Hukuk dini dikkate almalı

Hukuk dini dikkate almalı

Bundan sonra hayatın hemen her alanında dinî inançları istikametinde düzenleme yapılmasını isteyen kitlelerle karşılaşacağız

Risale Haber-İngiltere'de yaşayan Müslümanların ailevi problemlerinde İslam hukukuna göre hüküm veren mahkemelerin kurulmasını yeni bir olay olmadığı hatırlatan Zaman yazarı Ahmet Kurucan, toplumsal sözleşme esası üzerine kurulu siyasî yapılanmalarda devletin vatandaşının dinî inanış ve tatbikatına birebir müdahale etmediğini ifade etti.

Kurucan, "Başka bir tabirle siyasî otorite olarak dinî olanı, ahlakî olanı belirlemeye kalkmıyor. "Şuna inanacaksın, buna inanmayacaksın, inancını şöyle uygulayacaksın" türünden baskıcı yönetimleri hatırlatan zorlamalara girmiyor. Onların kendi inançları istikametindeki isteklerine temel hak ve hürriyetler zaviyesinden bakıyor" dedi.

İngiltere örneğinin yeni olmadığına dikkat çeken Kurucan, ilk uygulamanın peygamberimiz zamanında görüldüğünü anlatarak yazısını şöyle sürdürdü:

"İngiltere'yi merkeze alarak söylemeye çalıştığımız devletin din karşısındaki bu tavrı İslam'ın temel değerlerine ve Hz. Peygamber (sas) dönemi başta 15 asırlık siyasî kültürümüze muvafık olduğu gözden kaçırılmamalıdır. Tek başına Medine vesikası ve Efendimizin (sas) başkanlığını yaptığı Medine şehir site devleti bu felsefenin bütünüyle tatbik edildiği teori ve pratiklerdir. Konuya aşina olan herkesin bildiği gibi Medine vesikasına imza atan Medine Yahudileri, müşrikler devlet çatısı altında birlikte yaşamanın getirdiği mükellefiyetlerde Müslümanlarla ortak, evlenme, boşanma gibi ailevî meseleler başta, özel alanı ilgilendiren konularda ise kendi inançları veya kabile örfleri istikametinde uygulama serbestisine sahiplerdi.

"Devletin din karşısında tarafsız ama kayıtsız olmayan bu tutumu son tahlilde halk nezdindeki meşruiyetini sağlamlaştırmanın yanında toplumsal hayattaki muhtemel boşlukların ve kaosların oluşumunu engellemesi itibarıyla da takdire şayandır.

"Pekâlâ İngiltere'de başlayan bu tatbikatla kim kazanıyor, kim kaybediyor? Bence burada hem devlet hem de vatandaş kazanıyor. Kaybeden yok. Başka bir anlatım tarzıyla "win-win/kazan-kazan" felsefesi kendini bütün çıplaklığı ile gösteriyor. Devlet kazanıyor; vatandaşının dinî inançlarına göre evlenmesi ve boşanmasına zemin hazırlayarak vatandaşı nezdindeki meşruiyetini pekiştiriyor.

"Bundan sonra ibadetten muamelata hayatın hemen her alanında kendi dinî inançları istikametinde düzenleme yapılmasını isteyen kitlelerle karşılaşacağız. Bu yakın geleceği şimdiden görüp hukukî düzenlemeler yapmak isteyen siyasî idare ve iradelere hatırlatılır. Unutmamak lazım; "siyaset, hadiselere tekaddüm sanatıdır." Bu sanatı icra edebilen iradeler, iradenin hakkını hakkıyla veren idarelerdir.