'İslami Stk'lara yapılan hukuksuz operasyonlara son verilsin'
Adana İnsani Hürriyetler ve İnanç Platformu tarafından düzenlenen ve İslami STK'lara yapılan baskınların konu alındığı panelde son operasyonların terör örgütü değil, STK'ları sindirme operasyonu olduğu vurgulanarak, hukuksuz baskınlara sor verilmeli dendi
Adana İnsani Hürriyetler ve İnanç Platformu, "Gündemdeki Tahliyeler ve İslami Sivil Toplum Kuruluşlarına Yapılan Baskınlar" ile ilgili panel düzenledi. Bebe Müzikholde saat 20.00'de başlayana Panele konuşmacı olarak Doğruhaber Genel Yayın Yönetmeni Mehmet Göktaş, Mustazaf-Der Genel Başkanı Av. Hüseyin Yılmaz, Adana Barosu Avukatlarından Halis Yetkiner ve Mustazaf-Der Mersin Şube Başkanı Veysi Yumlu katıldı.
Yaklaşık bin kişinin katıldığı etkinlikte sandalyeler yetmeyince birçok izleyici programı ayakta takip etti. Kuran Tilaveti ile start alan panelde ilk sözü Mehmet Göktaş aldı.
"Balyozlarla gelmenize gerek yok"
Polis baskınlarının hukuksuz olmasının yanında baskınların tarzını da eleştiren Göktaş; "Medyada yer alan haberlere bir bakın: (Falan yerde şu kadar şahıs yakalandı.) diyorlar. Bunu söyleyen, yalan söylüyor. Kaçan şahıs, yakalanır. Kimsenin kaçtığı falan yok. Bu STK'lara yapılan operasyonlar yakalama değil, evden almadır, evleri basmadır. Buradan emniyet güçlerine de seslenmek istiyorum. Evimize gelecekseniz doğru dürüst gelin. Gece sabaha doğru kapılarımıza demir balyozlarla vurmaya gerek yok. Mahalleyi, apartmanı velveleye vermeye gerek yok. Şunu inanarak söylüyorum ki, bir zile basmanız yetecektir. Çünkü evlerini bastığınız insanlar, ya teheccüd kılıyorlardır, ya tesbih çekiyorlardır, ya da sabah namazı için hazırlanıyorlardır. İkinci kez zili çalmanıza gerek kalmadan kapıyı açacaklardır" dedi.
"28 Şubat İslami STK baskınlarıyla devam ediyor"
Son günlerde STK'lara yönelik yapılan baskınların 28 Şubat'la benzerlik taşıdığına dikkat Göktaş, "28 Şubat'ta İslam'a karşı bir savaş başlatıldı. Bu sürecin sonunda 28 Şubat'ı gerçekleştirenler silinip gitti. Biz de bu süreç artık bitmiştir, dedik. Ancak STK'lara yapılan baskınlar gösterdi ki bu süreç henüz bitmemiş. İslami dernekler basılmaya devam ediliyor. Bu derneklere gidenler fişlenip, takip ediliyor. Derneklere gidenlerin evlerine gidilip, "bu derneklerin kimin olduğunu biliyor musunuz? Eğer gitmeye devam ederseniz başınıza şunlar gelir" deniyor. Resmi gazeteler, dergiler örgütsel doküman olarak lanse ediliyor. Bu dergiler ve gazeteler sanki okyanuslarda bir geminin bodrum katlarında gizlice basılıyor. Sen dergiye müsaade et, gazeteye müsaade et, derneğe müsaade et ama oraya gidenlerin evlerine git, hatta müftülükten de yanına birini al git. Bağır senin çocuk var ya, o dernek var ya oraya gidiyor. Dikkat edin ha dikkat edin. Buradan içişleri bakanlığına seslenmek istiyorum 'Siz mi Emrediyorsunuz' sayın bakanım. İnzar dergisi okuyanları, Doğruhaber gazetesi okuyanları Mustazaf-Derlere, Umut-Derlere, şu derlere, bu derlere gidenleri tespit edin evlerine gidin uyarın diye siz mi emrediyorsunuz?" şeklinde konuştu.
"Bizi yeraltına çekemeyeceksiniz"
Konuşmanın sonunda, "bu camianın bedduasından sakının" şeklinde uyarıda bulunan Göktaş; "Kimse bizleri yer altlarına çekemez. Bu baskınların tek gayesi var bizi tahrik edip şiddete zorlamak. Sabrımızın sınırlarını tahrip edip, öfkeyle hareket etmemizi ve marjinalleşmemizi sağlamak. Buna karşı şunu söylüyoruz. Biz buradayız, orta yerdeyiz. Yerin üstündeyiz. Her birimizin kimliği ortadadır. Üst kimliğimiz İslam'dır. Bu tahriklere rağmen hiçbir kardeşimiz eline taş bile almayacaktır. Bizim tek silahımız var o da bedduadır. Bizim bedduamızdan sakının. Eğer Peygamber Sevdalılarının Peygamber Sevdasını dile getirmelerine müsaade etmeyecek olursanız, bunun yollarını kapamak için fitne döşeyecek olursanız, bunun hesabını Allaha veremezsiniz" şeklinde konuştu.
"Bu operasyonlar STK'ları sindirme operasyonlarıdır"
Daha sonra söz alan Mustazaf-Der Genel Başkanı Av. Hüseyin Yılmaz, "Bu operasyonlar, STK'ları sindirme operasyonlarıdır, farklı seslerin susturma operasyonudur. Son olarak CMK 102 tahliyeleri bahane edildi. Medyanın da etkisi ile operasyonlar başlatıldı. Fırtına, Peygamber Sevdalılarının ve üye olan derneklerinin başına koparılıyor. Bir kaşık suda boğmak istiyorlar. Öyle bir gürültü ve patırtı çıkarıyorlar ki gören ne var sanacak. Ama hiçbir şey yok. Yarın dosyalar açılacak, dosyalarda İslami hassasiyetlerinden öne çıkarma ve legal izinli faaliyetleri dışında hiçbir şey yok. 2 yıl öncesinden telefon kayıtları alıyorlar. 1- 2 yıl önceki teknik takipleri de çıkarsınlar. Ha onlarda da bir şey yok. Ne var Kutlu doğum etkinliklerine gitmiş, başka şehirden gelmiş, Diyarbakır'daki kutlu doğum etkinliğine gelmiş. Ne var bunda. Biz İslami hassasiyeti ön planda bulunan STK'larız. Biz insanlığın kurtuluşunun İslam'da olduğuna inanıyoruz. İslami yaşamda olduğuna inanıyoruz ve bunun içinde çalışıyoruz. Herkes Allah diyebilir, Mustazaflar Hariç. Herkes Peygamber diyebilir ama Mustazaflar hariç. Herkesin söylediği, herkesin yaptığı, herkesin iştigal ettiği bir şey Mustazaflar'a yasak olacak ve altında başka bir yer arayacak. Bu hukuk değildir. Bunu yapan hukuk devleti değildir. Ama maalesef bunlar yapılıyor" dedi.
"Biz terörist değil, Sivil Toplum kuruluşuyuz"
Mustazaf Der'in şu ana kadar hiçbir şiddete bulaşmadığını belirten Yılmaz, "Derneklerimiz ve üyelerimizde bırakın silahı bir çakı bile bulamazsınız. Biz terörist değil, Sivil Toplum kuruluşuyuz." şeklinde konuştu.
Operasyonlar hukuksuz
Adana Barosu Avukatlarından Halis Yetkiner de operasyonlarla ilgili sürecin hukuksuz olduğuna dikkat çekti. Rejimin her şeyi kitabına uydurduğuna dikkat çeken Yetkiner; "Cahiliye döneminde de haram aylara riayet ediliyordu. Ancak bazı zorbalar birinin malına namusuna kastedeceği zaman güç sahibi ise bu ayların yerini değiştirdim, diyerek zorbalık yapıyordu. Bu, bu zamanda da geçerlidir. O zamanın hükümeti Seyid Rıza'yı görüşmek için Erzincan'a çağırdılar. Tabi bu bir tuzaktı. Elazığ'da yakalanan Seyyid Rıza orada yargılandı. İdam edilmek isteniyordu ancak o zaman ki yasalara göre yaşı büyük olduğundan idam edilemiyordu. Bundan dolayı Ankara'yı devreye sokmak istediler, Ankara bunu biz değil siz, oradan halledin deyince Seyyid Rıza'nın yaşını mahkemece ufalttılar, oğlunun yaşını da 17'den büyülterek idam ettiler. Bundan dolayı bu rejim her şeyi kitabına uydurmayı bilir" şeklinde konuştu.
"Planlar tutmayınca baskınlar devreye girdi"
CMK 102 tahliyelerinin önceden fark edilmemiş olmasının imkânsız olduğunu savunan Yetkiner; "Hükümetin 2004 yılında çıkarttığı yasa defalarca ertelendi. Ancak ben bazı şeylerin derin hesaplarla yapılmış olabileceğini düşünüyorum. Bence onlar şöyle bir plan yaptılar. Bu kanunu çıkaran AK Partiyi zor duruma düşürelim. Bu Hizbullahçıları bırakalım. Bunlar nasıl olsa Diyarbakır'a, Batman'a gidecekler. Burada İmralı devreye girsin. Onları kuşatsınlar. Bunları tahrik edelim. Her yerden sıkıştıralım. Muhakkak karşılık vereceklerdir. Ancak hesaplar tutmadı. Medyasıyla, İmralısıyla, kolluk güçleriyle üzerlerine gidildiği halde Müslümanlar oyunu bozdu. Asla şiddet taraftarı olmayacaklarını defalarca açıkladılar. Bunu üzerine polis baskınları devreye girdi. STK'lar basıldı."dedi
Derin güçlerce başlatılan sürecin hala devam ettiğinin altını çizen Yetkiner; "Bu süreç Hükümetin elinde iki ucu pis bir çubuk gibi duruyor. Ne tarafını tutsa olmuyor. Burada şöyle bir soru akla geliyor. Hükümet ve içişleri bakanlığı bu sürecin içinde mi? Bu STK operasyonları, İçişlerinin emriyle mi yapılıyor yoksa hükümet kolluk güçlerine hakim değil mi? Eğer hakim değilse İçişleri Bakanının derhal istifa etmesi lazım. Açılımdan bahseden ve silahlı insanlara dağdan inin düz ovada siyaset yapın diyen hükümetin; evinde oturan, derneklere giden ve şiddete bulaşmamakta kararlı bu insanlara yapılan bu baskınlara dur demesi lazım." diye konuştu.
Son olarak söz alan İnsani Hürriyetler ve İnanç Platformu sözcüsü Mustazaf-Der Mersin Şube Başkanı Veysi Yumlu; hükümeti bu yanlış ve baskıcı tutumdan vazgeçmeye çağırdı. Yumlu; "Legal yapıdan illegal yapı içerisine itilmeye çalışılan STK'ların söylem ve duruşlarıyla bu tuzaktan kaçmaktadırlar. Hükümet bu haksız uygulamalara ve yakalamalara son vermeli ve dayanaksız yakalananlar serbest bırakılmalıdır. Hiç kimsenin faydasına olmayan gerginliklerden vazgeçilmelidir. Fitneyi uykuda biliyor ve uyandırmak isteyenlerin lanete uğramasını diliyoruz."şeklinde konuştu.
İlkha
