MİSAFİR KALEM

MİSAFİR KALEM

Hiçbir Kaba Sığmayan Nur: Mümin, Salih ve Muslih Olmak

Dr.İbrahim Özcan

İnsan olmak, varlık halkası içinde sunulmuş en büyük onur ve en ağır emanettir. Elbette bu onurun bir yükümlülüğü, bu emanetin de bir bedeli vardır. İnanç, kalpte kök salan bir iddia olduğu sürece kişisel bir huzur vesilesidir; Fakat hayatın akışı, bu iddianın eyleme dönüşmesini, yani tasdikten tahkike, sözden ahlaka evrilmesini talep eder. Bu yüzden İslam geleneğinde sıkça vurgulandığı gibi, sadece Müslüman olmakla iktifa etmek yetmez; kalbin derinliklerine inşa edilmiş bir teslimiyetle "mümin" sıfatını kuşanmak icap eder. Mümin olmak, hayatın her zerresinde ilahi rızayı gözetmenin, imanı amelle taçlandırmanın adıdır.

İmanın amelle buluştuğu nokta "salih amel"dir. Salih amel işleyen, güzel ahlakla bezenen kimselere "salih" denir. Fakat merhum Mehmet Akif’in ve ulemanın işaret ettiği gibi, bir insanın sadece salih olması, kendi köşesinde ibadetle meşgul olup selameti araması da yetmez. Salih olmak bireysel bir olgunluk iken, "muslih" olmak toplumsal bir sorumluluktur. Muslih; bozulmaya yüz tutmuş bir düzende ıslah edici olan, etrafına nur saçan, cemiyetin dertleriyle dertlenen ve toplumu imar etme gayreti güden şahsiyettir. Güzellikleri bilmek ve yaşamak muhakkak ki değerlidir; lakin bundan çok daha elzem olanı, yaşanan güzelliğin başkaları tarafından da paylaşılmasına vesile olmaktır. İyiliği emretmek, kötülükten sakındırmak ve bunu yaparken en güzel surette örnek olmak, her basiretli insanın omuzlarındaki nebevi bir mirastır.

Her asırda ibadet eden, zikirle meşgul olan, kendi çapında salih pek çok insan bulunmuştur ve bulunacaktır. Tarihin hiçbir döneminde Hakk'ı sevenler eksik olmamıştır. Ne var ki asıl yokluğu çekilen, kriz anlarında yön gösteren, fırtınalı denizlerde gemiyi selamete çıkaran "muslihler"dir. Islah edici şahsiyetler, çağın hastalıklarını doğru teşhis eden ve Kur'ani reçeteleri asrın idrakine sunan rehberlerdir. Bu mertebe kopmaz bir silsile izler: Mümin olmadan salih olunamaz; salih olmadan da muslih olmak kabil değildir. Çünkü muslih, ilmini yaşayan, hal diliyle etrafını aydınlatan örnek kişidir. O, sadece konuşan değil, savunduğu değerlerle yaşayan insandır.

Bu rehberlik silsilesi, toplumun her katmanında farklı suretlerde tecelli eder. Kimi zaman bir köy odasında akil bir kanaat önderi, kimi zaman kürsüde hakkı haykıran bir hoca, kimi zaman mihrapta bir müftü, kimi zaman da adaletle hükmeden basiretli bir lider olarak karşımıza çıkar. Halkın tüm tabakaları arasında bu nevi şahsiyetler, toplumu güzel idare eden, nesillerin ihyasına ve inşasına vesile olan manevi mimarlardır. Onların varlığı, toplumun sigortasıdır; zira onlar sayesinde cehalet karanlığı ilimle, nifak ve tefrika ise kardeşlik hukukuyla yer değiştirir.

Geçtiğimiz hafta sonunda, asrımızın en büyük mütefekkirlerinden ve manevi mimarlarından biri olan Bediüzzaman Said Nursi Hazretleri r.a. yâd edildi. Toplumun farklı kesimlerinin katıldığı sempozyumlar, bu büyük zatın asrın müceddidi olarak bıraktığı muazzam mirasın ne kadar canlı olduğunu bir kez daha gözler önüne serdi. O, akıl ve mantığı Kur'an'ın nuruyla harmanlayarak, asrın fen ve felsefe taassubuna karşı İslâm hakikatlerini parlak bir şekilde müdafaa etmiştir. Yazdığı Şualar, Lem'alar ve Risale-i Nur külliyatı, sadece birer ilmî eser değil; aynı zamanda bu asrın insanının zihnini berraklaştıran, kalbini imar eden ve imanını taklitten tahkike çıkaran birer iman selameti vesilesidir.

Bugün ülkemizin sağduyusuna, huzuruna ve birlik bilincine katkı sunan en önemli dinamiklerden biri, bu eserlerin doğru anlaşılmasıdır. Üstadı ve onun bıraktığı mirası anmak, sadece geçmişi yad etmek demek değildir; aynı zamanda bugünün dünyasına Kur'an ahlakıyla bakabilmek, aklın ve kalbin selametini koruyabilmek demektir. Çok şükür ki, kimse incinmeden, önyargılardan arınmış bir biçimde basiretli insanlar artık Üstadı ve davasını daha derinden anlamaya başlamıştır. Toplumun her kesimi, onun eserlerindeki ihlas, sadakat, fedakârlık ve iman hakikatlerinin bu topraklar için ne kadar hayati olduğunu idrak etmektedir.

Özellikle asrımızın gençliği, hızla dijitalleşen, değerlerin aşındığı ve manevi boşlukların derinleştiği bir girdapla karşı karşıyadır. Bu girdaptan kurtulmanın, gençleri ahlaklı, vatanına ve milletine bağlı, inancını idrak etmiş fertler olarak yetiştirmenin yegâne yolu, onları İslami terbiye ve Kur'an'ın sarsılmaz sığınacağıyla buluşturmaktır. Bediüzzaman'ın eserleri, gençlerin akıllarındaki istifhamları gideren, bilimin inançla çatışmadığını, aksine hakikati anlama aracı olduğunu gösteren eşsiz birer rehberdir. Gençlerimizin bu eserlerle hemhal olması, onların hem dünya saadetini hem de ahiret selametini teminat altına alacaktır.

Sözün özü; dünü anlamak bugünü kurtarır, bugünü doğru okumak ise yarını inşa eder; muslih şahsiyetlerin izinden yürüyen, gençliğine sahip çıkan ve Üstadın işaret ettiği imanî hakikatleri idrak eden bir toplum, her türlü fitnenin üstesinden gelebilecek kudrettedir. Yeter ki bizler, sadece Müslüman olmanın ötesine geçip salih ve muslih birer mümin olabilme gayretini kuşanabilelim; bu hakikat ikliminde Kur'an ve Sünnet ışığında ter dökerek eserler kaleme alan alimlerin mesajlarını idrak edelim ve hayatın her alanında istişarenin paha biçilemez değerini anlayalım.

Malumunuz: Risale-i Nur'un iman ve Kur'an hakikatlerine sadakatle sarılanlar, nefislerini ıslah ederek kardeşlik bilincini kuşanmakta; birliğimizin, beraberliğimizin ve "terörsüz Türkiye" hedefimizin en büyük sağduyu teminatını oluşturmaktadır. Bugün bu mukaddes gaye etrafında yazanıyla okuyanıyla, meşverete sadık ehl-i hizmetiyle ve ülkenin mukadderatıyla mesul olan siyasetçisiyle her kesimin el ele vermesi hayati bir mecburiyettir; zira kalplerin Hak'ta birleştiği, meşveretin rehber edinildiği her adım, hem ferdi huzurun hem de toplumsal barışın en sağlam teminatıdır.

"Rabbim! Bize gönderilmiş olanların hıfzını, peygamberlerin ilhamını ve evliyaların fehm ü idrakinden istifade etmeyi nasip eyle.

Bizleri; salih kullarından eyle ve bu dünyayı güzelleştirmeye, ıslah etmeye çalışan gayretli, hakiki müminlerden kıl. Amin."

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.