İslam'ın yüzünü terörle kararttı
ABD'yi sarsan 11 Eylül saldırısının mimarı Bin Ladin, gerçekleştirdiği eylemlerle, şiddeti yasaklayan İslam ile terörün birlikte anılmasına sebep oldu.
Amerika'yı hedef alan saldırılarında birçok Müslüman da hayatını kaybetti. Müslümanların dünya çapında terörist muamelesi görmesinde büyük rol oynadı.11 Eylül 2001 terör saldırısı öncesi ve sonrasında dünya çapında gerçekleştirilen eylemlerle İslam ve terörün birlikte anılmasına sebep olan isimlerin başında gelen Üsame bin Ladin (54), tartışmalı geçmişi ve başında bulunduğu El Kaide'nin belirsiz yapısıyla her zaman kafalarda soru işareti oluşturdu. İngiliz ve Amerikalı istihbarat uzmanları Ladin ve savaşçılarının Afganistan Savaşı sırasında bizzat ABD ve Suudi Arabistan'dan yardım aldığını, hatta Ladin'in bizzat CIA tarafından eğitildiğinin altını çizdi. 11 Eylül terör saldırısından sonra dönemin ABD Başkanı George Bush'un 'Terörle savaş' adı altında başlattığı operasyonlar bir anda İslam'la savaş şeklinde algılanmaya başlandı. Ladin de sık sık yayınlattığı video kasetleriyle terörü İslam'ın bir emri gibi lanse ederek Batı kamuoyunda İslam ile terörün birlikte anılmasında etkin rol oynadı.
ABD'nin en çok aradığı kişi olan Ladin, Suudi Arabistan'ın en zengin ailelerinden birinin üyesiydi, ancak terörist eylemlerinden dolayı aile tarafından dışlandı, hatta Suudi vatandaşlığını da kaybetti. Vahhabi düşünceye sahip Ladin'in kişiliği ve bağlantıları gibi 11 Eylül terör saldırısını gerçekleştirip gerçekleştirmediği de hep soru işareti olarak kaldı. Saldırıdan hemen sonraki açıklamalarında saldırı ile ilgisinin olmadığını belirten Ladin, ancak 2004'te saldırıyı üstlendiklerini belirtti. 11 Eylül terör saldırısını bahane ederek Afganistan ve ardından da Irak'ı işgal eden, yüzlerce kişiyi Küba'daki Guantanamo üssünde işkenceye maruz bırakan Bush yönetiminin yıllarca dünyanın en büyük terör örgütünün liderini yakalayamaması hep zihinlerde soru işareti oluşturmuştu. Soru, 'Ladin'i yakalamayarak, ABD hem Afganistan'da ve hem de Pakistan'da istediği şekilde operasyonlar mı düzenlemek istiyordu?' şeklindeydi. Sonuç olarak dünya genelinde Müslümanların akıllarında ve kalplerinde hiçbir etki meydana getiremeyen Ladin'in ölmesi en çok Müslümanlar arasında sevinç meydana getiriyor. Ladin'den sonra örgütün başına, örgütün stratejisti olarak bilinen Ladin'in sağ kolu Mısır asıllı Eymen el Zevahiri'nin (60) geçmesi bekleniyor. Uzmanlar, Ladin'in örgüte para kaynakları tedarik ederken, birbirinden farklı militanları tüm dünya ülkelerinde bir hücreler ağına dahil etmek için gerekli ideolojik ateşi, taktikleri ve organizasyon becerilerini Zevahiri'nin getirdiğini belirtiyor.
El Kaide, bir tabela örgüte dönüştü
Örgüt üzerindeki etkisi son yıllarda tartışmalı olan Ladin'in öldürülmesinin nüfuzunu ve gücünü kaybeden El Kaide ve bağlantılı örgütler üzerinde sadece psikolojik bir etki meydana getireceği belirtiliyor. Kendi içinde pek çok parçaya ayrılan, hatta pek çok örgütle ilişkilendirilen El Kaide, önde gelen çok sayıda liderinin öldürülmesi ya da tutuklanmasıyla zaman içinde zayıfladı. Ancak örgüte asıl darbe ise son aylarda Ortadoğu'yu kasıp kavuran demokrasi rüzgârından geldi. Ladin'in 'rejimlere karşı silahlı mücadele edin' çağrılarının hiçbir zaman tesir edemediği Ortadoğu halkları sokaklara dökülerek barışçıl yollarla bunu gerçekleştirdiler. Pek çok uluslararası istihbarat örgütünün içinde cirit attığı öne sürülen El Kaide'nin güç kaybetmesiyle birlikte farklı ülkelerdeki türevleri varlıklarını sürdürmeye çalışıyor. Amerikalı uzmanlara göre artık ABD için en tehlikeli örgüt Yemen merkezli Arap Yarımadası El Kaide'si ile başındaki ABD vatandaşı Enver el Avlaki. Yemen, dünyada en fazla El Kaide militanının bulunduğu ülke olarak biliniyor. Cezayir asıllı Abdülmelik Drukdel'in başında bulunduğu Cezayir merkezli Mağrib El Kaide'sinin ismi ise geçen hafta Fas'ın Marakeş kentinde düzenlenen ve 15 kişinin ölümüyle sonuçlanan terör eyleminden sonra yeniden gündeme geldi. 2006'da öldürülen Ebu Musab el Zerkavi'nin kurduğu Irak El Kaide'sinin başına daha sonra Mısır asıllı Ebu Eyüp el Masri getirildi. Onun da geçtiğimiz yıl öldürülmesiyle örgütün liderliğinde Ebu Bekir el Bağdadi getirildi. Irak'taki El Kaide'nin de Sünni kabileler üzerindeki etkisini kaybetmesiyle iyice zayıfladığı belirtiliyor. Afgan uzmanı Fevvaz Gerges de, Ladin'in öldürülmesinin örgüt için askeri olmaktan çok politik ve psikolojik etkiler meydana getireceğini belirtiyor. Gerges'e göre örgüt artık eskisi gibi militan da bulamıyor.
Adını 11 Eylül'le duyurdu
2001 yılında 11 Eylül saldırısıyla dünyanın gündemine oturan El Kaide, 1988 yılının sonlarına doğru, Sovyet işgaline karşı Afganistan'da savaşan 'mücahitler' tarafından kuruldu. Örgütün lideri Üsame bin Ladin, Suudi Arabistan vatandaşı olmasına rağmen Riyad yönetimini eleştirdiğinden dolayı sınır dışı edilerek 1991'de Sudan'a geçti. İntihar saldırıları düzenlemeye başlayan örgüt, ABD'nin dış temsilciliklerini hedef aldı. Örgütün ilk ses getiren eylemi 1993 Şubat'ında New York'taki Dünya Ticaret Merkezi'ne patlayıcıyla düzenlenen ve 6 kişinin öldüğü, 1.000 kadar kişinin yaralandığı saldırı oldu. Bu eylemden sonraki üç yılda Suudi Arabistan'daki ABD askerlerini hedef alan saldırılar düzenleyen El Kaide, 1998'de Kenya ve Tanzanya'daki Amerikan büyükelçilikleri yakınlarında patlayıcı yüklü iki araçla eşzamanlı saldırı düzenledi. ABD'nin Ortadoğu'daki askeri varlığına karşı savaş açan örgütün, 2000 yılında Yemen'de Amerikan destroyerine düzenlediği saldırıda 17 ABD askeri öldü. El Kaide, 2001 yılında toplam 266 kişiyi taşıyan dört yolcu uçağını, Dünya Ticaret Merkezi'nin iki gökdelenine ve Washington'daki Pentagon'a saldırı silahı olarak kullandı. 4. uçak Pennsylvania'ya düştü. Tarihin en çok can kaybına yol açan saldırısında 3 bin civarında kişi öldü veya kayboldu. Bu tarihten sonra örgüt Fas, Tunus, Endonezya, Türkiye, İspanya, İngiltere, Mısır, Ürdün, Cezayir ve Hollanda'da kanlı eylemler düzenledi.
Zaman
