İslam, batının ve Avrupa’nın kaderi

İslam, batının ve Avrupa’nın kaderi

Ebu Bekir Reagan, “Avrupa’da çok ciddi manada artan bir Müslüman nüfus var.

Fahrettin Dede'nin haberi:

Artan Müslüman nüfusla birlikte insanların kafasında bazı sorular oluşuyor. İşte bu soru bütün Avrupa’yı dönüştürecektir. İslam’ın, Avrupa’nın kaderi olduğunu düşünüyorum” dedi.

22 sene önce Müslüman olan Almanyalı Müslüman Ebu Bekir Reagan, faaliyetleriyle adeta Almanya’da İslam’ın bayraktarlığnı yapıyor. Müslümanlar aleyhindeki medya faaliyetlerini, çıkardığı İslamische Zeitung gazetesiyle önleyen Reagan, aynı zamanda Avrupa Müslümanlar Birliği’nin de başkanlığını yürütüyor. İşte Reagan’la İstanbul’da yaptığımız söyleşiden yansıyanlar...

- Nasıl Müslüman oldunuz?

- Üniversitede okurken Avrupalı Müslüman öğrencilerle karşılaştım. Neye inandığımı sordular. ‘There is no god but Allah’ dedim. Sonra sorgulamaya başladım. Ve onlara katıldım. Kelime-i Şahadet getirdim ve Müslüman oldum.

- Müslüman olduktan sonra zorluk yaşamadınız mı?

- İlk başlarda tabii ki zorlandım. İsmimi değiştirdim. ‘Andreas’ olan ismimi ‘Ebu Bekir’ olarak değiştirdim. Sosyal çevreme, arkadaşlarımın bütün isteklerine ‘hayır’ diyerek cevap vermek zorunda kalıyordum. Babam Hıristiyan bir partinin temsilcisiydi.

BAĞIMSIZ YAŞADIM, MÜSLÜMAN OLDUM

- Babanız nasıl karşıladı Müslüman olmanızı?

- Babam ilk başta şok oldu. Beni anlamakta zorlandı. Babam şimdi vefat etti. Ama annem yaşıyor. O dönemde çok değiştirmeye çalıştılar beni. Ama ben kararımı vermiştim ve bu ciddi bir karardı. 

- Ne zaman Müslüman oldunuz?

- 1990 yılında, 22 sene önce İslam’la tanıştım...

- Peki o günden bugüne değişenler neler?

- Ben bugün “Alman Müslümanım” dediğimde çok dikkat çeken bir şey değil. Fakat 22 sene önce ilk Müslüman olduğumda bunu söylediğim zaman çok dikkat çeken bir durumdu... Christmast günü geldiğinde bütün arkadaşlarım o günü kutlarken çevremde bir tek ben kutlamazdım ve bu durum çok dikkat çekerdi... 20 sene önce Hacc’a ilk gittiğimde Mekke’de Hintli Müslümanlar, Türkiyeli Müslümanlar çağrılırken ben çağrılmazdım. Görevliye gidip, ‘Ben de Alman Müslümanım’ dedim. Görevli ‘Almanyalılar’ diye bağırdı. Bir tek ben ayağa kalktım. Ama bugün Hacc’a yahut Umre’ye gittiğimde ‘Almanyalılar’ diye bağırıldığında binlerce insan bulabiliyoruz. 20 sene öncesiyle bugün arasında büyük farklar var.

- Almanya’da Müslümanlara karşı karalama kampanyaları oluyor zaman zaman... Bu kampanyaların önüne geçmek için neler yapıyorsunuz?

- Bunlara cevap vermek için bir yayınevi kurduk. İslami kitapları bu yayınevinden çıkartıyoruz. Aynı zamanda aylık periyodla bir gazete çıkartıyoruz. İslamische Zeitung adındaki gazetemiz oldukça geniş kesimlere ulaşıyor ve bu Şubat ayında 200. sayımızı yayınladık.

- Yeni nesillerin İslam’la tanışması nasıl oluyor?

- Biz Müslüman olduğumuzda içimiz içimize sığmıyordu. Namaz kılarken, oruç tutarken hep ayrı bir heyecan vardı. Benim 3 çocuğum var. Bakıyorum ki çocuklarımız bizim kadar heyecanlı değil. Çünkü onlar İslam’ın kıymetini bizim kadar iyi anlayamıyorlar. Hepimiz Müslüman olarak doğduk ama onlar çocukluktan sonra da müslüman bir evde büyüdükleri için İslam’ın önemini yeterince idrak edemiyorlar. Müslüman bir anne-babanın çocukları olarak dünyaya geldikleri için onları yetiştirmek de özel bir çaba gerektiriyor.

- Avrupa’nın geleceğinde İslam nerede duruyor?

- Çok ciddi manada artan bir Müslüman nüfus var Avrupa’da... Fransa’dan İspanya’ya, Portekiz’den Almanya’ya kadar bu durum bütün Avrupa ülkelerinde böyle... Artan Müslüman nüfusla birlikte insanların kafasında bazı sorular oluşuyor. İşte bu soru bütün Avrupa’yı dönüştürecektir. İslam’ın, Avrupa’nın kaderinde var olduğunu düşünüyorum.

Yeni Akit