İletişim yüzyılına girdik ama kimse birbirini anlamıyor

İletişim yüzyılına girdik ama kimse birbirini anlamıyor

Yazar ve senarist Tarık Tufan, Türkiye Diyanet Vakfınca gerçekleştirilen 36. Türkiye Kitap ve Kültür Fuarı kapsamındaki "Beyazıt Ramazan Sohbetleri"ne katıldı

A+A-

Beyazıt Devlet Kütüphanesi'ndeki söyleşide konuşan Tufan, günümüzde iletişim türlerinin çeşitliliğine işaret ederek, "Aslında konuşmak dediğimiz şey bazen fazladan bir şey. Biz bugün yaşadığımız dönemi anlatırken diyoruz ki 'iletişim yüzyılına girdik'. Bunu da çok iyi bir şeymiş gibi söylüyoruz. İletişimin güçlenmesi falan. Fakat bu çok da zannedildiği kadar iyi olmayabilir ya da bu bir ilerleme biçimi de olmayabilir. İnsanlık geriliyor olabilir. Bizim ilerleme diye kodladığımız, 'artık hepimizin birbiriyle daha çok iletişim imkanı var' dediğimiz şey, aslına bakarsanız bir imkan değil, içine düştüğümüz bir hal de olabilir. Bir düşüş olabilir bu." dedi.

İletişim yüzyılı kıyamet alameti

Tufan, "iletişim yüzyılı"nın kıyamet alameti olduğunu söyleyerek, şunları kaydetti: 
"İletişimin bu kadar çok gelişmesi, herkesin bu kadar çok birbiriyle konuşabilecek imkanlar bulması, aslında hep kıyamet alameti. Bu kadar çok iletişim imkanı, kanalı var fakat kimse, kendini gerçekten anlatabildiğini ve kendisini anlayabilen birisi olduğunu düşünmüyor. Ya da hepimiz numara yapıyoruz. Çünkü herkes kendini anlatamamak ve bir başkasının kendisini anlayamamasından şikayetçi. Herkes bundan mustarip. Kelimeler fazla yani. Gerçekten birini anlamak ve birine kendini anlatmak için konuşmaya lüzum olmaz."

Nasılsın diye sorduğunda, 'Emaneti gezdiriyoruz' diyor

İnsanların eşyayla kurduğu bağa da değinen Tufan, "Toprakla mülkiyet ilişkisi kurulması, modern bir zihindir. İnsanın kendi bedeniyle de mülkiyet ilişkisi kurması modern bir şeydir. Söylerken kulağa iyi geliyor olabilir, 'Benim bedenim' diyoruz ama öyle bir şey yok. Eskiler bu konuda çok daha titiz ve duyarlılar. Nasılsın diye sorduğunda, 'Emaneti gezdiriyoruz' diyor. Yani gelenek, insanın kendi bedeniyle bile mülkiyet ilişkisi kurmayı reddediyor. Biz şimdi her şey ile sahip olmak üzerinden bir ilişki kuruyoruz. Toprak, çocuk, aile, erkek, kadın diye her şeyle mülkiyet ilişkisi kuruyoruz." değerlendirmesinde bulundu.

Tarık Tufan, mülkiyet ilişkisi kurulmasının modern ve insanı yaralayan bir ilişki olduğunu söyleyerek, insanı özünden uzaklaştırdığını savundu.

Mutluluk arayışı pazarlama ve reklam amacıyla kullanılıyor

Günümüzde "mutluluk" arayışının pazarlama ve reklam amacıyla kullanıldığını dile getiren Tufan, şöyle devam etti: 
"Adam dondurma satıyor mutluluk üzerinden. Kıyafet, araba, ayakkabı satıyor mutluluk üzerinden. Her şeyi mutluluk kavramı üzerinden satıyor. Böyle delirmiş bir halde, insanlar mutluluğu satın alabileceğini düşünüyor. Bunda da mülkiyet ilişkisi var. 'Mutlu olmak zorundayım'. Çünkü bir yandan da 'Ben ne kadar da mutluyum' diye bunu göstermesi lazım. Fotoğraf çekecek. Facebook'ta paylaşacak. Gören arkadaşlarının buna ikna olması lazım."

Fransızların ağzına bakıyor, Veda Hutbesi'ni okumadı ki adam

Yazar Tufan, bir televizyon kanalının hava durumu yayını sırasında, Mekke, Medine ve Kudüs'ü "Uzaklar" başlığı altında verdiğine dikkati çekerek, "Kendi toprağından, kendi coğrafyandan bakamazsan hayata, uzaklık ve yakınlık ona göre değişir. Coğrafi konumlama böyle bir şeydir. 'Avro bölgesinde yaşarsın. 'Uzaklar' ve 'yakınlar' başka bir yer olur. Niye? Çünkü ayağı, zihni, kalbi bu toprakta değil. Her şeye batıdan bakıyor. O yüzden her şeyi algılama ve yorumlama dünyası, onların kelimeleri üzerinden." görüşünü dile getirdi.

Bunun, tercüme edilmiş bir duyarlılık biçimi olduğunu vurgulayan Tufan, sözlerini şöyle tamamladı: 
"Sahte. Gerçek değil. Türk aydınının bu ülkedeki en büyük trajedisi ve ihanetidir aynı zamanda. Tercüme bir zihni ve kalbi vardır. Aidiyetleri bu toprağa değildir. Duyarlılık dediği her şeyi Fransızca'dan öğrenmiştir. Hürriyet, eşitlik ve adalet kelimelerini duyduğunda, çocukça bir şaşkınlıkla Fransızların ağzına bakmıştır. Çünkü Veda Hutbesi'ni okumadı ki adam. Elindeki temel kaynağı, geleneği okumadı, bilmiyor. Adalet nedir, dünyasında yok. İlk kez duymuş gibi bakıyor. 'Adalet' dedi Fransız. Bu topraklar, adaletten zaten haberdardı. Böyle şey olur mu? Çünkü tercüme, Paris'ten duyduğu şey hoş geliyor. Yani toprakla kurduğun bağ, senin bütün yorumlarını etkiliyor."

Tarık Tufan, okurların yoğun ilgi gösterdiği etkinliğin ardından yöneltilen soruları cevaplayarak, kitaplarını imzaladı. AA

HABERE YORUM KAT

YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.
1 Yorum