beni ve benim gibi vatanını ve milletini seven birçok silah arkadaşımı son derece rahatsız etmiştir. Kendi milletine karşı psikolojik harekat yapan, toplumu bölen ve toplumun değerlerini karşısına alan bir TSK'nın hayal edilmesi mümkün olmadığı nasıl bir gerçekse, TSK'nın tamamının böyle olmadığı da bir gerçektir.

TSK İÇERİSİNDEKİ "ülke yönetimine el koyma heveslileri, yani darbe taraftarları" başka bir ifadeyle "cunta örgütlenmesi" yıllardır işgal ettiği makamlarla, kilit pozisyonlar ve sivil uzantılarıyla ülkenin gündemini elinde tutmuş ve faaliyetlerini kamuoyuna "tüm TSK'nın ortak görüşü" gibi göstermiş ve göstermeye devam etmektedir.

TOPLUMUN GENELİNDE bilinen ve dedikodu şeklinde kulaktan kulağa yayılan TSK ile ilgili birçok konuyu (PKK'ya yardım, uyuşturucu, fişleme, suikast, örtülü operasyonlar vb.) olayların olduğu bölgelerde görev yapanlar, medya aracılığı ile öğrendi. Ancak medyanın bilmediklerini ben ve benim gibi Genelkurmay Bilgi Destek Daire Başkanlığı bünyesinde görev yapan arkadaşlar yani bu faaliyetleri bizzat planlayan ve icra eden kişiler çok yakından biliyoruz. Bilgi destek personeli olarak bizzat olayların içerisinde (Aktütün'de, Dağlıca'da, Poyrazköy'de, Çukurca'da ve daha birçok yerde) olduğumuz için gerçekler tüm çıplaklığıyla bilinmektedir.

BELGENİN aslını aldım. Aslı bulunamayınca, bir cunta mensubu tarafından imha edildiği görüşü benimsendi. Org. İlker Başbuğ, açıklamasını, belgenin imha edildiğine kanaat getirdikten sonra yaptı...

TSK'DA psikolojik harekat birimlerinin kuruluş safhasından bu yana aktif bir şekilde görev alan ve 2009 yılı genel atamalarına kadar Genelkurmay Bilgi Destek Okul Komutanlığı'nda görev yapan Hv. Öğ. Bnb. Hicri Dinçerol, bahse konu belge hakkında, "Bu belgeyi biz hazırlamıştık, nasıl sızdı anlayamadım." demiştir.

2007 YILI EYLÜL ayında dönemin Genelkurmay II. Başkanı Org. Ergin Saygun'un emri gereği üniversitelerden bir kısım akademisyen ve CHP yönetiminden bazı politikacıların desteği ile dönemin Genelkurmay Harekat Başkanı Korg. H. Nusret Taşdeler'in himayesinde Genelkurmay Bilgi Destek Daire Başkanlığı'nda şube müdürü olarak görevli kurmay albaylar Dursun Çiçek, Sedat Özüer, İlker Ziya Göktaş ve Fuat Selvi tarafından kamuoyunu yönlendirme maksatlı çeşitli belgeler hazırlandığına tanık oldum.

GAYRİ HUKUKİ ÇALIŞMALAR, TSK içerisinde cunta yapılanmasının kilit isimlerinden olan Org. Hasan Iğsız'ın Genelkurmay II'nci başkanlığı döneminde hız kazanarak devam etmiştir. Org. Hasan Iğsız'ın doğrudan netice alınabilecek bir eylem planı hazırlaması konusunda verdiği direktif gereği Korg. Mehmet Eröz ve Tümg. Mustafa Bakıcı'nın da katkılarıyla gerekli çalışmalar başlatılmış ve söz konusu eylem planı Alb. Dursun Çiçek tarafından hazırlanmıştır.

GENELKURMAY Başkanlığı olaydan, söz konusu belgenin medyaya yansıdığı gün sabah saat 04.30 itibarıyla Genelkurmay İletişim Daire Başkanlığı vasıtasıyla haberdar olmuştur. İKK ve Güvenlik Dairesi Başkanı Tümg. M.Mutlu Arıkan ve beraberindeki bir bnb. olayın olduğu sabah olayı incelemek üzere Bilgi Destek Daire Başkanlığı'na geldiklerinde, Bilgi Destek Daire Başkanlığı'nda görevli Alb. Çiçek'in haricindeki diğer iki şube müdürünün mesai başlangıcından önce Dz.P. Kur. Alb. Dursun Çiçek'in şubesinde bilgi ve belge temizliği yaptıklarına şahit olmuşlardır. Aynı gün mesai başlangıcında Alb. Dursun Çiçek'e Tümg. M. Mutlu Arıkan tarafından "Bunu siz mi hazırladınız?" diye sorulmuştur. Alb. Çiçek, panik içerisinde inkar ederek, "Bunu biz yapmadık, bizim dairenin işi değil." deyince Tümg. Arıkan, "Sen onu bırak, ben sana bu şekilde hazırlanan yüzlerce belge gösteririm, sen bana bu belgenin neden sızdığını söyle." diyerek tepki göstermiştir.

BU OLAY anında hiçbir mahkeme kararı alınmamıştır. Hiçbir gözaltı gerçekleşmemiştir ve hiçbir ifadeye başvurulmamıştır. Belgeyi tespite yönelik ciddi hiçbir araştırma yapılmamıştır, gayri ciddi bir şekilde davranılmıştır. Sivil savcılığın olaya el koyması hususu gündeme gelince Alb. Çiçek'in bilgisayarı, ilgili şubedeki bütün bilgisayarlar ve ilgili server (ana bilgisayar) dahil her şey alınmıştır. Alınan tüm bilgisayarlar özel programlarla 35 kez geri getirilemeyecek şekilde silinmiştir. Bu işlemler 19-20-21 Haziran 2009 tarihlerinde cuma, cumartesi ve pazar günü gizli bir şekilde gerçekleştirilmiştir. Bilgisayarlar ve hard diskleri, savcılığa tüm temizleme işlemlerinden geçirildikten sonra gönderilmiştir.

ALBAY ÇİÇEK'İN ve ilgili şubenin bilgisayarlarını inceleme ve temizleme işleminde Genelkurmay MEBS Başkanlığı'nda görevli Üstğm. Fatih Karacaer ve Deniz Kuvvetleri MEBS Başkanlığı'nda görevli Üstğm. Berrin Şahin (Genkur. As.Sav.Yrd.As.Hak.Yüz. Volkan Şahin'in eşi) görev almıştır.

ALBAY ÇİÇEK'İN evinin aranması işlemi belgenin basında yer almasından beş gün sonra göstermelik bir şekilde gerçekleştirilmiştir. Genelkurmay Askeri Savcı Yardımcısı As.Hak.Yzb. İ. Volkan Şahin, aramaya ciddiyet kazandırmak için evde tam 5-6 saat vakit harcamış, hiçbir arama yapmamış ve bir şey bulmadan dönmüştür.

GENELKURMAY Karargahı'ndaki tüm kâğıt imha makineleri bir araya toplanarak, hukuki açıdan sıkıntı oluşturacak kırk torbaya yakın evrak (kâğıt parçaları!) bu makinelerde kırpılarak ve akabinde yakılarak deliller yok edilmiştir. Bahse konu işlemlerde görev alan erbaş ve erler de dahil olmak üzere tüm personel uygun(!) bir şekilde uyarılmıştır
Zaman