İnsana ağır bir zarar dokunduğu zaman bize yalvarır

İnsana ağır bir zarar dokunduğu zaman bize yalvarır

Ayet meali

A+A-

Bismillahirrahmanirrahim

Cenab-ı Hak (c.c), Yunus Sûresi 11-12. ayetlerinde meâlen şöyle buyuruyor:

11.Eğer Allah, insanlara hayrı acele istemeleri (sebebiyle verdiği) gibi şerri de hemen verseydi, elbette onların ecellerine (çabucak) hükmedilirdi. Artık bize kavuşmayı ummayanları, azgınlıkları içinde bırakırız da bocalayıp dururlar. (*)

12.Ve insana (ağır bir) zarar dokunduğu zaman, yanı üzerine (yatar) iken veya otururken yâhut ayakta iken bize yalvarır. Fakat biz ondan zararını giderince, sanki kendisine dokunan bir zarardan dolayı bize duâ etmemiş gibi (eski hâline) devâm eder. İşte isrâf edenlere, yapmakta oldukları şeyler böyle süslü gösterildi.

(*) Bu âyet-i kerîme, Mekke müşriklerinden Nadr b. Hâris’in: “Ey Allah’ım! Eğer senin katından gelen hak (Kur’ân) bu ise, üzerimize gökten taş yağdır” demesi üzerine nâzil olmuştur. (Celâleyn Şerhi, c. 3, 339)

“Nasıl ki küçük kabâhatleri işleyenlerin nâhiyelerde (küçük yerlerde) cezâları verilir. Büyük kabâhatliler de büyük mahkemelere gönderilir. Öyle de, ehl-i îmânın ve has dostların hükmen küçük hatâları, onları çabuk temizlemek için, cezâları kısmen dünyada ve hem sür‘atle verilir. Ehl-i dalâletin (kâfirlerin) cinâyetleri o kadar büyüktür ki, cezâları kısacık hayât-ı dünyeviyeye (dünya hayâtına) sığışmadığından, muktezâ-yı adâlet (adâletin gereği) olarak, âlem-i bekādaki mahkeme-i kübrâya (ebedî âlemdeki büyük mahkemeye) havâle edildiği için, ekseriyetle burada cezâya çarpılmıyorlar.” (Lem‘alar, 10. Lem‘a, 50)