Hutbeyi Şamiye 100 yıl sonra minberde

Hutbeyi Şamiye 100 yıl sonra minberde

Said Nursi'nin, çağın problemlerine merhem olarak sunduğu Hutbe-i Şamiye 100 yıl sonra Şam'daki Emevi Camii'nde bir kez daha minbere çıktı.

100 yıl önce Şam Emevi Camii´nde 10 bin kişilik bir topluluğa Hutbe-i Şamiye isimli nutkuyla hitap eden Bedüzzaman Said Nursi´nin aynı nutku, tam bir asır sonra aynı minberde yeniden okundu.

Bir asır öncesinden bugüne seslenen Sadi Nursi´nin Hutbe-i Şamiye´si, onlarca ilim ve fikir adamının katıldığı bir sempozyumla ele alındı, tartışıldı…

Bediüzzaman, okunduğu gibi önce Arapça daha sonra Türkçe olarak yayınlanan Şam Hutbesi´nde Avrupalıların ilerlemelerinin ve Müslümanların geri kalmasının sebebinin altı temel hastalık olduğunu vurguluyor ve bu sebepleri şöyle sıralıyor:

“Ye´sin, ümitsizliğin içimizde hayat bulup dirilmesi. Sıdkın, doğruluğun sosyal ve siyasal hayatımızda ölmesi; adavete, yani düşmanlık-çatışma-kutuplaşmaya muhabbet- imanlı insanları birbirine bağlayan rabıtaların bilinmemesi, istibdat ve şahsi menfaatlerin her şeyin üstünde tutulması…”

100 yıl önce tespit edilen ve bugün de hala güncelliğini koruyan altı hastalığa karşı ilaçlarını, reçetelerini de şöyle ortaya koyuyor:

“El emel.” Yani, rahmet-i İlahiden kuvvetli ümit beslemek. Eğer biz İslam ahlakını ve olgunluğunu hayatımızın her safhasında uygulasak, sair dinlerin tabileri de İslam´a girerler. Kur´an bize; “Aklına bak. Neden bakmıyorsunuz? İbret almıyorsunuz? Bil! Meşveret et!” der. Bu hitaplar bizim içindir. Sıdk ve doğruluk içtimai hayatımızın temelini teşkil eder. Riyakarlık, yalancılık, dalkavukluk alçakça bir yalancılıktır. Evet, her söylediğin doğru olmalı; fakat her doğruyu söylemek doğru değildir. Her söylediğin hak olmalı; fakat her hakkı söylemeye senin hakkın yok. Muhabbete en layık şey muhabbettir. Ve husumete en layık sıfat husumettir. Biz muhabbet fedaileriyiz; husumete vaktimiz yok!