Hayra götüren bir ilmi bana öğretmen üzere sana tâbi olabilir miyim?

Hayra götüren bir ilmi bana öğretmen üzere sana tâbi olabilir miyim?

Ayet meali

A+A-

Bismillahirrahmanirrahim

Cenab-ı Hak (c.c), Kehf Sûresi 66-78. ayetlerinde meâlen şöyle buyuruyor

66 . Mûsâ ona: “Sana öğretilenden, hayra götüren bir ilmi (Ledün ilmini) bana öğretmen üzere sana tâbi‘ olabilir miyim?” dedi.

67 . (Hızır, cevâben şöyle) dedi: “Doğrusu sen, berâberimde sabretmeye aslâ güç yetiremezsin!”

68 . “Hem içyüzünü kavrayamadığın (ve zâhiren yanlış anlaşılan) bir şeye (bir peygamber olarak) nasıl sabredeceksin?” (dedi).

69 . (Hızır’ın, kendi bildiği ölçülerle hareket edeceğini düşünen Mûsâ:) “İnşâallah sen beni sabırlı bulacaksın ve sana hiçbir işte karşı gelmeyeceğim!” dedi.

70 . (Hızır:) “O hâlde bana tâbi‘ olursan, artık (ben) sana ondan söz açıncaya kadar (yaptığım) hiçbir şey hakkında bana soru sorma!” dedi.

71 . Bunun üzerine ikisi gittiler; nihâyet gemiye bindikleri zaman, (Hızır) onu (o gemiyi tehlikeli olmayacak yerinden) deldi. (Mûsâ:) “Onu, içinde bulunanları boğmak için mi deldin? Gerçekten müdhiş bir şey yaptın!” dedi.

72 . (Hızır:) “Doğrusu sen, berâberimde sabretmeye aslâ güç yetiremezsin, dememiş miydim?” dedi.

73 . (Mûsâ:) “Unuttuğum şeyden dolayı beni mes’ûl tutma ve bu işimde (seninle berâber olmakta) bana bir güçlük yükleme! (Beni ma‘zur gör!)” dedi.

74 . Yine (berâberce) gittiler; nihâyet bir erkek çocuğa rastladıkları zaman, (Hızır) tuttu onu öldürüverdi. (Mûsâ:) “Bir cana karşılık olmaksızın ma‘sum bir cana mı kıydın? Gerçekten çok çirkin bir şey yaptın!” dedi.

75 . (Hızır:) “(Ben) sana: ‘Doğrusu sen, berâberimde sabretmeye aslâ güç yetiremezsin!’ dememiş miydim?” dedi.

76 . (Mûsâ:) “Eğer bundan sonra sana bir şeyden sorarsam, artık beni arkadaşlığa kabûl etme; gerçekten benim tarafımdan (ma‘zur sayılabileceğin) bir özre ulaştın” dedi.

77 . Yine (berâberce) gittiler; nihâyet bir şehir ahâlîsine (Antakya’ya) vardıklarında, oranın halkından yiyecek istediler; fakat (onlar) bu ikisini misâfir etmekten kaçındılar. Derken orada (sanki) yıkılmak isteyen bir duvar buldular; (Hızır) hemen onu doğrulttu. (Mûsâ:) “İsteseydin buna karşı elbette bir ücret alırdın” dedi.

78 . (Hızır) şöyle dedi: “İşte bu (soruyu sorman) benimle senin aramızın ayrılmasıdır. (Şimdi) kendisine sabretmeye dayanamadığın şeylerin iç yüzünü sana haber vereceğim.”