İlahiyatçılardan açılıma destek
İlahiyat fakültesi öğretim üyeleri, hükümetin yürüttüğü 'Demokratik Açılım' çalışmalarının, Alevi açılımı gibi geç kalınmış fakat olumlu bir adım olduğunu belirterek, desteklediklerini ifade ettiler
Pınar Kaman'ın haberi
Ankara Üniversite öğretim üyesi İlhami Güler, "Konuşmaya, birbirimizi anlamaya ihtiyacımı var. Silahla olmuyor." dedi. Dicle Üniversitesi öğretim üyesi Ahmet Taşgın ise "Bu, kaçınılmaz hale geldi. Bir Kürt ve Alevi gerçeği var." diye konuştu.
Ankara'daki 3. Alevi Çalıştayı'nda verilen öğle arasında basın mensuplarının sorularını yanıtlayan ilahiyat fakültesi öğretim üyeleri 'Demokratik Açılım' çalışmalarına tam destek verdiklerini kaydetti.
Ankara Rixos Otel'de düzenlenen çalıştaya katılan Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. İlhami Güler, hükümetin demokratik açılımını desteklediğini belirterek, "Konuşmaya, birbirimizi anlamaya ve dinlemeye ihtiyacımız var. Silahla olmuyor." dedi. Güler, Alevi ve Sünnilerin, Türkler ve Kürtlerin yüzyıllardır aynı coğrafyada yaşadığını ve pek çok ortak paydası bulunduğunu, sorunların kendilerinin çözmesi gerektiğini söyledi. Cemevlerinin ibadethane sayılması, din kitaplarının Alevilerin istekleri doğrultusunda yazılması yönünde talepler bulunduğunu hatırlatan Güler, bu taleplerin de karşılanması gerektiğini ifade etti. Güler, "Devletin yapması gereken de budur." dedi.
Dicle Üniversitesi İlahiyat Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Ahmet Taşgın da hükümetin Kürt ve Alevi açılımlarını olumlu, fakat geç kalınmış bir proje olarak nitelendirdi. Taşgın, Hükümetin gerek Alevi açılımı, gerekse Kürt açılımını samimi ve içten bulduğunu söyledi. Türkiye'nin kendi içindeki zayıf halkaları kendisinin konuşması gerektiğini kaydeden Taşgın, "Bu kaçınılmaz hale geldi. Bir Alevi ve Kürt gerçeği var." dedi. Taşgın, Türkiye'nin küresel dünyada yer alabilmesi için bu sorunların üstesinden gelmesi gerektiğini belirtti. Bu açılımları olumlu ancak geç kalınmış bulduğunu kaydeden Taşgın, "Bölgedeki insanlar da umut ve heyecanla bekliyorlar." diye konuştu.
PROF. DR TAŞGIN: ALEVİLER KENDİLERİNİ NASIL TANIMLIYORSA ORADAN BAKMAMIZ GEREKİYOR
Aleviliğin geleneksel İslam bilimleri içinde yapılan tanımının daha da genişletilmesi, sosyal bilimler alanına kaydırılması gerektiğini söyleyen Taşgın, "Onların(Alevilerin) kendilerini nasıl tanımladıkları ve aktardıkları bir yerden bakmamız gerekiyor. Aleviler ne söylüyorsa öyle görmeliyiz." dedi. Taşgın, ilahiyat fakültelerinde akademik çalışma yapacak Alevi gençlere daha fazla fırsat tanınması gerektiğini vurguladı.
Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Hayri Kırbaşoğlu ise Aleviliğin, 'Eline, diline, beline sahip ol' ilkesinin küresel ölçekte, ulusal, sosyal ve küresel problemlere, emperyalizmden tüketim toplumundan, nükleer tehdide varıncaya kadar kuşatacak şekilde yorumlandığı taktirde Aleviliğin kendi varlığını sürdüreceğini ifade etti. Kırbaşoğlu, "Aksi halde birkaç nesil sonra modern eğitim almış, şehirleşmiş Alevi kesimler için Aleviliğin mitolojik bir efsane yığını görünümü arz edecek." dedi.
